Obezitenin Türkiye’ye Maliyeti 27,5 Milyar Dolar

Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dilek Yazıcı, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 Avrupa Obezite Raporu’na göre, Avrupa’da obezitenin en yüksek oranda görüldüğü ülkenin Türkiye olduğuna dikkat çekti. Yazıcı, “Obezite salgın bir hastalık, pandemi. Ülkemizde obezite ve yan hastalıklarının tedavisi için yılda yaklaşık 27,5 milyar dolar harcama yapılıyor” dedi.
—-
Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dilek Yazıcı, dünya genelinde obezitenin kronik ve salgın, pandemik bir hastalık olduğunu söyledi. Yazıcı, ülkemizde neredeyse her üç erişkinden birinin obez olduğunun altını çizerek, dünyada ABD, Suudi Arabistan’ın ardından üçüncü sırada yer aldığını açıkladı.
Lilly Türkiye tarafından, obezite konusunda farkındalığını artırmak amacıyla düzenlenen ‘Obezite Bilgilendirme’ toplantısında konuşan Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Başkan Yardımcısı, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilek Yazıcı 2022’de yıllık ekonomik yükünün 27,5 milyar dolara ulaştığına dikkat çekerek, tablo hakkında şunları söyledi: “Obezite, vücutta aşırı yağ birikimiyle giden obezite; tip 2 diyabet, kalp hastalığı, felç ve belirli kanser türleri gibi yaşamı kısıtlayan zorluklara ve çeşitli hastalıklara yol açabilen, bunun yanı sıra yaşam kalitesinin düşmesine ve erken ölüme neden olabilen kronik, ilerleyici bir hastalıktır.
Beslenme eğitimi çocukken verilmelidir. Küçük çocuklar doyduğunu anlar ancak annelerin ısrarı ile doyma hissini kaybeder. Yemek kültürdür. Teknoloji, yemek alışkanlığı, egzersiz azlığının sonucu olarak obezite pandemisi gündeme taşındı. Öncelikle beslenmeyi öğrenmemiz şart. Yemeğe özel zaman ayrılmalıdır. Öte yandan Aile Hekimliği basamağında iş yoğunluğu nedeniyle yönlendirme eksikliği yaşanıyor. Birinci basamak sağlık sisteminin oturması gerekiyor. Hekim tedavi aşaması da çok önemli.
Dünya Sağlık Örgütü obeziteyi bulaşıcı olmayan hastalıklarda sıralaması daha ön sıralara alacak. Obezite ve aşırı kilo mevcut seyrinde devam ederse, 2035 yılına kadar küresel ekonomi üzerinde daha fazla sağlık harcamalarına neden olacak. Yaşam süreleri ve azalan üretkenlik sebebiyle 4 trilyon dolardan fazla (yani mevcut küresel GSYH’nin yaklaşık yüzde üçü) maliyete sebep olacak. Obezite yönetimini iyileştirerek, obezite artışını yalnızca yüzde 5 oranında yavaşlatmak bile, dünya genelinde 430 milyar dolar tasarruf sağlayabilir.”
“Herkes için cerrahi yöntem uygun değil”
Obezite cerrahisi konusuna da dikkat çeken Prof. Dr. Dilek Yazıcı, “En etkili, en yaygın tedavi seçeneği olarak cerrahi görülse de her vaka için bu yöntem uygulanmamalıdır. Tüp mide obezite cerrahisinin yanında daha masum bir tercih. Eğer tablonun hangi tedavi seçeneğine uygun olduğuna karar verilmesi gerekiyorsa; devlet, üniversite ya da vakıf hastanelerindeki sağlık kurulu tercih edilmelidir” dedi.
Türkiye ve Dünyada Obezite verileri
2030’a kadar dünya genelinde 1,13 milyar yetişkinin obeziteli olacağı öngörülüyor. Bu sayı 2010 ile kıyaslandığında yüzde 115 artış anlamına geliyor. Yine 2030 yılına kadar 3 milyar yetişkinin (küresel yetişkin nüfusun yarısı) kilo fazlalığı veya obezite ile yaşayacağı öngörülüyor. Türkiye’de obezite ile yaşayan birey sayısı 2022 yılında 18,7 milyonu aşmış olup, yetişkin nüfusun yüzde 36’sı obezite ile yaşamaktadır.
Endişe verici bir biçimde, Türkiye’de yüksek BKİ’ye sahip yetişkin sayısının Dünya Obezite Atlası’na göre 2030 yılına kadar 47,4 milyona ulaşacağı öngörülmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 Avrupa Obezite Raporu’na göre, Türkiye, Avrupa’da obezitenin en yüksek oranda görüldüğü ülke konumundadır. Bu veri obezitenin, yalnızca bireysel değil, aynı zamanda Türkiye için toplumsal ve ekonomik açıdan da ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.









