Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Başımızın Belası: Migren Ağrısı

Başımızın Belası: Migren Ağrısı

Paylaş

Çoğumuzun değişken ağrılar nedeniyle günü zehir olduğu zamanlar olmuştur. Özellikle çalışanlar arasında haftasonu baş ağrıları kabustur. Yaşam kalitesinin düşmesi, sosyal olarak önemli sorunlarıda beraberinde getirir. Çocuğun doğum gününde, güzel bir pazar sabahı kahvaltı programı yapmışken “Ne olur başlamasın!” dediğiniz migren ağrısı, aklınıza geldiği andan itibaren yola çıkmıştır bile.

Dr. Metin Vural

Medikal Estetik Uzmanı

Migren aslında karmaşık yapıda bir ağrıdır. Aç kalmak, uykusuzluk, bir anlık stres veya tuvaletinizi tutmak bile migrenin başlamasına neden olabilir. Ancak bazı durumlar vardır ki migren ağrısı ile çok karıştırılır. Bunların başında tansiyon gelir. Belirli aralıklarla baş ağrısı olan bir kişinin mutlaka tansiyon takibini yapması gerekir. Bu takibi gün içerisinde otomatik olarak yapan tıbbi aletler de vardır. Ancak gün içerisinde belirlenen zamanlarda en az 15 dakika dinlenmiş olarak kolayca yapılan ölçümler ve bunların kaydedilmesi takip için yeterlidir. Özellikle baş ağrısının başladığı zaman aralığında yapılacak ölçümler daha belirleyici olabilir.

Migrenin nedenleri:

Migreni başlatan diğer etmenler temel olarak stres kaynaklıdır. Aç kalmak, uykusuzluk gibi nedenler yine stres etkisi yapar ve ağrının başlamasına neden olur. Migren ağrısı bir kez tetiklendiğinde artık gerilemez. Şiddeti ve süresi değişkenlik gösterir. Bazem 2-3 gün üst üste sürebilir. Kaslarda gerilme, bulantı hissi, zaman zaman kusma, ışık ve ses hassasiyeti ile psikolojik olarak bir depresyon hali hakim olur. Yaşam kalitesi o kadar düşer ki, çevresindeki insanları rahatsız etmemek ve ağrının bir an önce geçmesini sağlamak için yalnız karanlık ve sessiz bir ortama çekilip geçmesini bekler.

Hastalar kendilerini ancak bir migren ağrısını bilenlerin anladığını ifade eder. Migren hastaları kişilik olarak da farklı yapıda insanlardır. Genellikle hassas ve mükemmeliyetçi kişilikleri ile bilinir. Bu özellikleriyle ağrıyı adeta mıknatıs gibi çeker.

Tetik noktası nedir?

Birçok migren hastası ağrı başladığında belirli hassas noktaları masaj yaparak ağrının azalmasını sağlamaya çalışır. Boyun da omurga ile kaftasının birleşim yeri ile migren ağrısının ki genellikle sağ ya da solda daha baskındır; ağrı olan tarafın kaş üstü kaslarını parmaklarıyla sıkıştırarak rahatlama sağlamaya çalışır. Esas olarak ağrının kaynağı daha farklı noktalardan kaynaklanır. Migren ağrısı ile hasta tarafından masajı yapılan yerler esasında ağrının hissedildiği yerlerdir. Oysa kaynak genellikle daha farklı yerlerdedir. Şayet tetik tansiyon veya benzer nedenlerle başlamadıysa tetik noktası olarak adlandırılan ve kronikleşen yerlerden ağrı başlar. Bu noktalar Çin tıbbında ve çok eski tıp bilimi ile uğraşmış toplumlarda da tanımlanmıştır. Bu noktalar, dolaşım problemi veya uzun yıllar boyunca performansının üzerinde kullanılması ya da doğru çalışmaması sonucu oluşmuştur. “Trigger Point” adıyla literatürde bulunan bu oluşumlar yeterince dolaşıma katılmadığı müddetçe giderek kronikleşir, yayılır ve gelişir. Ağrının oluşumu oldukça kolaylaşır, sıklığı be şiddeti artar, yayılır. Tetik noktası sürekli aynı işi yapan insanlarda çok daha sık görülür. Örneğin; mouse kullanan bir ofis çalışanı, bebeğini kolunda taşıyan bir anne, sürekli manuel araç kullanan bir kişi gibi süreklilik gösteren ve kasın kendi performansının üzerinde güç isteyen kullanım şekilleri tettik noktasının oluşumunda önemli rol oynar.

Nasıl oluşur?

