Tatil Bir Fırsat Eğitimidir

17.10.2012
25
Tatil Bir Fırsat Eğitimidir

Erdoğan YılmazBelki bazılarımız hiç yapamadı ama bir çok aile için tatilin sonu gözüktü… Umarım ve dilerim bu dönem, okulların açılmasından önce, özellikle çocuklarımız için “etkin bir dinlenme ve öğrenme” fırsatı olmuştur.

Erdoğan YILMAZ
Eğitimci

Ben, kısa ya da uzun, gezi ve tatilleri aile bireyleri arasında, birlikte öğrenme, etkin bir iletişim ve paylaşım, yeni ve ilginç bilgi, birikim ve deneyimler kazanma olanağı olarak görüyorum. Nedenim açık: Her tatil eğlence ve dinlence olduğu kadar “etkin dinlenme”yi becerebilirsek aynı zamanda bir “öğrenme” yani “fırsat eğitimi”ne dönüşebilir.

Bu düşüncemi şöyle de ifade edebilirim: Kısa ya da uzun tatiller, dinlenme ve eğlence amaçlı olduğu kadar bir “fırsat eğitimi” yaratacak biçimde düzenlenebilirse, kazanılanlar eğlence ile sınırlı kalmaz. Dinlenip eğlenirken, o süreyi aynı zamanda bir fırsat eğitimine dönüştürebilmişsek, eve dönüşte “ne güzel eğlendik, dinlendik” dediğimiz gibi “ne gördük, ne yaşadık, bunlardan ne öğrendik” değerlendirmesi, tatilden ne kadar karlı çıktığımızı ortaya koyar. Bu azımsanmayacak bir başarıdır ve bence tatil o zaman amacına ulaşmış demektir.

Öğrenme belki hep iyi, güzel, öyle kocaman ve çok görünür bir konuda da olmayabilir. Olsun, bazen doğada bulunan ve görülen bir ağaç, bir deniz kabuğu, bir canlı, doğal bir durum ya da bir olay “fırsat eğitimi”ne ortam yaratır. Konumuz her neyse ve yeterli ilgi-merak yaratmışsa eve dönüşte iş biraz daha ayrıntılı bir incelemeye dönüştürülerek paylaşım sürdürülebilir; öğrenme daha güçlü ve kalıcı kılınabilir. Aslında böylece çocuklarımızın uzun süre anımsayacakları küçük bir hazine yaratmış, onların olumlu davranışlar geliştirmelerine katkı sağlamış oluruz. Hele bir de görülen, bulunan, ilgimizi çeken, (bir ağaç ya da deniz kabuğu, yaprak, dal parçası, taş vb.) bir obje evimize misafir olmuş, küçük bir koleksiyonun ilk adımları atılmış, çocuklarımızın ilgi ve merakları daha da tahrik edilmişse…

Bunları özellikle çocuklarımız için düşündüğümüzü belirtiyoruz ama etkin dinlenme ve eğlenirken öğrenme fırsatı bulmak, kuşkusuz yetişkinlerin de hakkıdır. Yetişkinlerin bir de çocuklar için rol-model oluşu dikkate alınırsa bu saptamanın önemi daha iyi anlaşılır. Öğrenme ilgi ve merakı donmuş bir yetişkinin çocuğu üzerinde yaratacağı etki ve  sonuç ne yazık ki böylesine bir zengin fırsatın kaçırılmasına yol açar. O nedenle  tatilde de “ne ektiğimiz”e dikkat etmek, “biçececeklerimiz” için bir ön koşuldur. Sonra, böyle bir kaygısı olmayan hiç kimse, çocukları için “hiç merakı ve ilgisi yok” falan demesin!.. Böyle diyenlere çocuklarımızın da bir gün “önce kendinize bir bakın” demek hakları olmaz mı?

Bir de şu var: “Dinlenme”ye “etkin” sıfatı taktığım herhalde dikkatinizden kaçmamıştır. Çünkü tatil deyince ilk akla gelen sadece denizde yüzmek, kumda yatmak ve güneşte yanmak oluyor. Bir çoğumuz daha tatile girmeden haftalar önce “haber bile dinlemeyeceğim, gazete okumayacağım, elime kağıt kalem almayacağım” gibisinden sözleri neredeyse yemin billaha dönüştürerek,  yüksek sesle ve övünerek  söylüyor. Acaba bunları duyan çocuklarımız bizden ne öğrenmiş olabilir? Ben bunu düşünmek ve yazmak bile istemiyorum…

Bırakın onlara örnek ve model olmayı, bu sözleri kaydettiğimiz bir zihinle biz önce kendimize ışıksız ve kısır bir daire, bir kafes yaratıyor ve içine hapsol muyor muyuz?… “Onca yorgunlukla geçen bir yıldan sonra buna hakkım var” dediğinizi duyar gibiyim. Peki, böyle düşünüyorsanız düşünün, ama bu düşünceniz bence kendinize kalsın ve isterseniz çocuklarınızın yanında onları en azından yüksek sesle dillendirmeyin…

