Parmak Karıncalanıp Uyuşuyorsa

Karpal Tünel Sendromu parmak ve ellerdeki sinir sıkışmalarının sonucunda oluşur. Sorun önemsenmez ve tedavisi geciktirilirse maalesef kalıcı sinir ve kas hasarına neden olabilir. Bilek yapısı, çalışma koşulları bazı sağlık sorunları gibi pek çok neden buna zemin hazırlar.
Op. Dr. Bahadır Ay
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı
Karpal Tünel Sendromu, el parmakları hareket-duyu sağlayan sinirin, bilek seviyesinde sıkışmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Öncelikle baş, işaret, orta parmakta uyuşma ve karıncalanma ile başlar. Daha sonra, elde ve bilekte yanıcı ağrı ile tüm elde güç kaybı ve zayıflık ortaya çıkar. Daha çok 40-60 yaş grubunda görülen bu sorun kadınlarda, erkeklere oranla iki-beş kat daha çok görülüyor.
Ne zaman hekime başvurulmalı?
Karpal Tünel Sendromunun varlığını düşündürücü belirtiler varsa ve bu sorunlar hastanın gündelik hayatını etkiliyor, uyku düzenin bozulmasına neden oluyorsa, zaman kaybetmeden hekime başvurulmalı.
İlk adımda nasıl tedavi ediliyor?
Hastalığın erken döneminde; el bileği hareketlerinin kısıtlanması, bileklik kullanmak, günlük yaşam aktivitelerini düzenlemek, belli bazı hareketlerden kaçınmak şikayetleri azaltıyor. Bunlara ek olarak alınacak anti-enflamatuar ilaçlar da belirtileri hafifletebiliyor.
Ne zaman cerrahi müdahale gerekiyor?
İlk adımda uygulanan tedaviye rağmen şikayetler devam ediyorsa, hastalığı ilerlemiş kişilerde cerrahi müdahale gerekebiliyor. Bu müdahele, el bileğine yapılan çok küçük bir kesi ile lokal anestezi altında yapılıyor. Operasyon, ortalama 15-20 dakika sürüyor. Hastanın ameliyat sonrası hastanede yatması gerekmiyor, aynı gün eve gidebiliyor. Ameliyat sonrası hastaların yüzde 85-90’ında ağrı ve duyu bozuklukları düzeliyor. İyileşme dönemi sinirdeki hasara bağlı olarak 3-6 ay arasında değişebiliyor.
Başka hastalıklarla karıştırılabilir mi?
Karpal Tünel Sendromu, boyun fıtığıyla karışabileceği gibi, sinirlerin dirsek ve daha yukarıda koltuk altında sıkışabildiği başka hastalıklarla da karışabiliyor. Şikayetleri dikkatle dinlemek ve iyi bir muayene, tanıya götüren en önemli basamak oluyor. Ayrıca, elektrofizyolojik testler de tanıya yardımcı oluyor. Bu testlerden, elektromiyografi (EMG) ve sinir ileti hızı çalışmaları (NCV) sıklıkla kullanılıyor.









