Türkiye Sedef Haritası

Türkiye Sedef Haritası

Sedef depresyon, dışlanma ve işe gidememe gibi sosyal yükleri beraberinde getirir. Hipertansiyon ve diyabet benzeri diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi bilinçli bir tedavi uygulandığı sürece kontrol altında tutulabilir.

Prof. Dr. Güzin Özarmağan

Dermatolog

Ulusal Psoriyazis (Sedef)

Destek ve Dayanışma Derneği Başk.

Sedef hastalığı kronik bir hastalıktır. Dünyada 125 milyon kişiyi etkileyen, Türkiye’de ise her 100 kişiden 2’sinin karşı karşıya kaldığı sedef hastalığı için doğru zamanda uygulanan doğru tedavi, hastalığın yaşam kalitesinde yaratacağı geri dönüşümsüz hasarları ortadan kaldırma konusunda çok önemli bir rol oynar.

Hastalık şiddetlendikçe kullanılması gereken tedaviler de değişir ancak bazı tedaviler sadece üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinde görevli uzman dermatologlar tarafından uygulanabilir.

Sedef hastalığı nedir?

Plak olarak adlandırılan kalın ve kırmızı pul pul beneklerden oluşan kronik bir hastalık olan sedef, cilt hücrelerinin çok hızlı büyümesiyle meydana geliyor. Normal koşullarda kendini 28 -30 günde bir yenileyen cilt, sedef hastalığı olan kişilerde bağışıklık sistemindeki hatalı sinyaller sonucunda 3 – 5 gün arasında yeni cilt hücreleri oluşturuyor. Vücut fazladan cilt hücrelerini dökmediği için bu hücreler cilt yüzeyinde birikerek plaklar oluşturuyor. Vücudun herhangi bir bölgesinde oluşabilen sedef, en yaygın olarak dirseklerde, dizlerde, belde ve kafa derisinde görülüyor. Hastalık el ve ayak tırnaklarını da etkileyebilir. Genellikle 16-22 ve 52-60 yaş aralığında ortaya çıkan sedef, bebeklik ve çocukluk dahil olmak üzere her yaş diliminde başlayabilir ve başka ciddi sağlık sorunlarıyla da ilişkilendirilir. Yapılan çalışmalar, sedef hastalarının yüzde 10 ila 30’unda eklemlerin içinde ve etrafında ağrı, sertlik ve şişkinliğe neden olabilecek bir enflamatuar hastalık olan ve kişide halsizlik yaratan psoriatik artrit geliştiğini ortaya koyuyor.

Dünya genelinde 125 milyon kişiyi etkilediği tahmin edilen sedef hastalığının nadir görülen ve tedavi edilemeyen bulaşıcı bir hastalık olduğu yönündeki bilgiler gerçeği yansıtmaz. Bu tür yanlış bilgiler sedef hastalarının psikolojisini olumsuz etkiler. Ortaya çıkma sebebi kesin olarak bilinmiyor. Sedef hastası olan bir kişiye dokunmanız, aynı havuzda yüzmeniz ya da hastanın yaptığı bir yemeği yemeniz bu kişiden hastalık kapmanıza neden olmaz. Hastaların %30’unun ailelerinde de sedef hastalığı olduğu görülürken, sedef ile ilişkilendirilen genlerin varlığı da kabul ediliyor. Buna rağmen hastalık, çevresel bir faktör (bazı virüs ve bakterilerden kaynaklanan enfeksiyonlar, cilt yaralanmaları, bazı ilaçlara verilen reaksiyonlar ve stres) ile tetiklenmesi durumunda ortaya çıkar.

Sedef, hastanın psikolojisini, sosyal & profesyonel hayatını olumsuz etkiliyor

Kaşınma ve ağrı gibi çeşitli semptomlar ile seyreden sedef hastalığı, ortaya çıktığı lokasyona ve şiddetine bağlı olarak hastaların özel ve sosyal hayatlarında derin izler bırakabilir. %51’inin uzman doktor kontrolünden geçmediği bilinen sedef hastaları, toplumdan soyutlandıkları hissiyle ciddi anlamda depresyona girerek öz saygılarını kaybedebiliyor. Sedef hastalarının %84’ü sportif faaliyetlerden kaçınırken, %83’ü hastalığını gizleme gereği duyuyor. Hastaların %46’sı ise kronik depresyon ile yaşıyor. Sedef hastalığının kişinin hayatındaki uzun süreli etkilerini ölçebilmek amacıyla yapılan “Sedef Araştırması”nın 2009 yılında 17 ülkeden toplam 11 bin sedef hastasının katılımıyla gerçekleşen ilk ayağında ortaya çıkan sonuçlara göre; tüm katılımcıların yüzde %66’sı ve ağır sedef hastalarının dörtte üçü bu hastalığın öz saygılarını olumsuz etkilediğini dile getirirken, tüm hastaların %37’si ve ağır hastaların neredeyse yarısı hastalık belirtileri geçse de artık hiçbir zaman aynı insan olmayacaklarını belirtiyor. Araştırmaya göre çalışma hayatını da olumsuz anlamda etkileyen sedef hastalığı, hastaların %14’ünün işini kaybetmesine ya da istifa etmesine yol açıyor. Ağır sedef hastalarının %40’ından fazlası istedikleri kariyer yolunu izleyemediklerini söylüyor. İş hayatında devamsızlık da sedef hastalarında sıkça rastlanan bir sorun olarak kişilerin kariyerlerini olumsuz anlamda etkiliyor. Tedavi süreciyle ilgili olarak elde edilen bilgiler ise şu yönde: Orta – ileri derece sedef hastalığı bulunan hastaların neredeyse yarısı (yüzde 47’si) almış oldukları tıbbi tedaviden memnun olduklarını belirtirken, hastaların geriye kalan diğer yarısı ise (yüzde 51’i), yukarıda da belirtildiği gibi, sedef hastalığının tedavisi ile ilgili olarak bir uzmana başvurmadıklarını söylüyor. Genç hastaların sedefin yol açtığı psikolojik olumsuzluklar ile baş etmekte ileri yaştaki hastalara oranla daha başarısız oldukları da araştırmadan elde edilen sonuçlar arasında dikkat çekiyor.

Sedef hastalığının sebep olduğu fiziksel deformasyon beraberinde psikolojik sorunları da getirirken; psikolojik sorunlar ise uzun vadede hastanın kendisini çevresinden ve toplumdan izole etmesi, kendisine duyduğu saygıyı yitirmesi, iş hayatından uzaklaşması ve bunun doğal bir sonucu olarak da maddi kayba uğraması gibi olumsuz durumlara yol açıyor. Sedef hastalığının yol açtığı bütün bu negatif etkileri minimum seviyeye indirmek için hem sedef hastalarının hem de toplumun bilinçlenmesi büyük önem taşır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.