Cinsellik ‘Kadınlık Görevi’ Değildir!

17.10.2012
118
Cinsellik ‘Kadınlık Görevi’ Değildir!

Cem Keçe & Serap Güngör3 yıl boyunca yapılan araştırmalara göre 2 kadından 1’i fiziksel şiddet görüyor.

Dr. Cem Keçe & Psikolog Serap Güngör
CİSED

Uzmanlara göre, kadına yönelik fiziksel şiddet, kadının sadece bedenine değil ruhuna da zarar veriyor. Yüzlerce, binlerce kadının aynı gün içinde şiddetin çeşitli şekillerine maruz kaldığına dikkat çeken uzmanlar, sadece Türkiye’de değil dünyada da pek çok kadına uygulanan fiziki şiddetin, kadınların cinsel yaşamlarında da derin yaralar açığının altını çiziyor.

Kadınların cinsel sorunlarının altında yatan en önemli nedenlerin başında şiddet vardır. Şiddet uygulanan kadın, psikolojik olarak hasar görür, kendine olan güveninin sarsılır ve özgüvenini kaybeder.

Eşinden veya partnerinden kötü muamele, fiziksel şiddet gören, ilişkisinin cinsellik dışındaki alanlarında paylaşım hissetmeyen, cinsel ve duygusal ilişki ile ilgili beklentileri karşılanmayan kadınlarda cinsel isteksizliğe, cinsel tiksinti bozukluğuna, ağrılı cinsel ilişki olarak tanımlanan disparoniye, sekonder vajinismusa, orgazm olamamaya ve cinsel uyarılma bozukluklarına sıkça rastlanıyor. Bu nedenle cinsel uyarılma yaşayamayan kadın cinselliği haz almadan yaşar, ağrı duyar, yeterince uyarılamaz ve orgazm olamaz. Cinselliği istedikleri bir şey olarak değil, “kadınlık görevi” olarak algılayan ve fiziksel şiddet gördükleri halde evliliklerini devam ettirmek için kendilerini eşleriyle cinsel ilişki kurmak zorunda hisseden kadınların mutlu ve sağlıklı bir cinsellik yaşamaları mümkün değildir.

“Yasa yapmak yetmez, uygulanmalı”
TBMM Genel Kurulu’nun, “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” öncesinde, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın yasalaşmasından memnunuz. Türkiye’nin bu sözleşmeyi parlamentosunda imzalayan ilk ülke olmasının gurur verici bir gelişmedir. Ancak mesele kanun çıkarmak değil uygulamaktır. Biz hükümetimizin, kanunun gereklerini yerine getirmede de aynı hassasiyeti göstermesini bekliyoruz.

“Kadınlarımızın yarısı fiziksel şiddete maruz kalıyor”
Son 3 yıldır yaptığımız saha araştırmaları ve anket çalışmaları sonucunda kadınlarımızın yarısının fiziksel şiddete maruz kaldığını tespit ettik. Kadınlarımızın birçoğunun tokatlama, yumruk atma, tekmeleme ve itip kakmayı fiziksel şiddet olarak sınıflandırmadığını fark ettik. En üzücü olanı da “dayak cennetten çıkmadır, dayağı yiyen, dayağı hak eder” mantığının genel bir kabul olarak zihinlere yerleşmiş olmasıdır. Sebebi her ne olursa olsun kadına şiddet son bulmalı, anaokulundan itibaren cinsel eğitim verilmeli, evlenmeden önce anne-baba ve eş eğitimleri zorunlu hale getirilmeli, kadına yönelik şiddet konusundaki cezai yaptırımlar artırılmalı ve sosyo-kültürel çalışmalara ağırlık verilmelidir. Çünkü kadınlar sevilmek ister, dövülmeyi ve aşağılanmayı değil. Ancak bu şekilde bir kadınlar, kendilerini tekrar cazip, değerli ve beğenilir olarak görebilirler.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.