Sosyal Medyanın Ergendeki Etkileri

Sosyal Medyanın Ergendeki Etkileri

İnternet ve hep birlikte hızına kapıldığımız sosyal medya gençleri, ergenleri ve tabi kendi çocuklarımızı acaba nasıl etkiliyor? Bilgisayar başında veya cep telefonuyla çok fazla zaman harcayan ergenleri bekleyen olumsuz durumların başında; şiddet, depresyon, bağımlılık, bedensel algıda bozulma gelir.

Elif Kaleli  

Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen

Kültür Fen Lisesi

Teknoloji  devrimiyle birlikte internet ve hayatımızı çepeçevre saran sanal dünya sadece günlük yaşamın rutinlerini değil aynı zamanda insanın fiziksel ve psikolojik gelişim süreçlerini de yakından etkilemiştir.

Cep telefonu ve bilgisayar kullanımının neredeyse iki yaşından itibaren aşinalık düzeyinde de olsa başladığı günümüzde,  nesiller arası zaman aralığı dar olsa da gelişimsel olarak büyük farklılıklar bizi beklemektedir. Yani şu anda orta yaşlarını süren bir ebeveynin kendi  ergenliğinde bir cep telefonu kullanıcısı ol(a)madığı gerçeğinden hareketle, 15 yaşında bilgisayarın bir tuşuyla adeta tüm dünyayla iletişime geçen ve hatta canlı yayın yapabilen bir genci anlaması hakikaten zor bir beklenti olarak karşımızda durmaktadır.

Peki, internet ve hep birlikte hızına kapıldığımız sosyal medya gençleri, ergenleri ve tabi kendi çocuklarımızı acaba nasıl etkiliyor? Özellikle psikososyal gelişimin kritik evrelerinde, kimlik yapılanması, beden algısı, psikolojik ve cinsel gelişim gibi önemli konularda ergenlerin güvenli olmayan bir çevrenin etkisine girmesi şüphesiz ki istenmeyen durumların oluşmasına neden olacaktır. Teknoloji kullanımını hayatın dışına atamayacağımıza göre, bu gücü nasıl kontrol altına alacağımız konusunda bilgi edinmemiz hem aileler hem de eğitimciler için en doğru davranış olacaktır.

‘Ayna ayna söyle bana, benden popüleri  var mı Facebook’ta’

Teknoloji devrimi özellikle 90’lı yılların sonu ve 2000’li yılların başında yani tam da dijital çağın kucağına doğmuş olan “Milenyum Kuşağı” çocuklarını (1995 – 2003) yakından etkiledi. Anne babaları da internet kullanıcısı olan bu çocuklar için bir zamanlar sosyalleşme alanı olan sokakların yerini bilgisayarlarının geniş ekranları aldı. Oynadıkları oyunlarsa hiç tanımadıkları kişilerle iletişime geçtikleri karışık, çok karakterli ve çoğu zamanda şiddet içerikli çevrim içi oyunlar…

Yani yeni nesil ekranda online olan kişinin gerçek adını, gerçek görüntüsünü merak etmiyor ya da bilme gereği duymuyor.  Yani kendilerini nasıl hayal ediyorlarsa ya da göstermek istiyorlarsa öyle gösterme şansına sahipler. Ancak şüphe yok ki, sosyal medya bazen hiç de masum olmuyor. Özellikle gençlerin yaşı küçüldükçe sosyal medyanın mağduriyet etkisi çok daha belirleyici oluyor.

Sosyal medyanın kötü tarafları

Örnek vermek gerekirse  yeni bir eve taşındınız, hiç kimseyi tanımıyorsunuz ama çocuğunuz sokağa çıkıp oyun arkadaşları bulmak istiyor. Güvenlik açısından bakıldığında aslında sosyal medya için de aynı riskler geçerli denebilir. Ancak nasıl örnekteki çocuk için güvenli koşullar sağlanıp çocuk sokağa öyle salınacaksa aynı şekilde sosyal medyanın kullanımında da ailelerin ve eğitimcilerin dikkatli davranıp risklerden haberdar olması gerekiyor.  Bilgisayar başında veya cep telefonuyla çok fazla zaman harcayan ergenleri bekleyen olumsuz durumlar şu şekilde sıralanabilir:

Bağımlılık: Artık madde kullanımıyla eşit derece zararlı olduğu ortaya konmuş olan internet bağımlılığı ciddi bir sorundur ve ağır tedavi gerektirmektedir.

Depresyon:  Ergenlerin Facebook’ta çok fazla vakit geçirdiklerinde klasik depresyona benzeyen tepkiler geliştirdikleri gözlenmiştir.

Mahremiyet Sorunları:  İstem dışı veya yanlış bilgi paylaşımı; kişinin mahremiyetin ihlal edilmesi.

