google.com, pub-2571312230047356, DIRECT,f08c47fec0942fa0

En Popüler Rinoplasti

22.08.2014
319
En Popüler Rinoplasti

Rinoplasti burunu ciddi anlamda küçültmekten çok burunu şekillendirme ve doğal bir görünüme kavuşturma ameliyatıdır. 

Doç. Dr. Cenk Şen

Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Uzmanı

Rinoplasti (estetik burun cerrahisi) tüm dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de en fazla uygulanan estetik ameliyat olduğunu rahatlıkla söylenebilir.

Eskiden küçük, dar ve ucu kalkık burunlar hedeflenirdi. Ancak artık fonksiyonelliği bozmadan yani hastaya solunum güçlüğü yaratmadan, probleme yönelik küçük müdahalelerle güzel görünümlü bir burun elde etmek önceliğimiz oldu.

Rinoplasti ameliyatları günümüzde artık burunu ciddi anlamda küçültmekten çok burunu şekillendirme ve doğal bir görünüme kavuşturma ameliyatları olarak görülüyor ve uygulanıyor. Rinoplasti isteğiyle başvuran hastalarda uzun bir görüşme süreci sonunda yapılacaklar planlanıyor. Hastalarımızın beklentilerini öğreniyoruz.

Burun ameliyatı çamurdan şekil oluşturmaya benzemez. Aksine içinde birçok canlı doku bulunduran ve bunların birbiriyle ilişkisinin çok önemli olduğu anatomik bir yapıyı normal sınırlara getirme sürecidir. Neredeyse tüm hastalarda burun yapısı birbirinden farklıdır. Dolayısıyla hastaların beklentilerini öğrenmek ve bunların hangilerinin mevcut durumda gerçekleştirilebilir ve hangilerinin güzel sonuç vereceğine doğru karar vermek ameliyat başarısı, hasta ve cerrah memnuniyeti açısından oldukça önemlidir.

Burun Yedek Parçası Yoktur!

Örneğin, kalın cilde sahip bir hastada burun şekillendirilmesinde önemli olan kemik ve kıkırdak çatıyı kontrolsüz şekilde küçültmek, hoş olmayan bir görünüme neden olabilir. Estetik olarak önemli noktaların belirginliğini azaltabilir. Travma geçirmiş veya eğik olan burunlar diğer problemli olgulardır. Yine unutmamak gerekir ki, burun yedek parçası olmayan bir organdır. Bu olgularda, mevcut yapılarla doğala ulaşma süreci tahmin edilebileceği gibi daha zahmetli olabilmektedir. Gerekli durumlarda vücutta farklı bölgelerden alınan dokularla eksikler tamamlanabilmektedir.

Solunum problemine yol açan kıkırdak eğriliklerinin de düzeltilmesi çok önemlidir, çünkü içerideki temeli yani kıkırdak eğriliğini düzeltmeden dış çatıdaki bozukluğun düzeltilmesi neredeyse imkansızdır. Rinoplasti ameliyatında hedef, yukarıda bahsettiklerimiz doğrultusunda ilk ameliyatta başarılı sonuç elde etmektir. Yani “hedef, ilk atışta on ikiden vurmak”. İstenilmese de revizyon cerrahileri olabilmektedir. Ancak ülkemizde revizyon oranının dünya standardına ve geçmiş yıllara göre oldukça düşük olduğu da bir gerçektir.

İyileşme Sürecinde Tampon Korkusu…

Tabii bu süreçte hastalarımızın bir takım sorularıyla ve korkularıyla da karşılaşıyoruz. Son yıllarda gelişen rinoplasti teknikleri sayesinde hastalarımızın en büyük korkusu tamponlar artık ameliyatın türüne göre ya hiç konulmamakta ya da bu iş için özel üretilmiş, hastaya olabildiğince az rahatsızlık veren türleri kısa süreli olarak kullanılmaktadır. Yine anestezi tekniklerindeki bir takım gelişmeler, ameliyatlardaki seçicilik ve hedefe yönelik cerrahi; doku travmasını azaltarak, ameliyat sonrası morluk ve şişliklerin azalmasını ve iyileşme sürecinin daha problemsiz olmasını sağlamaktadır. Burun ameliyatı sonrası kısa dönemde gündelik yaşama dönülebilir. Burunun son şeklini alması ise duruma göre altı ay-bir yıl gibi bir süre gerektirebilir.

