Hiperbarik Oksijen ile Gelen Sağlık

Hiperbarik oksijen tedavisi riskli olgularda başarı yüzdesini artıran hatta hastaları ölümden kurtaran bir tedavi yöntemi…
Dr. Doğu Çankaya
Sualtı Hastalıkları ve Hiperbarik Tıp Uzmanı
Hiperbarik oksijen; normal atmosfer basıncının 2,2.5, 3ATA’ya kadar yükseltilen basınç altında, kapalı silindirik bir oda içerisinde, konforlu bir ortamda hastaların yüzde yüz oksijen solumalarıyla gerçekleştirilen sistemik etkili bir tedavi yöntemidir.
İyileşmeyen kemik iltihabı, ani işitme veya görme kaybı, şofben-soba zehirlenmeleri, vurgun, beyin ödemi, aşırı kan kaybı, termal yanıklar, gazlı gangren, diyabet, varis ülseri, osteoporoz gibi daha birçok hastalığın iyileşme sürecinin kısalmasında esas tedaviye önemli bir yardımcı olan “hiperbarik oksijen tedavisi” hakkında toplum olarak yeterli bilgiye sahip değiliz.
Günümüze kadar yapılan çalışma ve araştırma sonuçları yöntemin birçok hastalığın tedavisinde yer alabileceğini gösteriyor. Hastanın durumuna ve şikayetine göre günde bir ila dört seans uygulanabilir. Başarılı sonuç alınması doku perfüzyon bozukluğunun derecesine, sistematik etkilenmeye, enfeksiyon bölgesinin derinliğine hiperbarik oksijen tedavisine başlamadan önceki doku hasarının derecesine bağlıdır. Bu yöntem sayesinde tedavi süresi kısalır, erken sonuç alınır; temel tedavi sürecinin (medikal ve cerrahi) başarısı artar. Her yaştaki hastaya uygulanabilir.
Yüksek basınç altında oksijen verilerek kanda oksijenin çözünülürlüğü artırıldığı için hiperbarik oksijen tedavisi; yara iyileşmesi sürecinde sorun yaşanılan kronik hastalıklarda (diyabet, radyasyon tedavisinden sonra oluşan yaralar, venöz yetmezliklerde oluşan yaralar), ani işitme- görme kaybında, ezilme tarzı yaralanmalarda (deprem, trafik kazası vb), yanık, iyileşmeyen kemik iltihabı, gazlı gangren başta olmak üzere tüm anaerobik enfeksiyonlarda, vurgun (dekompresyon hastalığı), bazı toksik gazların örneğin karbon monoksit gibi (şofben-soba) zehirlenmelerinde kullanılır.
Tedavi süresince dikkat edilmesi gereken noktalar
Sigara alışkanlığı olan hastaların tedavi süresince kesinlikle sigara içmemeleri gerekir. Hasta diğer rahatsızlıkları ve kullanmak zorunda olduğu ilaçlar konusunda doktorunu uyarmalıdır. Yara tedavisi gören hastalar protein yönünden güçlü diyetle beslenmeli, doktor tarafından verildiği takdirde tüm ilaçlarını zamanında almalıdır. İyi bir pansuman şarttır ve bu konuda oldukça tecrübeli olan hiperbarik oksijen tedavi merkezlerinde hastaların pansumanları düzenli olarak yapılır. Nezle, grip, kulak iltihabı, sinüzit gibi rahatsızlıklar geçene kadar tedaviye ara verilmelidir.
Vurgun nasıl oluşur?
Sualtına inildikçe basınç yükselir ve gazların çözünürlüğü artar. Bu ortamda bulunan kişilerin kanında azot çözülerek basınçtan kurtulur. Uzun süre basınca maruz kalındığında veya hızlı yukarıya çıkıldığında azot tekrar havaya karışır; bu da kanı köpürtür -tıpkı cola köpürmesi gibi- böylece vücut dolaşımında hava kabarcıkları oluşur. Küçük damarları tıkar ve kişiye, yapılan dalışın profiline göre klinik bulgular oluşur. Turistik dalışlar kontrol veya disipline edilmediği için kaza olasılığı yüksektir. Dalış öncesi kaza ve hastalıkların önlenmesi için mutlaka sualtı hastalıkları uzmanı bulunan ya da en azından bu konuda tecrübesi olan bir sağlık kuruluşunda sağlık kontrolü yaptırılmalıdır. Merkezi sinir sistemi hastalığı (sara veya beyinle ilgili herhangi bir hastalık), kontrolsüz yüksek tansiyonu olanların; uzun süreli ilaç kullanan kişilerin -şeker, astım- akciğer kapasitesini engelleyecek bir rahatsızlığı -aktif verem gibi- kalp problemi olanların (günlük hayatta ortaya çıkmayabilen doğumsal kalp anomalileri), bel-kas sinir problemi olan kişilerin dalış yapması sakıncalıdır. Dalış sırasında oluşan efor, soğuk ve stresin hastalıkları tetikleyeceği unutulmamalıdır.









