Parkinson Hastaları Saatinizi Geri Alın

Parkinson Hastaları Saatinizi Geri Alın

Parkinson Hastaları Saatinizi Geri Alın, parkinson, titreme, beyin pili, ali zırh, dopamin eksikliği, ilaç tedavisi, ameliyat

Genelde titreme ile başlayan ileri safhalarında hastayı ve yakınlarını yaşama küstüren Parkinson hastalığında mucize tedavi; Beyin Pili.. Bugüne kadar Amerikan Hastanesi’nde 46 hastada 75 adet beyin pili takıldı. 10  saat süren operasyon sonrasında hasta yaşam saatini geri alıyor ve ikinci kez hayata merhaba diyor…
——————————————————————————–

Eğer ileri yaş olarak nitelendirilen 60 yaş ve üzerinde iseniz veya bu yaşta yakınlarınız varsa bu haberi dikkatli okuyun. Çünkü parkinson hastası olma riski binde 3.
Amerikan Hastanesi Beyin Cerrahisi Bölümü Uzmanı  Op. Dr. Ali Zırh ile Parkinson nedir, belirtileri ve Parkinson hastalarının hastalığın ilk yıllarına dönmesini sağlayan mucize tedavi beyin pili hakkında sohbet ettik. Önce ‘’Parkinson Hastalığı nedir, belirtileri nelerdir?’’ bunu öğrenelim.
Dr. Ali Zırh: Parkinson hastalığı beyinde dopamin adı verdiğimiz beyindeki hareket merkezlerinin düzenli çalışmasını sağlayan maddenin eksikliği ile ortaya çıkar. Genelde hastalığının tipik bulgusu para sayar tarzda bir titremedir. Kimi hastalarda durgunlaşma, küçük adımlarla yürüme, yüz hatlarında donuklaşma, adalelerde sertlik, ince işler yapmada becerisizlik, yutma zorluğu, konuşmada ses bozukluğu, kabızlık, terleme, ağrılı kaslar ve kasılmalar, depresyon, yazı yazmada zorluk gibi bulgularla ortaya çıkabilir. Parkinson hastalığında genellikle bulgular bir tarafta daha ön planda başlar. Vücudun bir yanı diğer yandan daha yavaş kalıyor, vücut  salımına eşlik etmiyorsa, gövdeye yapışmış gibi hasta sallanmadan yürüyorsa o zaman parkinson hastalığı başlangıcı var mı sorusunu akla getirmek gerekir. Bunların çoğu da yaşlılıkla karıştırıldığı için bir grup hasta tanısı konulmada ya da tedaviye başlamada zaman kaybedebiliyor. Toplumda 65 yaşın üstünde her 300 kişiden birinde Parkinson hastalığına rastlayabiliriz.
İLK ADIM İLAÇLA TEDAVİ
Dr. Ali Zırh: Aslında parkinson’u bir çeşit şeker hastalığına benzetebilirsiniz. Şeker hastalığında vücut nasıl inisülini az yapıyor ve hastalar ilk önce perhiz, o yetmezse ağızdan ilaç alıyor, o da yetmezse inisülin tedavisi oluyor. Dopamin eksikliğinde de başlangıç tedavisi; ilaçla ve bu maddeyi yerine koymaya çalışmaktır. üç grup ilaç vardır. Semtomatik ilaç ; hastanın şikayetini düzeltmeye yönelik ilaç, eksiği yerine koyma değil, hastanın yaşı ve bulguları paralelinde de bu ilaçlarla başlamak tercih edilir. Aslında eksik olan dopamindir. Ancak hastaya dopamin verirseniz diğer bütün ilaçlara oranla maksimum başarı elde etseniz bile  4-5 yıl sonra beyindeki bazı bölgelerin daha duyarlı hale gelmesi sonucunda hastalar yan etkiler yaşamaya başlar. Bu yan etkilerin başında da istem dışı irade dışı hareketler gelir. 70-75 yaşındaki hastada bunların görünme ihtimali azdır ama 40 yaşındaki bir hastada tedaviye dopaminle başlarsanız 45-50 yaşlarında bu şikayetlerle karşımıza gelmesi kaçınılmazdır. İkinci grup ilaçlara biz dopamimetik ilaçlar deriz. Yani dopaminin kendisi değil ama dopaminin benzeri ilaçlar ya da vücuttaki mevcut dopaminin kullanılmasına destek olacak ilaçlar. 3. grup ilaçlar dopaminin kendisidir. İlaç tedavisi eğer hasta pür Parkinson hastası ise etkili oluyor. Normal yaşantısını devam ettirebiliyor. Ama aradan yıllar geçtikçe bir çeşit hastalığın ilerlemesi nedeniyle artık ilaçlar veya dozların artışı yeterli olmuyor.İlaçların etki saatleri giderek kısalmaya başlıyor. İlacın etkisi geçince tutulup yürüyememe ya da kasılma ortaya çıkıyor. İlaç alınca da  bu kez ilaç yan etkilerini yaşama kısır döngüsü başlıyor.