Hastaların Ortak Kaygısı Burunda Düşme!

Rinoplasti yani “estetik burun cerrahisi” isteğiyle doktora başvuran hastaların büyük bir kısmı, “acaba ameliyat sonrasında burnumda düşme olacak mı?” kaygısını taşımaktadır. Neredeyse bir şehir efsanesine dönüşmüş bu korkunun oluşumunda bir takım gerçekleri de göz ardı etmemek gerekir. Estetik burun ameliyatlarında, son yıllarda dünyada ve ülkemizdeki değişim öncesinde bu tarz problemlerle karşılaşmak daha mümkünken artık hemen hemen hiç karşılaşmadığımızı söyleyebiliriz.

Burun, yüzün en önemli estetik yapısı olarak kabul edilmektedir. Burun yapısı ve “karakteri” de büyük oranda burun ucunun pozisyonu (tip projeksiyonu) ve şekli ile ilgilidir. Yapılan bilimsel çalışmalarda rinoplasti isteğiyle başvuran hastaların yaklaşık %72’ sinde burun ucunda düşüklük saptanmıştır. Burun ucu ile burun sırtı ya da kemerinin birbiri ile ilişkisi, cerrahi planlamada oldukça önemlidir. Düşük bir burun ucu, göreceli olarak kemeri daha dikkat çekici hale getirebilir. Bu gibi durumlarda lokal anestezi ile dahi yapılabilecek küçük bir cerrahi girişimle burun ucu yerine alınarak problem çözümü sağlanmış olacaktır.

Burun Mimari Bir Yapı Gibidir…

Burun ucu düşmelerini daha iyi anlayabilmek için olayı şöyle özetleyebiliriz: mimari yapılarda olduğu gibi burun çatısında da yapıyı yerinde tutan ve destekleyen bir takım önemli anatomik oluşumlar vardır. Binaların kolon ve kirişlerindeki bir zayıflık ya da bir kolonun çıkartılması nasıl problemlere ve çökmelere yol açıyorsa, bunun benzerinin burun anatomisinde de olduğunun bilinmesi gerekir. Son yıllarda uygulanmamakla birlikte, nefes problemi için belli kurallara uymadan çok radikal olarak çıkartılmış bir kıkırdak dokunun bu bahsettiğimiz yapıyı ne derece bozduğu, desteği azalttığı ve burun ucunda düşmelere yol açtığı artık çok iyi biliniyor. Bunun yanında bu desteği sağlayan birçok önemli anatomik oluşum da mevcut.

Daha önce de değinildiği gibi rinoplasti de son yıllardaki yaklaşım değişikliği, uygulanan daha minimal ve destek yapıyı daha az bozan cerrahi tekniklerle biz artık bu önemli yapıları koruyabiliyor, şekillendirebiliyor ve hatta gerekirse güçlendirebiliyoruz; ameliyat esnasında gerekirse kıkırdak desteği, kıkırdak ilerletmeleri, birtakım dikiş uygulamaları gibi bazı cerrahi tekniklerle desteği artırabiliyoruz. Tarif edip uyguladığım ve yurtdışında da kabul görmüş olan “kaudal septal ilerletme tekniği” ile de burun ucu desteği ve projeksiyonu problemlerini başarılı bir şekilde çözebilmekteyiz. Bu arada yanlış anlaşılmalara yol açmamak için bir konuya da açıklık getirmek gerekir. Rinoplasti sonrası erken dönemde ödemler nedeniyle burun ucundaki kalkıklık bir süre sonra ödemlerin azalmasıyla birlikte planlanan yerine iner. Dolayısıyla bu süreç burun ucu düşmesi değil, ameliyat sonrasının doğal gidişatıdır.

Rinoplasti isteği ile başvuran ya da ameliyat olmayı planlayan hastalarımızı bu konularda aydınlatmak ve bu “düşme” fobisini artık bir şehir efsanesi olmaktan çıkarmak istiyoruz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.