google.com, pub-2571312230047356, DIRECT,f08c47fec0942fa0

Kanserden Korunmak Mümkün mü

15.10.2012
252
Kanserden Korunmak Mümkün mü

Kanser üzerine yapılan araştırmalar bazı risk faktörlerinin hastalığın gelişim sürecini hızlandırırken bazılarından korunmanın mümkün olduğunu ortaya koymaktadır.

Prof. Dr. Yavuz Baykal
İç Hastalıkları Uzmanı

Kanser gelişiminde en önemli risk, yaş faktörüdür. Yaşın ilerlemesiyle birlikte vücudun savunma sistemi yetersiz kalmakta, bu ise kanser hücrelerinin çoğalmasını kolaylaştırmaktadır.

Kanser hakkında unutulmaması gerekenler:
v    Herkeste görülebilir,
v    Hasara bağlı olarak oluşmaz,
v    Bulaşıcı değildir; fakat bazı virüs ve bakteri enfeksiyonları kanser riskini artırabilir,
v    Risk faktörüne sahip olanlarda mutlaka kanser gelişeceği anlamına gelmez,
v    Bazı kişiler risk faktörlerine karşı daha duyarlıdır.

Yaş ilerledikçe kanser riski artıyor…
Kanserlerin büyük kısmına 65 yaş ve üzerinde rastlansa da, her yaşta kanser gelişebileceği unutulmamalıdır. Yaş ilerledikçe kanser riski artar. Kadınlarda meme ve üreme organlarına ait kanserler; erkeklerde ise prostat ve akciğer kanserleri ileri yaşlarda daha sık görülür.

Sigara içilen ortamda bulunmak kanser riskini yaklaşık 1,5 kat artırır!..
Kanserin yol açtığı tüm ölümlerin yüzde 30’u sigara ve diğer tütün ürünlerine bağlıdır. Günde 1-10 adet sigara içmekle akciğer kanseri riski içmeyenlere göre yüzde 20 artarken, iki paket içildiğinde bu rakam yüzde 80’e ulaşır. Öte yandan sigara içilmese bile aynı ortamda bulunulması da (pasif içicilik) akciğer kanseri riskini yaklaşık 1,5 kat artırır.

Yaklaşık 20 yıl günde bir paket sigara içmiş birinin akciğer kanserine yakalanma riski, bıraktıktan sonraki 10 yıl içerisinde ancak yarıya iner. Sigara içmeyi bırakmak, kanser ve diğer kalp-damar, akciğer hastalıklarının oluşma ihtimalini azaltmak için atılabilecek en önemli adımdır. Bu amaçla doktora başvurulduğunda sigarayı bırakma sürecinde ihtiyaç duyulacak psikolojik ve ilaç (nikotin bantları, sakızları vb.) desteği sağlanacaktır.

Sigara akciğer kanserleri başta olmak üzere boğaz, yemek borusu, mesane, pankreas, böbrek, rahim ağzı ve meme kanserlerinin oluşumunda çok önemli rol oynar. Tütünün içinde bulunan nikotinin yanısıra nikel, kadmiyum, katran, monoksit, arsenik ve radon gibi çok sayıda kanserojen madde, p53 tümör baskılayıcı geni mutasyona uğratarak kanserin oluşmasına neden olmaktadır. Pasif içiciler de risk altındadır. Çocuk kanserlerinin en önemli nedeni anne babanın sigara içmesidir. Hatta hamilelikte sigara kullanımı çocuk lösemilerinin en önemli nedenidir.

Kızartma ve yağlı yiyeceklerden kaçının!..
Beslenme düzenindeki yanlışlar, kansere zemin hazırlar. Yediklerimiz, yiyecekleri nasıl tükettiğimiz, hatta nasıl sakladığımız ve pişirdiğimiz dahi önemlidir. Çalışmalar yüksek yağ içerikli beslenme tarzının meme, bağırsak, prostat ve rahim kanseri riskini arttırdığını göstermektedir. Kızartma yağları kesinlikle tekrar kullanılmamalıdır. Yağlardan alınan kalori günlük kalori alımının yüzde 30’unu geçmemelidir.

Öte yandan lifli besinlere ağırlık verilmeli, rafine gıdalardan olabildiğince uzak durulmalıdır. Özellikle taze sebze-meyveler ve son yıllarda ülkemizde de tüketimi giderek yaygınlaşan tam işlenmemiş tahıl ürünleri tercih edilmelidir. Füme gıdalardan kaçınılmalıdır.

Uzak Doğu ülkelerindeki yüksek mide kanseri tablosundan isli balık yeme geleneğinin sorumlu olduğu kabul edilmektedir. Et pişirmede yeterince iyi yanmamış mangal ateşi kullanılması bazı kanser yapıcı kimyasal maddelerin oluşmasına neden olmaktadır. Aynı risk yüksek miktarda nitrit içeren salam, sosis gibi şarküteri ürünleri için de geçerlidir.

Aşırı tuz tüketimi kansere zemin hazırlayabilir!..
Tuz, kanser yapmasa da mide yüzeyinin yapısını bozarak kanserojen maddelerin etkisine ortam hazırlar. Yine tuzun bol miktarda kullanıldığı turşularda nitrozamin denilen maddeler kanser oluşmasında önemlidir. Yapılan araştırmalar, dondurarak saklama yönteminin tercih edildiği ülkelerde mide kanseri görülme sıklığının yüzde 64 oranında azaldığını göstermektedir.