Tetik noktası, kas içerisinde kas liflerinin eşgüdümlü olarak çalışamamasından ve tek bir kas lifinin hasara uğramasıyla başlar. Kaslar çalışırken çeşitli kimyasal maddeler salgılar. Bu kimyasal maddeler üretildikleri kas bölgesinden hızlı uzaklaştırılamadığında kasın çalışması önce yavaşlar sonra da  o kas lifi hasar görür. Kas bir bütündür eş zamanlı çalışmaya göre programlanmıştır. Hasar gören kas lifinin görevini komşu lifler üstlenmek ister. Ancak hareketin hala devam ediyorsa bu kez hasar diğer komşu liflere de ulaşır. Böylece kasın içerisinde muayene ile ele gelebilen, parmak basıldığında bir rahatlama hissiyle birlikte önemli ölçüde ağrıyan noktalar oluşmuştur. Bu nedenledir ki migren tedavisinde muayene çok ama çok önemlidir. Adeta tedavisin yarısı bu hassas noktaların tespiti ile gerçekleşir diyebiliriz.

Reçeteler uzadıkça uzar…

Migren hastalarının reçeteleri migrenle ne kadar uzun yaşadılarsa o kadar uzun ve komplikedir. Bu reçetelerde çoğunlukla antidepresanlar veya teskin ediciler de eklenir. Bu da gösteriyor ki migren tek başına bir ağrı değildir. Oldukça kronik migren ağrılarında sara (epilepsi) ilaçlarının kombine edildiği planlamalar bile ihtiyaç göstermektedir.

Muayene nasıl yapılır?

Muayene, migren tedavisinin ilk ve en önemli aşamasını oluşturur. Önce migrenin nasıl başladığı ve detayları hakkında çok geniş bilgi alınır. Bunlar kaydedilir. Muayene, sessiz ve rahat bir ortamda, son derece yavaş bir tempoda yapılır. Hasta uyumu muayenin kalitesi açısından çok önemlidir. Bu nedenle hasta ile hekim  uyumunun üst düzeyde olması gerekir. Muayene sırasında tepit edilen tetik noktaları, anatomik olarak işaretlenir ve kayıt altına alınır.

Tedavi nasıl yapılır?

Tedavi, tespit edilen, hassas ve dolaşım problemi olan bölgelere doktor tarafından planlanan işlemlerin uygulanabileceği incelikte iğne ile sağlanır. Çoğu zaman hastalar tedavinin başladığını bile hissetmezler. Tedavi sırasında ağrı hemen hemen yoktur. Tedavi yaklaşık 30 ila 45 dakika kadar sürer. Tedavi aşamalarına GRP ve Ozon da eşlik eder. Tedavinin konforunu arttırmak amacıyla lokal anestezik de kullanılabilir. Yıllar önce yapılan çalışmalarda bu tedavilerde botilinum toxin kullanılarak yapılmıştır. Ancak klinik çalışmalar göstermiştir ki botilinum toxin kullanımında önemli bir avantaj elde edilememiştir. Bu nedenle botilinum toxin kullanımı yok denecek kadar azdır. Tüm bu uygulamalardaki amaç tespit edilmiş olan tetik noktasının dolaşıma katılımının sağlanmasıdır. Ancak bu, tedavinin ilk aşamasıdır. Diğer aşamalarında hasta ön planda olacaktır.

Bir tedavi seansında migren biter mi?

İyi bir muayene ile yapılan tedavide ağrının en az yarıdan fazlasının azaldığı yönünde çalışmalarımız vardır. Ağrı artık karakter değiştirmiştir. Çoğunlukla ağrılar beklenen kadar olmaz. Çoğu zaman ağrı kesici almadan geçirilebilir. Bu aşamada  evde yapılması gerekenler vardır. Bunlar düzenli olarak yapıldığında çoğunlukla başka doktor uygulamalarına gerek kalmaz. Ancak bu rahatlık ve konfor, önceki ağrılardan kurtuldukları için biraz tembelliğe neden olur. Yapılacak olan uygulamalar basit ve çok zaman almayan keyifli uygulamalardır. Doktorunuz tarafından yöntemler tarif edilir. Her aşamada doktorunuz size danışmanlık ederek, tedaviyi yönlendirir. Hasta uyumunun tam olduğu olgularda tek seansta başarı sağlanabilir. Ancak klinik tecrübelerimiz göstermiştir ki 3 veya 4 kez uygulamalarda daha uzun süren başarılar gerçekleşmektedir. Nadiren bu seanslar uzayabilir.

 

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Araç çubuğuna atla