Genç Dişlerde Yapay Zekâ Trendi

Türkiye genelinde bin 220 kişiyle gerçekleştirilen Ağız Sağlığı Haritası araştırmasında gençlerin yeni bilgi kaynağının yapay zekâ olduğu ortaya çıktı. 18-65 yaş katılımcılar arasında gerçekleştirilen araştırmada ağız diş sağlığında toplumun yüzde 64’ünün diş hekimini tercih ederken, 18-25 yaş arası gençlerin ağırlıkta olduğu kesimin (yüzde 9) yapay zekaya danışması yükselen yeni trend olarak dikkat çekti.
——
Ağız sağlığına yönelik alışkanlıkları ortaya koymak üzere Ipsos Türkiye tarafından Sensodyne iş birliği ile “Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması gerçekleştirildi. Araştırma, tüketicilerin bildikleri ile uyguladıkları arasındaki farkı sayısal verilerle göz önüne serdi.
Ağız-diş sağlığında gençlerin yeni bilgi kaynağı yapay zekâ
Türkiye genelinde 18-65 yaş arası bin 220 kişiyle gerçekleştirilen araştırma ağız ve diş sağlığı konusunda çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Toplumun ağız sağlığı konusunda yüzde 64’ü diş hekimine, yüzde 39’u ise bilgi almak için internet üzerinden araştırma yapmaya yöneliyor. Her dört kişiden biri ise eczacıların danışmanlığına güveniyor. Araştırmanın en dikkat çekici noktalarından biri dijitalleşen yeni neslin alışkanlıklarında gizli: Özellikle 18-25 yaş arası gençlerin ağırlıkta olduğu kesim (yüzde 9) için, ağız sağlığı hakkında yapay zekaya danışmak yükselen yeni trend olarak dikkat çekiyor.
Araştırmanın diğer dikkat çeken sonuçları ise;
*Türkiye’de toplumun yarısı dişlerini günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği ideal diş fırçalama süresi 2 dakika olmasına rağmen, katılımcıların yalnızca yüzde 12’si bu süreye uyuyor. Bunun yanında toplumun yarısı diş hekimlerinin önerdiği günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor. Yüzde 30’u dişlerini günde yalnızca bir kez, yüzde 13’ü ise haftada 3-4 kez fırçalıyor. Nüfusun yüzde 6’sı ise dişlerini yalnızca sosyalleşeceği zaman fırçaladığını ifade ediyor. Bu tablo, ağız bakımının düzenli bir sağlık rutini olmaktan ziyade dönemsel bir “sosyal vitrin” davranışına dönüşebildiğini gösteriyor.
*Çürük dişler “acil ağrı” seviyesine gelene kadar erteleniyor
Araştırmaya göre toplumun yüzde 25’i, yani her 4 kişiden 1’i, ağzında aktif ve tedavi edilmemiş çürükle yaşamını sürdürüyor. Aktif çürüğü bulunan kişilerin yüzde 76’sı son 3 aydır diş hekimine gitmediğini belirtirken, her 5 kişiden 1’i son 2 yıldır diş hekimi koltuğuna hiç oturmadığını ifade ediyor. Veriler, çürüğün çoğu zaman “acil ağrı” seviyesine gelene kadar ertelendiğini gösteriyor.
*İlk diş hekimi ziyareti ortalama 16 yaşında gerçekleşiyor
Türkiye’de yetişkinlerin diş hekimiyle ilk tanışma yaşı ortalama 16 olarak öne çıkıyor. Ancak ebeveynler, ağız sağlığı konusunda kendi yaşadıkları gecikmeyi yeni nesilde olumlu yönde kırıyor. Kendileri diş hekimiyle ortalama 16 yaşında tanışırken, bugün çocuklarını ortalama 7 yaşında diş hekimiyle tanıştırıyor. Ortalama 7 yaş büyük gelişme gibi görünse de bunun 1-2 yaşlara çekilmesi gerekiyor. Süt dişlerinin çıkmasıyla birlikte çocukların diş hekimiyle tanışması ve doğru bakım ritüeli kazanması büyük önem taşıyor. Öte yandan çocukların ağız bakımında florür farkındalığı da kritik bir rol oynuyor. Aileler çocukları için hala florürsüz diş macunlarına yönelme eğiliminde olsa da uzmanlar, çürük oluşumunu önlemede doğru dozlarda florür kullanımının başlıca faktör olduğunun altını çiziyor. İş çocuklara diş fırçalamayı sevdirmeye geldiğinde ise aromalar devreye giriyor: Satın alınan çocuk diş macunlarında ebeveynlerin yüzde 49’u açık ara “çilek” aromasını tercih ederken, onu yüzde 26 ile nane ve yüzde 21 ile karpuz takip ediyor.
*Bugüne kadar diş hekimine bir kez gitmiş olanlara bakıldığında ise yaklaşık yüzde 40’lık kesimin bir yıldan uzun süredir hiç diş hekimine uğramadığı görülüyor. Diş hekimine gitmeme nedenleri arasında en çok ihtiyaç duyulmaması, maliyet öne çıkarken, bu faktörleri diş hekimi korkusu ve zaman bulamamak izliyor. Bu tablo, yetişkinlerde koruyucu hekimlik refleksinin hala zayıf olduğunu, diş hekiminin çoğunlukla kriz anında başvurulan bir çözüm noktası olarak konumlandığını gösteriyor.
*Diş hassasiyetini tedavi etmek yerine göz ardı ediyoruz
Toplumda yaygın görülen ağız sağlığı sorunlarından biri olan diş hassasiyeti, günlük yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Hassasiyet en çok soğuk yiyecek-içeceklerde hissedilirken; sıcak gıdalar ve tatlılar da başlıca tetikleyiciler arasında yer alıyor. Araştırma, bu sorunla başa çıkarken tedavi yöntemleri kadar, problemi göz ardı etme eğiliminin de yaygın olduğunu gösteriyor. Katılımcıların yüzde 41’i hassasiyet giderici macun kullanıp yüzde 36’sı diş hekimine başvururken; yüzde 35’lik kesim kalıcı önlem almak yerine, yalnızca sevdiği yiyecek-içecekleri tüketmekten kaçınarak problemi hasıraltı etmeyi tercih ediyor.
*Ağız sağlığı özgüveni doğrudan etkiliyor
Toplumun yüzde 78’i ağız ve diş sağlığının özgüvenini doğrudan etkilediğini belirtiyor. Diş görünümünden kaynaklanan memnuniyetsizliklerin temelinde kozmetik kaygılar yatıyor; özgüveni en çok zedeleyen sorunların başında yüzde 50 oranıyla diş rengi, yüzde 40 oranıyla diş dizilimi geliyor. Bu durum günlük rutinlere de yansıyor; dişlerin fırçalanamadığı günde tüketicilerin yüzde 74’ü kendini huzursuz-rahatsız hissederken, yüzde 33’ü doğrudan özgüven eksikliği yaşadığını ifade ediyor.









