Şifa İçin Hazır mısınız?

Şifa için öncelikle belli bir bilinç seviyesinden bakmak gerekir. Her insan kendisinin şifacısıdır. Kişi önce kendisine bakabilmelidir.
İletişim ve İlişki Uzmanı Hande Akın
Şifa için öncelikle hazır olmak gerekir. Genellikle kendimizin değil başkalarının hayatlarını yaşıyoruz. Toplumdan aldığımız en büyük hipnozlardan biri ‘El alem ne der?’ Yani el alemin hayatını yaşıyoruz. İkincisi de ego; kendini hep haklı tutmak ister. Hep ben-ben dedikçe ne yaparız, suçu başkasına atarız. Bu durumda zaten kendimizi göremeyiz.
Öğrenilen davranışlar 0-7 yaş arasında oluşur. Ebeveynlerimiz tarafından duygularımızı ifade etmemiz için güvenli ve sevgi dolu bir ortam tanınsaydı o zaman savunma mekanizmalarımızı geliştirmezdik. Birisini suçlamak aslında savunma mekanizmasıdır. Kendi savunuyorsan karşı tarafı suçluyorsundur.
“Hayatımızdaki kararları 7 yaşındaki çocuk verir”
Kendimize bakabilmemiz için aynaya bakmak çok önemlidir. Aynada gördüğümüz kendimizden başkası değildir. Karşınızdaki kişide de kendinizi görürsünüz. O kişide sizi rahatsız eden nokta aslında sizin kendinizdeki kızgınlarınızdır. Karşınızdaki kişi size inanılmaz bir hizmet sunuyor. Sistem seninle konuşuyor. Empati değil bu. Empati bilinenin aksine kendini özdeşleştirmedir. Karşınızdaki kişiyi anlamaya çalışırken ondaki enerjiyi de kendinize yüklüyorsunuz. Bu sağlıklı bir şey değil. Hayatınızda duyduğunuz öfke kime, neye, ne zaman oluştu? Bu olayları şifalandırmak gerek. Küçükken babası tarafından terk edilen kişinin iş çevresindekilere öfke kusmasının sebebi; babasına dile getiremediği duygudan kaynaklanır. Tüm erkekleri suçlar.0-7 ve 7-14 yaşları arasında pekiştirdiğimiz duygu ve korkular başkaları üzerinden ‘bizim fark etmemiz’ için bize yansıtılır. Ama bilinç bu seviye değilse yargılar, suçlar, küseriz. Aslında hayatımızda tüm karar ve davranışlarımızı 7 yaşındaki çocuk veriyor. Bilinç altı böyledir.
İçinizdeki çocukla buluşmaya cesaretiniz var mı?
Duygularımızın doğal şekilde gösterilmesi küçük yaşlarda engellendi. Çocuk bir şey isteyip olmadığında ağlarsa tavır genellikle korkma şeklinde olur. Polis amca geliyor, çabuk gel yoksa giderim, vs.… İçimizdeki çocuk her an bizimle. Şifa nerede? Çocuğun yaşadığı olaylarda. Bu olayların duygusu ya da korkusu çok güçlü olduğundan bilinçaltı bir daha yaşanmaması için duyguları iyice derinlere gömer. Çocukluğun hatırlanmama sebebi budur. Oraya doğru yürüme kararlılığını şifalanma niyeti ile ortaya koyarız. O zaman işte içimizdeki küçük çocukla buluşur, onunla buluştuğumuzda o ne yaşamış, kendini ne zaman yalnız hissetmiş, ne zaman üzülmüştü, ne zaman utanmış, ne zaman çaresizdi ya da utanmış-utandırılmıştı? O olayları hatırlamaya başlıyor bilinçaltı. Bildiğini vermeye-bilineni göz önüne getirmeye başlıyor. Buna ‘Regnesyon Tekniği’ denir. Bilinçaltında zaman kavramı yoktur. Geçmiş-gelecek yoktur. Yani filmi açıyor. Filmde o istediği duygu ya da korku neyse onu ifade etmesine izin veriyor. Çünkü daha önce ifade edememişti. İfade edemediği için o duygunun enerjisi içinde kaldı. Ne zaman bu enerji serbest bırakılırsa o olayla ile ilgili şifa gerçekleşir. En güçlü enerji sevgidir. Sevgi her şeyin şifasıdır…
Güne nasıl başlamalı?
Her an güne başlarken öncelikle kendinle temas edeceksin. Gözler ruhun aynasıdır. Ruhundan içeriye akacaksın. “Şükürler olsun bugün güne uyandım. Şükürler olsun bugün nefes alıyorum.” Her halini kabul edeceksin. Hayat nimettir. Gerçekten hissederek. Başına ne gelirse gelsin, her şeyden güzellikler bularak. Bu kadar basit…
Kitabım ‘Kadın Olmak’
‘Kadın Olmak’ kitabı ile tüm kadın ve erkeklerin içindeki eril ve dişli enerjinin dengelenmesine, kadın-erkek ilişkilerinin şifalanmasına niyet ediyorum. Her kadın içindeki küçük kızla buluşsun. Kadın olmaktan mutlu ve memnun olsun… Kadın bedeninde olmayı sevsin…









