Meme Kanserinde Ezber Bozan Gerçekler

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, meme kanserinde ezber bozan gerçekleri açıkladı: Meme kanseri tek bir hastalık değil her tümörün kendine özgü bir “parmak izi” var, evre aynı olsa da tedavide farklılık olabilir, her hastanın kemoterapi alması gerekmiyor. Tedavi rotası: kanser hücrelerinin içinde saklı.
—
Dünyada yılda 2,5 milyon, Türkiye’de ise yaklaşık 25 bin kadını etkileyen meme kanserinde yeni nesil tedaviler umut olurken uzmanlar ezber bozan gerçekleri açıkladı: Meme kanserinin tedavisi: kanser hücrelerinin içinde saklı. Bilim insanları artık tümörün yalnızca büyüklüğüne ya da yayıldığı bölgeye değil, genetik ve biyolojik özelliklerini de dikkate alıyor. Kanserin nasıl davranabileceği ve hangi tedaviye yanıt verebileceği saptandıktan sonra harekete geçiliyor.
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği’nin Meme Kanseri Farkındalık Ayı ve 15 Ekim Dünya Meme Sağlığı Günü kapsamında İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında, meme kanserine ilişkin çarpıcı bilgiler paylaşıldı.
Kanserin Kimlik Kartı Tedaviyi Belirliyor
Prof. Dr. Yeşim Eralp, meme kanserinin sanıldığı gibi tek bir hastalık olmadığını belirterek her tümörün farklı biyolojik özellikler taşıdığını vurguladı. Eralp, “Birinci evrede tanı konulan bazı hastalarda metastaz görülebilir. Bu nedenle yalnızca hastalığın evresini bilmek, en uygun tedaviyi belirlemek için her zaman yeterli olmuyor. Patolojik ve gerektiğinde genetik incelemelerle tümörün adeta kimlik kartı çıkarılıyor. Bu bilgiler sayesinde hangi hastanın kemoterapiye, hangisinin hormon tedavisine veya hedefe yönelik ilaçlara ihtiyaç duyduğu belirlenebiliyor. Kemoterapi doğru hastada kullanıldığında iyileşme sağlayabilen güçlü bir tedavi ama amaç her hastaya kemoterapi vermek değil, her hastaya doğru tedaviyi uygulamak”
Akıllı ilaçlar, immünoterapiler ve kemoterapi moleküllerini kanser hücrelerine taşımayı hedefleyen yeni nesil ilaçlar da bu kişiselleştirilmiş yaklaşımın önemli parçalarını oluşturuyor.
10 Hastadan 9’unun Ailesinde Kalıtsal Bir Neden Saptanmıyor
“Ailemde meme kanseri yok, bana bir şey olmaz” düşüncesi ise kadınların en sık düştüğü yanılgılardan biri. Prof. Dr. Handan Onur Topuzlu, meme kanserlerinin yalnızca yaklaşık yüzde 5-10’unun kalıtsal genetik yatkınlıkla ilişkili olduğunu belirterek aile öyküsü bulunmayan kadınların da risk altında olduğunu hatırlattı. Topuzlu, “Türkiye’de hastalık Avrupa’ya kıyasla daha genç yaşlarda görülüyor. Avrupa’da 58-60 iken Türkiye’de 47-49. Üstelik meme kanseri yalnızca kadınları etkilemiyor. Yaklaşık her 100 kadın hastaya karşılık bir erkek de bu hastalığa yakalanıyor. Erkeklerde tarama sistemi yok, tedavi biraz daha zor” dedi.
Korkulan Mamografi, Kanseri Belirti Vermeden Yakalayabilir
Mamografi çektirmekten korkan kadınlara ise Prof. Dr. Gül Başaran’dan önemli bir hatırlatma geldi. Mamografinin meme kanserinin erken tanısında altın standart olduğunu belirten Başaran, kullanılan düşük doz radyasyonun olası risklerinin erken tanının yararlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Başaran, “Mamografi sayesinde henüz elle fark edilemeyen küçük tümörler ve bazı şüpheli değişiklikler saptanabiliyor. Hücrelerde DNA hasarını onarmak ve kontrolsüz büyümeyi engellemekle görevli tümör baskılayıcı BRCA1 ve BRCA2 genlerinde kalıtsal değişiklik taşıyan yüksek riskli kadınlarda ise; genetik danışmanlık ve meme MR’ı gibi ek tarama yöntemleri gündeme gelebilir” bilgisini paylaştı.
Türkiye’de KETEM’lerde ücretsiz taramalar yapılırken, toplantıda paylaşılan bilgilere göre 2025 yılında birinci basamak sağlık hizmetleriyle birlikte yaklaşık 8 milyon kadına tarama hizmeti sunuldu.
Şifa Ararken Tedaviyi Riske Atmayın
Kanser tedavisi sırasında kullanılan bitkisel karışımlar da uzmanların uyarıları arasındaydı. Prof. Dr. Özlem Sönmez, doğal olarak bilinen her ürünün zararsız olmadığını, bazı bitkisel takviyelerin kanser ilaçlarıyla etkileşime girerek tedaviyi olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.
Prof. Dr. Başak Oyan Uluç ise tedavi tamamlandıktan sonra da düzenli kontrollerin bırakılmaması gerektiğini belirterek egzersiz, sağlıklı beslenme ve kilo kontrolünün önemine dikkat çekti.
Meme Kanserinde En Güçlü Silah: Bilgi
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser olduğunu hatırlatarak doğru bilgiye ulaşmanın önemini vurguladı. Türkiye’deki onkologların güncel tedavi seçeneklerini yakından takip ettiğini belirten Eren, hastaların bilimsel temeli olmayan yöntemler yerine uzman hekimlerin önerilerine güvenmeleri gerektiğini söyledi.
Uzmanların ortak mesajı ise açık: “Erken tanı hayat kurtarır, doğru tedavi yaşamı değiştirir.”







