google.com, pub-2571312230047356, DIRECT,f08c47fec0942fa0

Dijital Organ Bağışına İlgi Yoğun Ama Yetersiz

Dijital Organ Bağışına İlgi Yoğun Ama Yetersiz

Eylül 2025’te Resmi Gazete’de yayımlanan Organ Nakli Hizmetleri Yönetmeliği ile e-Nabız ve e-Devlet üzerinden bir milyondan fazla kişinin organ bağışı yaptığı tahmin ediliyor. Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül, “Biz yardımsever bir milletiz. Yaklaşık 35 bin kişi organ bekleme listesinde. Yoğun bakımda beyin ölümü tanısının atlanmadan konulması ve organ bağışı oranlarının artırılması toplum sağlığı açısından da büyük önem arz etmektedir” dedi.

—–

Dijital organ bağış sistemi yasal altyapısının resmi meclis kabulü Temmuz 2025’te tamamlanmış olsa da sonbahar aylarında hayata geçti. Hızlı ve kolay şekilde organ bağışçısı olabilme imkânı sayesinde kısa sürede bir milyondan fazla kişinin başvuru yaptığı tahmin ediliyor. Türk Yoğun Bakım Derneği yetkilileri ‘İlgi yoğun ama yetersiz. 2025 itibariyle 35 bin kişi organ bekliyor’ açıklamasını yaptı.

Türkiye’deki Sağlık Bakanlığı’na bağlı 9 adet Bölge Koordinasyon Merkezi (BKM)’nde tüm organ ve doku nakli süreçlerinin yürütülmesi sağlanıyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Bursa, Samsun, Erzurum ve Diyarbakır’daki merkezler arasında Bursa ve Samsun yüksek bağış oranıyla ilk sırada yer alıyor.

Kişi yaşamını yitirdiğinde bağışçı olduğu öğrenebiliyor.

Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül, Türkiye’de de 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 35 bin kişi organ bekleme listesinde yer aldığını belirterek, “Dünyada tüm organ nakillerinde kadaverik organ nakil oranı yüzde 80, ülkemizde ise maalesef yüzde 20’nin altında. Dolayısıyla organ donörlerinin çoğunluğunu canlı vericiler oluşturmaktadır. Bu nedenle yoğun bakımlarda beyin ölümü tanısının atlanmadan konulması ve organ bağışı oranlarının artırılması toplum sağlığı açısından da büyük önem arz etmektedir. İspanya organ bağışında ilk sırada, kalp naklinde Slovakya birinci, yardımsever bir millet olmamıza rağmen biz de farkındalık oluşması gerekiyor. Organ bağışı sonrası hayat devam ediyor, bir organ bağışçısı sayesinde 8 organ bekleyen kişi yaşama yeniden başlayabilir” dedi.

Beyin ölümünün geçici bir durum değildir…

Türk Yoğun Bakım Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. Asu Özgültekin ve TYBD Yönetim Kurulu Üyesi / Organ ve Doku Nakli Daire Başkanlığı, İstanbul Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Gülçin Hilal Alay ise ülkemizde yılda 2 bin 300 beyin ölümü gerçekleştiğini açıklayarak, şu bilgileri verdi: “Beyin ölümü, tıbben ve hukuken ölümdür. Koma, bilinç kaybı veya bitkisel hayat ile aynı şey değildir. Beyin ölümü; beyin ve beyin sapı işlevlerinin geri dönüşümsüz olarak tamamen kaybıdır. Toplumda en sık karşılaşılan yanlış ise beyin ölümünün geçici bir durum sanılmasıdır. Modern tıp açısından bu durum, “ölüm” olarak kabul edilmektedir.”

Dernek yetkilileri düzenledikleri bilgilendirme toplantısında konuyla ilgili 5 maddelik deklarasyon açıkladı:

1-Nörolojik kriterlere göre ölüm, yani beyin ölümü tanımı özellikle son 50 yıldır yoğun bakımlarda solunum cihazları ve diğer organ destek tedavilerinin yaygınlaşmasıyla ortaya çıkmıştır. Beynin tam ve geri dönüşümsüz olarak ağır hasara uğramasıyla normalde sonlanacak olan kalp ve solunum fonksiyonlarının, yoğun bakımda solunum cihazı ve diğer destek tedavilerle kısa bir süre için sürdürülebilmesi bu terimi devreye sokmuştur. Hastanın solunum cihazına bağlı olarak kalbinin bir süre daha atması beynin çalıştığı ya da kişinin yaşadığı anlamına gelmez. Beyin ölümü, ölümden farklı değildir ve yasalarımıza göre beyin ölümü tanısı kesinleşmiş hasta tıbben ve hukuken ölüdür.