Aslında konuya şöyle de bakabiliriz: Ne deniz, ne kum, ne güneş, ne eğlence, etkin dinlenmeye ve öğrenmeye, bunları ailede paylaşıma, yani fırsat eğitimine, karşıttır. Tam tersine onlar kolaylıkla bir eğitim aracı haline getirilebilir. Bir düşünsenize, kumdan kaleler kurarken ya da yüzerken, suyun kaldırma gücünden bir şey inşa etmeye ve sorun çözmeye kadar ne çok şey öğrenilebilir…  Hele bir de yakınlardaki bir ören yerinde binlerce yıl öncesinden kalan yapıtları görmek, bugüne taşıdıkları iletilerini anlamaya ve yorumlamaya çalışmak,  bir dolu soru bularak merak ve ilgimizi güçlendirmek, bizim için de çocuklarımız için de gerçekten tam bir düşünme ve öğrenme fırsatıdır. Bunun dinlenmeye de bir zararı olmaz!..

Deniz, kum ve güneş ortamında bu tür bir öğrenme, aslında birbirlerine anlam katacak, farklı etkinliklerle birbirini destekleyecek, tekdüzeliği bozacak bir nefes alma fırsatı da yaratabilir. Sonra denize ve kuma, daha taze bir istek ve coşkuyla yeniden dönerek eğlenebiliriz… Yani önemli olan zihnimize çizdiğimiz  “tatilde hiçbir şey yapmama, okumama, haber bile dinlememe” resmi yerine “etkin dinlenme” ve “fırsat eğitimi” resmi olursa, yaşadıklarımızı daha anlamlı kılar, kazanımlarımızı çoğaltabiliriz.

Daha da önemlisi çocuklarımız, öğrenmenin önünde bizi sınırlayan kısır dairelerin olmadığını öğrenir ve dinlenip eğlenirken de, her yerde, her ortamda ve her koşulda öğrenme fırsatı bulunduğu bilincine varabilir, öğrenmenin zevkini alır. Basit gibi gözüken bu kazanım alında okulda da, yaşama hazırlanırken de çok yönlü katkılar sağlar, bireyi zenginleştirir. Bunu başarmak gerçekten çok önemli ve yararlı hatta bazen yaşamsal bir değer oluverir.

Şöyle söylersek belki biraz daha pragmatist ve somut bir yaklaşımla daha kolay anlatabiliriz düşüncemizi: Bu tür tutum ve alışkanlıklar, (koşullar ne olursa olsun belli bir konuya odaklanma, ilişkiler kurma, sebep sonuç bağlantılarını yakalama, anlama hızını artırma, çabuk kavrama, yeni olay ve durumlara daha kolay uyum gösterme ve sorun çözme gibi) çeşitli beceriler kazandırarak çocuklarımızın derslerinde ve sınavlarında daha başarılı olmasına katkı bile sağlar. Çünkü sınavlar artık böyle hazırlanmış sorulardan oluşuyor. Unutmayın kalıcı bir öğrenmenin ve başarının temeli, ilgi ve merak geliştiren bu tür becerilerin altında yatar ve onlara sahip olduğumuz ölçüde bizi farklı kılar.

Başka bir değişle öğrenme okulun sınırları ve duvarlarını aşarak topluma ve doğaya taşındığında, yani gerçek ve doğal yolla yapıldığında, yaşayarak gerçekleştiğinde daha kalıcıdır. Bunun için tatiller, kendimizden başlayarak çevremizde var olan her şeye doğru halkalar halinde genişleyen bir keşfetme ve öğrenme fırsatıdır ve bu fırsat bence kaçırılmamalıdır.

Unutmayalım, insan olarak doğrudan biz, etrafımızdaki her şey, doğa, dünya ve evren; denizi, kumu, güneşi, ağacı, bitkisi, taşı toprağı, kabuğu ile çok önemli ve doğal bir laboratuardır. Önemli olan ona bakmasını ve orada olup biteni okumasını, onu anlamlandırmayı, ondan yararlanmayı ve kullanmayı bilmekten geçer… Bunu yapan ailelerin çocuklarına okulda da yaşamda da başarının kapılarını daha kolay açacağına ve sorunları daha kolay çözebileceğine inanıyorum.

Şimdi ya da yarın, kısa ve uzun her tatili bir eğitim fırsatı olarak değerlendirmek, sonra da “ne gördük, ne yaşadık, ne öğrendik” değerlendirmesini yapmak size kalıyor.

YAZAR BİLGİSİ
Hergün güncellenen haberleri ve birbirinden özel yazarları ile takipçilerine çok özel bir dünyanın kapılarını aralayan SAGLİKVEYASAMDERGİSİ.com.tr, internette dergi standartlarında takipçilerine sağlıklı yaşamın renklerini sunuyor. Sağlıklı Yaşamın Pusulası’ olan www.saglikveyasamdergisi.com.tr sitesi Sağlık & Yaşam Dergisi’nin yazılı basındaki başarısının sanal ortamdaki en büyük destekçisidir.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.