Memede Yapay Zekâ ve Robotik Cerrahi Başarısı

İstanbul’da 7.’si düzenlenen Breastanbul Konferansı’na artık yaşamın her alanında kullanılan yapay zekâ ve robotik cerrahideki gelişmeler damga vurdu. Ayrıca toplantıda, plastik cerrahide hastanın kendi dokularıyla aslına uygun memenin yapılabilir hale gelmesi de önemli gelişme olarak dikkat çekti.
—
İstanbul’da 7.’si düzenlenen Breastanbul Konferansı’nda bir araya gelen 62 ülkeden 1000’i aşkın bilim insanı, meme kanserinde yapay zekâ, robotik cerrahideki gelişmeler, plastik cerrahideki yeni yöntemleri konuştu.
Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında Acıbadem Üniversitesi Senoloji Araştırma Enstitüsü Müdürü ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nuran Beşe, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Eralp, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Yazar, Almanya Klinikum Esslingen’den Prof. Dr. Thorsten Kühn ve ABD Inova Schar Cancer Institute’tan Dr. Shawna C. Willey gelişmelerle ilgili bilgi verdi.
Yapay zeka hastanın kendi dokularıyla meme yapabilir
Plastik cerrahide yapay zeka ile meme kanseri tedavisi ve hastaların yaşam kalitesini etkileyen çok önemli gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Prof. Dr. Şükrü Yazar, “Hastadan alınan yağ dokusu özel koşullarda dondurularak ihtiyaç duyulduğunda yeniden kullanılabilir. Bu yöntemle ilgili bilim dünyasında tartışmalar sürüyor. Bu alanda yeni çalışmalar yapılıyor. Gelecekte daha sık olarak uygulanabilir. Ayrıca meme onarımında hastanın karın, sırt veya uyluk bölgesinden alınan dokularla, 3 boyutlu görüntüleme, bilgisayarlı tomografi ve yapay zekâ destekli planlama sistemleri ile karşı memeye daha fazla benzeyen bir rekonstrüksiyon gerçekleştirebiliyoruz” dedi.
“Breastanbul dünyadaki en önemli buluşmalardan biri”
Avrupa çapında meme cerrahisi araştırmalarını yürüten Avrupa Meme Kanseri Cerrahi Araştırmaları Derneği- EUBREAST’in kurucu isimlerinden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Thorsten Kühn farklı ülke ve disiplinlerden uzmanları bir araya getirmesi açısından Breastanbul Kongresi’nin önemli bir platform olduğunu söyledi.
“Meme kanseri ameliyatları 3 santimetrelik kesiden yapılabiliyor”
Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Uras, “Meme ameliyatlarında 10 cm’lik kesi yerine robotik ve endoskopik yöntemlerle 3 cm’lik kesiler yapılıyor. Günümüzde endoskopik cerrahinin ve robotik cerrahinin gündeme gelmesiyle beraber çok küçük kesiler kullanılmaya başlandı. Yani bunlar ortalama 3 cm’lik kesiler. 2 avantajı var; 3 cm’lik kesinden memenin tümünü çıkarabiliyoruz ve bu kesiden koltuk altına ulaşarak koltuk altı lenf bezi örneklerini alabiliyoruz. Aynı zamanda daha ince bir diseksiyon dediğimiz yani dokunun ayrılması işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Yine çok daha az kanamaya yol açıyoruz. Böylece ameliyat sonrası hastaların çok daha az ağrı duymalarını da sağlıyoruz. Bu da meme cerrahisinin teknolojisinde gelişen önemli adımlardan birisidir” diye konuştu.
“Meme kanseri tedavisinde kemoterapi kullanımı bazı gruplarda azaldı”
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Eralp ise “Eskiden korkulan bir tür olan üçlü negatif meme kanserinde immünoterapilerin gerek ileri evrelerde gerekse daha erken evrelerde ameliyat sonrası kemoterapiye ek olarak kullanımları hastalarımızın yaşam sürelerinde büyük katkılar sağladı. HER2 pozitif meme kanserlerinde de yeni ilaçların ortaya çıkmasıyla beraber bu tip ilaçların ameliyat öncesi erken evrelerde kullanımlarıyla tümörün tam olarak kaybolabildiğini gördük. Meme kanseri tedavisinde kemoterapi kullanımı bazı gruplar için azaldı. Özellikle hastalarımızın büyük bir çoğunluğunu oluşturan hormona duyarlı alt tiplerde yeni hormonal ilaçlarla birlikte akıllı ilaçların kullanımı kemoterapiyi büyük ölçüde azalttı. Daha erken evrelerde özellikle genetik testlerin tanıya katılmasıyla beraber artık gereksiz kemoterapi kullanımlarının önüne geçmiş durumdayız” diye konuştu.
“Bazı hastalarda koltuk altına yönelik radyoterapi gerekmeyebiliyor”
Prof. Dr. Nuran Beşe, “Bu yaklaşım en belirgin şekilde cerrahi ve radyoterapi alanlarında karşımıza çıkıyor. Meme kanserinde koltuk altına yapılan cerrahi girişimlerin hastanın yaşam kalitesi üzerinde önemli etkileri olabiliyor. Günümüzde artık seçilmiş hastalarda bekçi lenf nodu örneklemesinin dahi yapılmaması gündemde. Son çalışmalar, doğru hasta seçimi yapıldığında bazı hastalarda koltuk altına yönelik radyoterapinin de gerekli olmayabileceğini gösteriyor. Burada en önemli konu, hastanın çok dikkatli değerlendirilmesi ve tedavi kararının deneyimli, multidisipliner bir ekip tarafından verilmesi. Böylece hastalarımızın tedavi yükünü hafifletirken yaşam kalitelerini korumayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Hedef, güvenilir yöntemlerle önleyebileceğimiz bir noktaya ulaşmak”
Yaklaşık 30 yıldır meme kanseri cerrahisi alanında çalıştığını belirten ABD Inova Schar Cancer Institute’tan Dr. Shawna C. Willey, “Bugün meme kanserinde çok daha gelişmiş cerrahi yöntemlere ve kişiselleştirilmiş tedavi seçeneklerine sahibiz. Ancak benim geleceğe ilişkin en büyük hayalim, meme kanserini tedavi etmek zorunda kalmadan önleyebilmek. Bunun için de kimlerin meme kanserine yakalanma riski taşıdığını yalnızca toplum genelindeki istatistiklerle değil, kişiye özel olarak önceden belirleyebilmemiz gerekiyor. Asıl hedefimiz, meme kanserini henüz ortaya çıkmadan güvenilir yöntemlerle önleyebileceğimiz bir noktaya ulaşmak” şeklinde konuştu.