“Fast-food”a dikkat!
Yapılan araştırmalar aşırı karbonhidratlı ve yüksek ısıda pişirilen bisküvi çeşitlerinin -özellikle de çocuklara yönelik olanlarının- kanser açısından çok daha tehlikeli olabileceğini göstermektedir. Patates kızartmaları, tuzlu krakerler, yüksek ısıda pişmiş bisküviler, katkılı konserveler, yağlı ve iyi pişmiş et içerikli fast-food’lar da tehlikeli yiyeceklerdir.

Küflenmiş gıdalar içerdikleri mantar zehirleri ile karaciğer kanserine neden olabilir.

Sebze ve meyveler iyi yıkanmalı!
Tarım ilaçlarının bilinçsiz kullanımı birçok kanser türü açısından risk faktörüdür. Üstelik bu tarım ilaçları sebze-meyveleri yıkamakla da arındırılamaz. Kabuklar ayıklansa bile çekirdeklerine kadar girdiği için büyük bir tehlike arz eder. Dünyada kanserin artma nedenlerinin başında tarım ilaçlarının bilinçsiz kullanımı gelmektedir.

Sürekli kırmızı et yiyen kişilerin kanser olma riski, ayda bir kez kırmızı et yiyenlere göre 2.5 kat daha fazladır. Protein ihtiyacını karşılamak için kırmızı et yerine balık, tavuk, hindi etinin tercih edilmesi gerekir.

Obezite de önemli bir risk faktörü!
Fiziksel aktivitenin azalması ve şişmanlık, kanser riskini artırır. Bilimsel çalışmalar meme, rahim, bağırsak, yemek borusu ve böbrek kanserlerinde şişmanlığın bir risk faktörü olduğunu göstermektedir. Bu risk artışının şişmanlığa bağlı olarak östrojen artışından kaynaklandığı düşünülmektedir. Özellikle şişmanlığın engellenmesi ve fiziksel aktivitenin artırılması kanser oluşumunun engellenmesinde önemli bir faktör olarak kabul edilir.

Alkol bağımlılığı tehlike çanı anlamına geliyor!
Kronik alkol bağımlılığı, başta karaciğer kanseri olmak üzere, özellikle sigarayla birlikte tüketildiğinde ağız, boğaz, yemek borusu, gırtlak ve mide kanserine neden olabilir. Eğer içkiden vazgeçemiyorsanız kendinizi günde iki kadehle sınırlamalı ve sigarayı da bırakmalısınız.

Beslenme alışkanlıklarınızı değiştirin!
Ulusların beslenme alışkanlıkları ve belli kanserlerin görülme sıklığı dikkate alınarak yapılan çalışmalar, yüksek yağ-protein ve düşük lif içeren gıdalar yenmesinin kalın bağırsak, meme, rahim, pankreas, prostat kanserleri riskini artırdığını ortaya koymuştur. Yanlış beslenmenin bütün kanserlerin yüzde 35’inden sorumlu olduğuna inanılmaktadır. İdeal bir diyet, dengeli ve her gün en az 5 öğün sebze-meyve, hububat, ekmek, tahıl (gerekli liflerin sağlanması için), düşük yağ içeren yiyeceklerin alınması oldukça önemlidir. Fazla yağlı gıdalarla beslenme, alkol kullanımı, menopoz sonrası kilo alımı meme kanseri riskini artırır. Bebekleri emzirme, genç yaşlardan itibaren düzenli egzersiz yapmak ve bazı vitaminler meme kanserinden korunmada faydalı olabilir.

Diyetle yeterli miktarda sebze ve meyve tüketmeyen insanların kansere yakalanma oranı, tüketenlere göre iki kat daha fazladır.
Bazı vitaminler, belirli kanserlere karşı koruyucu etki gösterebilir. Buna rağmen vitaminlerin doğal kaynaklardan alınması tercih edilmelidir. Yağ oranı yüksek diyetler meme, rahim ve prostat kanseriyle bağlantılı olabilmektedir. Yüksek oranda soya içerikli yiyeceklerin tüketilmesi, meme, bağırsak ve prostat kanserine karşı koruyucu olabilir. Bu durum soya içeriğinde bulunan “genisteine” adlı maddenin kanser hücre büyümesi için gerekli proteinlerin üretimini engellemesine bağlanmaktadır.

Ultraviyole ışınları ve radyoaktif maddeler: Ultraviyole radyasyon; güneş, solaryum deride erken yaşlanma ve hasar oluşturarak cilt kanserine neden olabilir. Cilt kanserinden korunmak için özellikle çocukluk çağında düzenli güneşten koruyucu krem kullanmak, güneş ışınlarının en tehlikeli olduğu saatlerde (11:00-15:00 arasında) güneşe çıkmamak, şapka, uzun kollu giyecekler giyerek güneşten korunmak gerekir.

Ciltteki benlere dikkat edilmeli, herhangi bir büyüme, kabarıklık, renkte koyulaşma veya sınırlarında düzensizlik fark edildiğinde beklenmeden uzman doktora başvurulmalıdır.

Pillere dikkat!
Kanserin ortaya çıkmasından sorumlu diğer bir önemli neden ise giderek artan çevre kirliliğidir. İnsanoğlu toprağı kazıp pek çok madeni yeryüzüne çıkarmakta… Ne var ki, aslında yeryüzünde bulunmaması gereken bu madenlerin atıklarını zararsızlaştırma konusunda aynı duyarlılığı göstermemektedir. Her gün kullanılıp çöpe atılan “piller” bunun en basit örnekleridir. Çevre kirliliğinin kanser oluşumuna katkısı, ozon tabakasının incelmesi ve mesleki faktörler de işin içine katıldığında yüzde 10’u bulur. Stratosferik ozonun azalması ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerini artırırken ultraviyolenin cilt kanserine neden olucu etkisi kesindir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.