– Ameliyat ne zaman olmak gerekiyor?….
İşte artık hastalar ilaçlar bütün günü rahat geçiremiyorsa, ilaç yan etkileri artık hastalarda engel noktasına geliyorsa o zaman ameliyat alternatifi ortaya çıkıyor.Eğer titreme hastada tek şikayetse ve her türlü ilaç ile durmuyor ise o zaman titremeyi durdurmaya yönelik ameliyatlar yapılabilir. Bu tip ameliyatlar dünyada 1947-50’lı yıllarda başladı ama 1970 yılların başında dopamin icat edilince, ameliyatlar bıçak gibi kesiliyor. İlacın yan etkileri ortaya çıkınca 80’li yıllarda yeniden ameliyat gündeme geliyor. 90 yıllarda bizim ameliyatlarda kullanmakta olduğumuz mikro elektrot kayıt ve sitimülasyon tekniği ile bu ameliyatlar yapılmaya başlanıyor. Ama burada önemli olan nokta; hasta ilaçla düzelmiyorsa ameliyat etmenin de bir anlamı yok..
BEYİN PİLİ İLE SAATLERİ GERİ ALIP İLK YILLARA DÖNÜŞ….
Dr. Ali Zırh: Bu teknik ucu yaklaşık 2 mikron kalınlığında olan pilatinyum-iridyum karışımı, özel bir camla kaplı belli bir dirence olan elektrotu, uyanık hastada konuşa konuşa beynin içine bilgisayar aracılığıyla mikron mikron ilerleterek gerçekleşiyor.. Bu teknoloji ile beyindeki tek bir hücrenin aktivitesini dinleyebilmemiz mümkün veya oraya mikroamper düzeyinde yani çok düşük elektrik akımı vererek hastaların bize verdiği cevaba göre ilerleyerek, beynin fizyolojik haritasını çıkarıyoruz. Beyinde her bir hücrenin dili var..Uyanık hastayı uyarabildiğimiz için verdiği cevaplarla 80 mikrondan daha az bir hata payıyla mm’nin 10’da birinden daha az bir hata payıyla hayati merkezleri müdahale etmeyi düşündüğümüz noktaları bulabiliyoruz. Bir ameliyatta biz beynin içinde 2-3 mm çapında bir alana müdahale ediyoruz. Ama bunun bir mm altında görme siniri geçiyor diğer yanından vücudu hareket ettiren sinirler geçtiği için hastanın kör veya felç olma gibi birtakım riskleri var. Bu teknoloji bunu ortadan kaldırıyor. Çünkü doğru yere doğru müdahale edebiliyorsunuz. Ama her ameliyatın kendince riskleri vardır. 100’de 1 ihtimal enfeksiyon, hastanın yarası mikrop kapabilir bu apandisit ameliyatı içinde de geçerli .. Bunun haricinde her ne kadar kafatasını açıp büyük bir ameliyat yapmıyorsak da 1 veya 2 delik deliyoruz ve içeriye iğneler aletler sokup çıkarıyoruz, teorik olarak bunların bir damara rastlama bir kanama olma ihtimali var. İstatistiksel olarak 100’de 1 civarında.. 100’de 1 beyin kanarsa ne olur, hiçbir şey olmayabilir, hafif baş ağrısı olup geçebilir, biz bunu kontrol filminde görürüz ama siz biz dışardan bir şey anlamayız. Veya beyin kanaması geçirip hasta felç olabilir. Bu işin en kötüsünün olma ihtimali 1000’de 1… Beyinde müdahale etmeyi düşündüğümüz noktayı bulduktan sonra müdahaleyi 2 türlü yapabiliyoruz. Ya lazere benzeyen yakma yöntemi ile o bölgedeki aşırı aktivitasyon olan hücreleri yakabiliyoruz. Böylelikle o bölgedeki aşırı aktiviteyi baskılayabiliyoruz. ya da hastalara beyin pili takıyoruz.. Beyin pilinde platinyum-iridyum karışımı her bir elektrotun ucunda 4 tane kutup var, bunu beynin içine yerleştiriyoruz, bunları bir uzatma yardımı ile göğüste kalp pili gibi cildin altına koyduğumuz bir pile bağlıyoruz.Onu programlayarak beyinde bir yerde yakmanın etkisini taklit ediyoruz. 9-10 saat süren bu ameliyatta 7-8 saat hastalarla konuşuyoruz.. Ameliyatın avantajı
Bu tedavinin avantajı hastalar ameliyat sırasında iyileşmeye yaşıyor. Tamamen programlanabilir ayarlanabilir kontrol edilebilir bir tedavi olduğu için bir yan etki gördüğümüzde onu değiştirip yeniden  ayarlamamız mümkün ve eğer hasta isterse bu güne geri dönmesi de mümkün..Beyin pilleri tamamen kontrol edilebilir.