2-Beyin ölümü; koma, bilinç kaybı veya bitkisel hayat ile aynı şey değildir. Koma veya bitkisel hayat durumunda beynin bazı işlevleri devam edebilir ve bazı hastalarda iyileşme ihtimali bulunabilir. Beyin ölümünde ise geri dönüş veya iyileşme söz konusu değildir. Toplumda en sık karşılaşılan yanlış anlamalardan biri beyin ölümünün geçici bir durum sanılmasıdır. Oysa beyin ölümü, belirlenmiş tıbbi ve yasal kriterler çerçevesinde deneyimli hekimler tarafından konulan ve geri dönüşümü olmayan çok ciddi bir tanıdır.

3-Beyin ölümü tanısı; biri nöroloji veya beyin cerrahisi uzmanı, biri de anestezi-reanimasyon veya yoğun bakım uzmanı olmak üzere iki uzman doktor tarafından Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı kriterlere göre konur. Tanı sürecinde acele edilmez; ilgili uzmanlık alanlarından hekimler tarafından klinik değerlendirmeler yapılır ve gerekli görülen durumlarda yardımcı testlerden yararlanılır. Bu dikkatli yaklaşımın amacı, tanının kesinliğini sağlamaktır.

4-Beyin ölümü gerçekleşen kişi tıbben ve hukuken ölü kabul edilir. Organ nakli açısından bu tanım son derece önemlidir; çünkü beyin ölümü ve organ bağışı gerçekleşen bir kişiden uygun olan organların cerrahi bir işlemle alınarak hasta insanların tedavisinde kullanılması mümkündür. Bu yüzden beyin ölümü tespiti ve organ bağışı kadavradan organ transplantasyonunun en önemli aşamalarıdır. Beyin ölümü tanısı alan bir kişinin hayati fonksiyonları, solunum cihazı ve diğer tıbbi destekler ile bir süreliğine devam ettirilebilmektedir. Bu nedenle tanının doğru ve zamanında konulması ve bu sürecin doğru yönetimi oldukça kritik bir durumdur.

5-Türkiye’de organ bağışı ve nakli hizmetleri; T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Başkanlığı tarafından [1979 tarihli 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun] ile [2022 tarihli 32038 sayılı Organ Nakli Hizmetleri Yönetmeliği] çerçevesinde düzenlenmektedir. Organ nakli; böbrek, karaciğer, kalp, akciğer ve benzeri hayati organları ciddi biçimde görev yapamaz hale gelen hastalar için çoğu zaman en etkili, bazen de tek tedavi seçeneğidir. Dünya genelinde organ bekleyen hasta sayısının yüksek olması nedeniyle organ bağışı büyük bir toplumsal ihtiyaçtır.

Sağlık sistemi için ekonomik yüktür.

Beyin ölümü yanlışları hasta yakınları için psikolojik zorlu bir süreç, sağlık sistemi için ekonomik yüktür. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül, “Toplumumuzda birçok alanda olduğu gibi sağlık ve beyin ölümü anlamında da birçok eksik ve yanlış bilgi bulunuyor. Bu durumun, toplumda bilgi kirliliğinin yanı sıra toplumumuzun sağlıklı yaşamı üzerinde olumsuz etkileri oluyor. Beyin ölümü koma, bilinç kaybı gibi farklı durumlarla karıştırılıyor. Yine toplumumuzda beyin ölümünün geçici bir durum sanılması ve hastanın iyileşeceği gibi yanlış algılar var. Bu durum hasta yakınlarını psikolojik olarak zorlu bir sürece sokarken, tedavi anlamında sağlık sistemine ve hasta yakınlarını da ekonomik olarak yük oluyor. Bu anlamda toplumumuzu yanlış bilgilerden arındırmak ve özellikle, organ nakli gibi tedavilere ihtiyaç duyan hastaların sağlıklarına kavuşması ve hayatlarına sağlıklı bir şekilde devam edebilmeleri adına beyin ölümü kavramını gerçeklerini toplumumuzda yerleştirmemiz gerekli. Bu anlamda açıkladığımız bu deklarasyon; toplumun beyin ölümü hakkında doğru bilgilere kavuşmasını sağlayacak ve organ nakli gibi hastaların sağlıklı bir yaşam sürmelerine katkı sağlayacak” dedi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.