Yedi Adımda Obezite Tanısı

Obezite beslenme alışkanlıklarımızın değişmesi, düzensiz yaşam biçimleri ve stres gibi nedenlerden dolayı günümüzün en önemli sorunlarından biridir. 7 madde halinde obezite hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.
Op. Dr. Levent Eminoğlu
Genel Cerrahi Uzmanı
Obezite vücutta aşırı yağ dokusu birikimi olarak tanımlanır. Obezitenin oluşumunda kalıtımsal, davranışsal ve sosyokültürel etkenler vardır. Bedensel, ruhsal ve ekonomik sorunlar yaratan süreğen, çok nedenli bir hastalıktır.
Obezite Hayatımızı Nasıl Etkiler?
Günümüzde obezite, beraberinde getirdiği ek hastalıklar ve toplumsal sorunlar nedeniyle kronik ve ilerleyici bir hastalık olarak kabul edilir. Tip 2 Diyabetin temelini oluşturan insülin direnci ve hiperinsülinizm obez kişilerde görülen karakteristik bulgulardır. Tip 2 diyabetiklerin %80’ninin şişman olması, obezitenin diyabet için en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu gösterir.
Bel çevresinin daha belirgin artması ile giden santral obezitede diyabet riski daha belirgin artmıştır. Metabolik sendrom olarak tanımlanan obezlerdeki insülin rezistansı, hiperinsülinemi, bozulmuş glikoz toleransı, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, kalp damar hastalıklarının birlikte görülmesi dikkat çekicidir.
Kronik aşırı şişmanlık yaşam süresini kısaltmanın yanı sıra, yaşam kalitesini de belirgin şekilde bozar.
Hastalıkların görülme sıklığının şişmanlığa bağlanan yüzdesi
Hastalık Şişmanlığa bağlanan yüzde
Tip 2 Diyabet % 61
Rahim Kanseri % 34
Safra Kesesi Hastalıkları % 30
Eklem Hastalıkları ( Osteoartrit) % 24
Hipertansiyon ( Yüksek Tansiyon ) % 17
Kalp Hastalığı % 17
Obezite Tedavisi Nasıl Yapılır?
Obezite sağaltımında ki amaç daha sağlıklı bir kiloya inmek ve bu kiloyu korumaktır. Sağlıklı kiloya inmek doğal olarak estetik olarak da bir iyileşme sağlar.
Aşırı kilonun kişide yaratmış olduğu yan hastalıkların iyileştirilmesi ya da oluşumunun engellenmesi için gerekli olan kilo kaybı herkeste farklı olur. Aşırı kilonun oluşum nedeni de her hastada farklı olduğundan tüm hastalarda kesin sonuç verecek bir mucize yol da yoktur. Hasta uzman bir ekip tarafından değerlendirilir, aşırı kilonun oluşum nedeni ortaya konur ve kişiye özel bir sağaltım yolu oluşturulur.
Yalnızca %10’luk bir kilo kaybının bile sağlık açısından çok olumlu sonuçlar doğurur. Yavaş (haftada 1-1,5 kilo) ve düzenli kilo vermek amaçlanır. Aşırı kilo sağaltımında öncelik yemek ve davranış alışkanlıklarının değiştirilmesi ve enerji tüketiminin artırılmasıdır. Bu önlemlerin yeterli olmaması durumunda ise ilaç kullanımı ya da endoskopik ve laparoskopik cerrahi girişimler söz konusu olur.
Obezite Tedavisinde Diyet ve Spor Nasıl Uygulanmalı?
Yemek alışkanlığının değiştirilmesindeki ana amaç alınan kaloriyi azaltmaktır. Her insanın metabolizma hızı, yan öğeler ve yaşam şekli farklı olduğundan, obezite söz konusu olduğunda kesinlikle bir doktor gözetiminde ve diyetisyen eşliğinde diyetler tasarlanmalı ve izlenmelidir.
Sebze ağırlıklı, az yağlı gıdalar kilo vermede etki olur. Kısa sürede hızlı kilo verdiren çok düşük kalorili diyetler çoğu kez sağlığınıza zarar verir ve kalıcı kilo kaybı sağlamaz. Yapılan araştırmalar salt diyet ile obezitenin sağaltımında ancak %3 başarı olduğunu ortaya koyar. Obezitede hareket azlığı hem bir neden hem de sonuç olarak karşımıza çıkar. Günlük hareket düzeyini artırmak için yürüme süresini ve sıklığını artırmak, asansör yerine merdiveni seçmek bile etkili olabilecek yöntemlerdir. Haftada 4 – 5 gün 30 dakikanın üzerinde düzenli yürüyüş başlangıç için iyi bir yöntemdir. Günlük iş yoğunluğunda kolay uygulanabilir olan ve hemen yapılabilecek önlemler ile başlamak istekliliği de arttırır.
Obezite Tedavisinde İlaç Kullanımı
İlaç kullanımı diğer yöntemlerin işe yaramadığı, vücut kitle endeksi yüksek olan, kiloya bağlı yan hastalığı olan kişilerde kullanılabilen bir yöntemdir. Halen kullanımda olan ilaçların uzun süre ya da sürekli kullanımı hiçbir zaman önerilmez. İlaçların hepsinin uzun dönemde yan etkileri vardır ve bırakıldıklarında kalıcı etki göstermez.
Obezite Tedavisinde Girişimsel Yöntemler
Obezitenin girişimsel sağaltımı endoskopik balon yerleştirilmesini ve laparoskopik cerrahi girişimleri içerir. Mide balonu tıbbi silikondan yapılan, sönükken tüp şeklinde olup, içi sıvı ile şişirildiğinde ise küre şeklini alan 400 ila 700 ml hacminde düzenektir. Endoskopik olarak yerleştirilir ve genel anestezi gerektirmez. 6 ay sonra yine endoskopik olarak çıkartılır.
Mide bandı ise laparoskopik olarak uygulanır. Operasyonun laparoksopik olarak yapılabilmesi ve çok güvenli olması hızla kabul edilmesini sağlar. Laparoskopik mide bandı halen Avrupa, Avustralya ve Latin Amerika’da en çok uygulanan yöntemdir.
Mide baypası ABD’de en çok seçilen kilo verme cerrahisi yöntemidir. Hem kısıtlayıcı hem de emilim bozucu etki ile kilo vermeyi sağlayan ve mide bağırsak sisteminde kalıcı yapısal değişiklik yaratan bir yöntemdir. Vücut kitle endeksi 40’ın üzerindeki hastalarda önerilir. Uzun dönemde fazla kilonun yaklaşık % 80’i verilir.
Girişimsel Yöntemler Kimlere Uygulanabilir?
Obezite tedavisinde girişimsel yöntemlerin kullanması için hastanın sahip olması gereken özellikleri şöyle sıralamak olasıdır:
1) Vücut kitle endeksi 40’ tan yüksek ya da vücut kitle endeksi 30 – 40 arası olması ve bunun yanı sıra kilo verme cerrahisi ile iyileşebilecek yan hastalık olması
2) Hasta yaşının 18 ile 55 arasında olması
3) Uzun süredir şişmanlık olmaması
4) Diyet ve diğer yöntemlerin bir yıldır kilo verme konusunda başarısız olması
5) İç salgı bezleri ile ilintili hastalık olmaması
6) Hastanın işlemi anlaması ve uyum sağlaması
7) Alkol ve Madde bağımlılığı olmaması
8) Kabul edilebilir cerrahi risk









