google.com, pub-2571312230047356, DIRECT,f08c47fec0942fa0

Gençlerin Diliyle Gençlik

Gençlerin Diliyle Gençlik

Ben gencim, Bende beğenmediğiniz ve zaman zaman çok büyüttüğünüz bazı özelliklerimin aslında sizin kendinizde değiştiremediğiniz davranışlar olduğunu düşünüyorum.

Erdoğan Yılmaz

İstanbul Kültür Eğitim Kurumları (İKEK) Genel Müdürü

Gencim ve gençlik için sesleniyorum. Bunun belki farkında değilsiniz ama ben aslında çatışmanın ikimiz arasında olmaktan çok kendinizle olduğunu sanıyorum.

Siz de çok iyi biliyorsunuz:

Ben, size göre ne kadar sivri, tepkisel ve olumsuz davranışlar sergiliyorsam bunların bazılarını sizden miras olarak daha doğarken getirdim. Mizacımın olumsuz kimi özelliklerini de sizin yarattığınız ve benim hazır bulduğum çevrenizde kazandım, kimilerini de sizden öğrendim.

Bunu benim söylemem sizin canınızı sıkıyor olabilir. Eğer öyleyse değişime kendinizden başlarsanız daha hızlı yol alabiliriz. Bunun zor olduğunu biliyor ve canınızın sıkılmasını anlıyorum ama acısını benden çıkarmanız, kızınca da “bu çocuk kime çekmiş” demeniz doğru mu?

Belki olumludan işe başlamak bir uzlaşma yolu olabilir. Örneğin birçok olumlu özelliğimi de sizin sayenizde kazandığımın ve benim onlarla gurur duyduğumun da farkındayım. Hatta böyle bir özelliğimi överken, bu kez keyifle “eee… kime çekmiş” demeniz ve benimle gurur duymanız hoşuma gidiyor; çünkü benim ilk ve asıl modelim sizsiniz. Onun için beni öven ve size benzeyen yanlarım benim için de çok önemli.

Olumlu ya da olumsuz yanlarımı gündeme getirirken yerinde kullanacağınız övgü ve desteği esirgemezseniz kendimi daha iyi hissederim. Hem övgüde hem de eleştiride ölçülü olmayı dikkate alan bir gerçeklik ve dürüstlüğün benim için ve ilişkimiz için ne kadar etkili olduğunu bilmiyor musunuz?

V.
Ben gencim,

Benimle konuşurken zaman zaman eleştiride sınırlarınızı aşıyor, öfkeleniyorsunuz. Belki daha da önemlisi kendi gençliğinizi, benim yaşımdayken yaptığınız yanlışları ve bazı nesnel gerçekleri unutuyorsunuz.

Oysa, “yetişkin olmanın ilk adımı kendimizin ve çevremizin farkında olmak, kendimizi kontrol etmek, gerçek olanı olmayandan ayırt etmektir” gibi konuşmalar yapan sizsiniz.

Bu gerçeklerden birisi “yetişkin” olmak, “gelişmek ve büyümek” sorunudur. Örneğin bu konuda gelişme ve büyümenin hızını, sırasını, odağını ne siz ne de ben belirleyebiliriz. O kendi kurallarına ve hızına göre yürüyor. Bazen gelişme ve büyümenin yönü ve hızını zorlamak, çok yanlış olabilir. Zorlamanız, beni iyice engeller, yavaşlatır, gelişmemi güçleştirebilir. Bırakın gelişme ve büyüme doğal akışı içinde olsun. Siz beni arada bir yönlendirin, görmemi ve farkındalığımı artırın yeter. Aslında buna gereksinim de duyuyorum.

Özellikle unuttuğunuz bir şey,  “gerçek” gelişme ve büyümenin öncesi ve sonrası, kişiye özel karmaşık bir düzeni ve sırası olmasıdır. Emeklemeden yürümeyi öğrenmek nasıl olanaksızsa benim de bedensel, ruhsal ve zihinsel gelişmem böyle bir düzene ve özel koşullara bağlı. O koşullar oluşmadıkça ve sırası gelmedikçe sizin arzunuza göre büyümemin hızlanması ne yazık ki olanaksız. Bunu kabul ederseniz ve benden yapamayacağım işler istemezseniz siz de ben de rahatlar, sorunlarımızı daha kolay çözeriz.

Bunları anlamaz ve bana yapamadıklarım için öfkelenir, hatta vara yoğa bağırır çağırırsanız, çok üzüldüğümü, büyümemi ve gelişmemi engellediğinizi bilmiyor musunuz?

VI.

Ben gencim,

Sizin her olay ve durumda adeta bir “nasihat makinesi” gibi çalışmanız benim hiç hoşuma gitmiyor. Bundan daha da önemlisi bir yararını ne siz ne de ben görüyoruz. Bu durum tersine aramızdaki iletişimin önünü tıkıyor. Çünkü nasihat etmek, bir kısır döngü, ilişkimizi bozan tuzak adeta.

Siz nasihate başlayınca bilinçsiz olarak adeta kulaklarım sağırlaşıyor. Hemen hiçbir şey duymuyorum. Eğer duyarsam, o kadar çok aynı nasihatleri dinledim ki, ya artık umursamıyorum ya da sert ve ters yanıtlar veriyorum. Sonra da tartışmaya başlıyoruz. Yani her nasihat giderek beni sizden uzaklaştırıyor.

Bu duruma birlikte üzülüyor, ipler gerildikçe birlikte çileden çıkıyoruz. Sonra da sorunlar kilitleniyor, karşılıklı önyargılar oluşuyor, bir çıkmaza girip kalıyoruz.

Artık bu durumu değiştirmek gerekiyor. Eğer bir şeyleri düzeltmek, daha huzurlu, anlayışlı ve mutlu bir yaşam, işbirliği ve paylaşıma dayalı bir iletişim ortamı yaratacaksak nasihat vermeyi bırakmanız gerekecek. Hep aynı tutum ve davranışlarla yine aynı sonuçlar ortaya çıkıyorsa yöntemi değiştirmeliyiz. Sizse yetişkin olmanın üstünlüğü ile kendinizi hep haklı görüyor ve aynı “nasihatçi” tutumda ısrar ediyorsunuz.

Bundan biraz vazgeçmeyi, arada bir sevecen ve sakin bir sesle sadece uyaran, ama her şeye rağmen beni sevdiğinizi hissettiren bir bakışınız ve hatta susmanız bile çok işe yarayabilir. Bu aslında benim, ergenlik dönemimde, denge arayışı, sınır belirleme, sağlıklı gelişim sürecinde çok yararlı olacak ve siz bunu gördükçe birlikte huzur ve mutluluğu daha kolay yakalayacağız.

İlişkimizi yönetirken, çok basit başka bir ilke ikimizin de işine yarayabilir: “Nasihat etme, yap ve göster!..”

Bunu gözüme sokmadan, ya da dolaylı biçimde başka bir kişi, olay, haber ve tv dizisi üzerinden yapmak yerine doğrudan kendiniz uygularsanız başarının daha kolay geleceğini bilmiyor musunuz?

İlk ilham, ana baba kucağından sonra okuldaki öğretmenin dilinden, vicdanından, terbiyesinden alınır.

M. K. ATATÜRK (1924)

GENÇLERİN DİLİYLE GENÇLER ÜZERİNE DÜŞÜNCELER (2)
IV.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.