SAATLER GERİ ALINDIKTAN SONRA MERHABA HAYAT
Dr. Ali Zırh: Ameliyat sonrası 2-3 haftalık bir ayar ile hastaların ilaç miktarı düşebiliyor hatta hiç ilaç kullanmayanlar bile oluyor.. Hasta hastalığının ilk yıllarına geri dönüyor. Bir anlamda hastaların saatini geri alıyoruz..Tek taraflı bir pil takıldığında hastalığın 4-5 yıl gerisine 2 pil takıldığına ilk yıllarına geri dönüyor, yaşamları değişiyor. Bizim çalışmalarımız 5 yıllık hastalarımızın ameliyat öncesine göre çok daha iyi durumda olduğunu gösteriyor. Ama hastayı biz bu konuma getirmeseydik hasta belki de tekerlekli sandalyede olacaktı.  Doğru yere konulduysa pili değiştirmek söz konusu değil ama pilin batarya ömrü 7-8 yıl bu süre sonucunda pilini değiştirmek gerekiyor.  Hastalara gerektiğinde göstermeleri için bir sertifika veriyoruz, manyetik alanlardan etkilenebilirler. Genelde hastaların MR çektirmesini, araba kullanmasını istemeyiz.. Bunların dışında hastalar her şeyi yapıyorlar.. Tenis oynayan, squash yapan hastalarımız var.
KARAR VERME AŞAMASINDA HASTA YARDIMLAŞMASI
Dr. Ali Zırh: Hastalara aslında diğer hastalar çok yararlı. Bir hastaya ameliyat önerdiğimde genellikle aranmasına müsaade edilen hastalarla görüşüyor,  hasta moral buluyor, bazen hastalarla birbirleriyle arkadaş oluyor, ameliyat olacak kişinin ameliyatına giriyor. Bu hastalıkta önemli olan hastanın hastalığını kabullenmesi, öncelikle bu benim hayat arkadaşım bununla yaşamam lazım demesi. Yaşama devam etmeye tutunmak ve mümkün olduğu kadar aktif yaşamak altın kural. Hasta ne kadar hareketli oluyorsa hastalıkla o kadar iyi mücadele ediyor. Spor, yüzmek, bağ-bahçe işleri, günlük yaşantısına devam etmesi, çok  önemli. Bıkkınlığa düşmemek, uygun ilaç tedavisi, gerektiğinde ameliyat tedavisini yaptırmaya çalışmak lazım..
Amerikan Hastanesi’nde bu güne kadar hareket bozukluğu nedeni ile ameliyat edilen hasta sayısı 531 yapılan girişim sayısı 560 Ameliyat edilen Parkinson Hastası sayısı 494, yapılan ameliyat sayısı 525. Parkinson Hastalığı için 43 hastaya toplam 71 adet beyin pili takıldı. Toplam takılan beyin pili sayısı 46 hastada 75 adet.
TENİS OYNUYOR, YAŞAMA KALDIĞI YERDEN DEVAM EDİYOR
Hayk Celalyan (39), hastalık bende yürüme ve kolları zor hareket ettirme ile başladı. Önce teşhis koyulamadı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ndeki doktorum teşhisi koydu. İlaca başladım ama zaman içinde ilacın etkisi azaldı. Artık iyice kıpırdayamaz hale geldim, haftada 6 saat uyuyordum, ev hayatım kalmadı, 19 yıllık evliliğim bitmek üzereydi, iki çocuğum var onlarla  haftalarca bir kelime bile konuşmuyordum, iş güç bozuldu. Zaten Parkinsonun en kötü tarafı hastalığı çevresi hisseder, karısı çocuğu yakınları için tam bir cehennem hayatıdır. 2 Nisan 2004 yılında ameliyat oldum. İşte o gün ben yeniden doğduğum. Ameliyata girerken kaybedecek neyim var diye düşündüm ama iyileşirsem yaşama kaldığım yerden istediğim gibi devam edecektim. Bu şekilde yaşamak bana yakışmıyordu.Ben çok aktif çok faal bir insanım. Ameliyat 9 da başladı saat 10.30 doğru ben iyileştiğimi hissetmeye başladım. Ameliyatın ertesi sabahı 7de duş aldım. Sonra giyindim cumartesi günüydü hiç gidip yatmadım.İnanılmaz ziyaretçi geldi arkadaşlar iş çevresi, gözlerine inanamadılar yani. 5 gün hastanede kaldım salı günü çıktım öğleyin direk işe geldim..Akşam 8’e kadar işlerimi yaptım. Bir yıl hiç ilaç almadım.. Haftada üç gün tenis oynuyorum. Hayatıma kaldığım yerden devam ediyorum. Diğer Parkinsonlu hastalarla arkadaş olduk. Hatta birisinin ameliyatına bile girdim.
 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.