google.com, pub-2571312230047356, DIRECT,f08c47fec0942fa0

Su İçin de Doğru Bilinenler Yanlış mı?

Su İçin de Doğru Bilinenler Yanlış mı?

Uzmanların ‘Günde 8 bardak su için’, ‘Günde en az 1,5 litre tüketin’ önerisi yanlış mı? Prof. Dr. Mustafa Arıcı konuyu farklı bir bakış açısıyla değerlendirdi: “Su içmekle ilgili elimizde somut bir kanıtımız olmasa da gündelik hayatta içtiğimiz her sıvının su olduğu bilinmelidir” dedi.

—

Prof. Dr. Mustafa Arıcı, “Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Dünya” temasıyla düzenlenen toplantıda su için bilinen ‘Günde 1,5 litre su için’ ya da ‘Günde 8 bardak su için’ önerisini farklı yorumladı. Arıcı, “Gündelik hayatta içtiğimiz her sıvının su olduğu bilinmelidir” dedi.

İçtiğimiz her sıvı sudur

Bağımsız sağlık araştırma şirketi Maverex’in gerçekleştirdiği “Türkiye’de Kronik Böbrek Hastalığının Çevresel Etkisi” çalışmasının detayları AstraZeneca Türkiye tarafından düzenlenen basın toplantısında anlatıldı. Toplantıya konuşmacı olarak katılan Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Arıcı, su ile ilgili şu bilgileri paylaştı: “İçtiğimiz her sıvı sudur. Eğer bir kişi günde 10 bardak çay içiyorsa, o bardak klasik Türk çay bardağıysa 80 mililitredir, bu da 800 mililitre sıvı almış demektir. Bir bardakta su içtim, bir kâse de çorba içtim, yoğurt yedim, salata yedim. Bizim su içmekle ilgili sorunumuz olduğunu çok düşünmüyorum ama bu zor bir soru? Çünkü elimizde somut bir kanıtımız yok. Mesela böbrek doktorları fazla su içtiği için sorun yaşayan hastalar da görüyoruz. Biz kimse fazla su içsin istemiyoruz ama kimse az da su içmesin. Sık idrar yolu enfeksiyonu geçirenlere ve böbrek taşı olanlara bol su için deriz. Gündelik hayatta içtiğimiz her sıvının su olduğunu ne olur bilin.”

Böbrek hastalığı halk sağlığı sorunudur

Prof. Dr. Mustafa Arıcı ayrıca, Türkiye’de her 7 yetişkinden 1’ini etkileyen kronik böbrek hastalığı (KBH), insan sağlığının yanı sıra sağlık sistemleri, toplum ve çevre açısından da giderek büyüyen çok boyutlu bir halk sağlığı sorunu oluşturduğunun altını çizdi.

Arıcı konuyla ilgili şunları söyledi: “Böbrek sağlığı, bireylerin yaşam kalitesinin korunması ve sürdürülebilir sağlık sistemleri açısından kritik önem taşıyor. Dünyada her 10 kişiden 1’ini, Türkiye’de ise her 7 yetişkinden 1’ini etkileyen kronik böbrek hastalığının çoğu zaman belirti vermeden ilerlemesi, erken tanı ve etkin hastalık yönetimini daha da önemli hâle getiriyor. Hastalık ilerledikçe daha yoğun sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyulurken, sağlık sistemi üzerindeki baskı ve beraberinde ekonomik ve çevresel etkiler de artıyor.”

Erken tanıda sağlık politikaları

Adana Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilmi Erdem Sümbül ise kronik böbrek hastalığıyla mücadelede bütüncül ve uygulanabilir sağlık politikalarının önemini vurgulayarak, “Dünya Sağlık Asamblesi’nin 2025 yılında kabul ettiği böbrek sağlığı kararı, hastalığı yalnızca ileri evrede tedavi edilmesi gereken bir klinik sorun olarak değil, önleme ve zamanında müdahale gerektiren bir halk sağlığı önceliği olarak ele alıyor. Türkiye’de TÜSEB tarafından gerçekleştirilen çalıştayda da diyabet, hipertansiyon, obezite ve kalp-damar hastalığı gibi risk gruplarında taramanın güçlendirilmesi, farklı branşların birlikte çalışması ve hastanın bakım basamakları arasında kesintisiz izlenmesi öne çıktı. Sağlık hizmetlerine daha eşit erişim için bu yaklaşımın günlük klinik uygulamalara yansıtılmasında, risk altındaki hastaların zamanında belirlenmesini ve gerekli testlere yönlendirilmesini kolaylaştıran dijital sağlık sistemleri de önemli bir rol oynuyor.” dedi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.