Cinsel ve Psikolojik Sömürü:  Uygunsuz ve aşırı cinsel içerikli uyarana maruz kalma ve devamında yaşanabilecek cinsel kimlik bozuklukları.

Şiddet:  Sosyal medyada tanınan veya  tanınmayan kişiler tarafından sözel, fiziksel ve ya duygusal istismara maruz kalma ve devamında öfke kontrolü  sorunları yaşama.

Siber Zorbalık: Bir kişinin başka bir kişi tarafından internet veya telefon gibi teknolojik araçlarla rahatsız edilmesi, tehdit edilmesi, aşağılanması veya utandırılması durumu.

Beden algısında bozulma: İdeal güzellik algısı ve bu yönlü yayın yapan web siteleri, gruplar genç kızları aşırı zayıflığa özendirmekte ve bedensel algı bozukluğu sorununa davetiye çıkartmaktadır.

Ben Kimim?

Ergenliğin kritik süreçlerinde pek çok evde teknoloji kullanımı nedeniyle çatışmalar yaşandığına hepimiz tanık oluyoruz. Bilgisayar veya cep telefonu mahrumiyeti gibi cezalar aslında işe yaramayan kısa vadeli çözümlerdir. Öncelikle ergenlikte, gencin bir kimlik yapılandırma meselesi olduğunu anlamak ve bu kimlik ihtiyacını karşılamak adına aidiyet duyduğu alanları kabul edip onu anlamaya çalışmakta yarar vardır. Kimlik geliştirme süreci aynı zamanda arayışlar ve farklı “benlikler”e bürünmeyle de geçen bir süreçtir. Ergenin kendini bulmak adına mücadele verdiği bu dönemde aile, okul ve sosyal çevre desteği çok önemlidir.

Bu kanallardan ihtiyaç duyduğu sevgiyi, şefkati ve koşulsuz kabulü göremeyen genç daha fazla sanal ortamda vakit geçirecek belki yararsız ilişkiler geliştirecek ve kendini değerli hissetme ihtiyacını yarattığı ‘online kimlik’ üzerinden gidermeye çalışacaktır.

Ergenlikte hemen her konuda olduğu gibi yine anahtar kavramlar, uzlaşma ve kabuldür. Kimlik oluşturma ve arayışlar her birimizin yaşamında gelip geçen süreçlerdir ve bu durum sonsuza kadar her yeni nesilde tekrarlanacaktır. Unutmayınız ki bu kadar çok uyaran arasında yeni neslin kendini bulma mücadelesi çok daha zorlu ve meşakkatli olacaktır.

Dengeyi sağlamak için…

İnternet kullanımında gerek ergenin güvenliği gerekse fiziksel ve psikolojik sağlığının korunması için ailenin dikkat etmesi gereken önemli  hususlar  vardır.

*İnternet ortamında kişisel bilgilerini (isim, adres, okuduğu okul, fotoğraf gibi) paylaşmamaları yönünde çocuklarınızı mutlaka uyarın.

*İnternet üzerinden tanıştığı kişilerle sizin izniniz ya da gözetiminiz olmadan görüşmemesi konusunda ve bu durumun riskleri konusunda kendisini bilgilendirin.

* Çocuğunuzun, kendisini rahatsız eden herhangi bir kişi ya da içerikle karşılaşması durumunda sizi mutlaka haberdar etmesini sağlayın.

* Sizin bilginiz olmadan herhangi bir internet şifresi oluşturmaması gerektiğini ancak oluşturması durumunda da tahmin edilmesi zor bir şifre bulması gerektiğini öğretin.

* Ebeveyn kontrolünü bütün internet sağlayıcı cihazlarda uygulayın.

* Zaman zaman internete  çocuğunuzla birlikte girip onun vakit geçirmeyi tercih ettiği siteler  hakkında kendisiyle sohbet edin.

*Anti-Porn gibi yazılımlar aracılığı ile çocuğunuzu hem zararlı içeriklerden koruyup  hem de hangi      saatte internete girebileceğini hangi saatte oyun oynayabileceğine karar verebilirsiniz.

* Belki de en önemli tavsiye, çocuğunuzun internete girdiği bilgisayarının evin ortak kullanım alanında durmasını sağlayın.

Çocuğunuzun internet yüzünden sosyal hayattan uzaklaştığını, derslerini ihmal etmeye başladığını tespit ettiyseniz ve bununla nasıl başa çıkacağınız konusunda kendinizi yetersiz hissediyorsanız okuldaki rehber öğretmenlerine ya da uzmanlarına danışmanızda yarar vardır.

Zira hem iş yaşamının de hem de günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan internetin kullanım alışkanlıklarının hem bireyin hem de insanlığın yararına dönük olabilmesi için çocuk ve ergenlerin bizlerin yönlendirmesine  ihtiyaç duyduğu açık bir gerçektir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.