google.com, pub-2571312230047356, DIRECT,f08c47fec0942fa0

Genetiği Değiştirilmiş Dil Turkche

Genetiği Değiştirilmiş Dil Turkche

Turkche genetiği değişen bir dil midir? Dilimiz, yozluğun ve yabancılaşmanın sınırlarına çekildi. Bu durum kendini MSN dili, Facebook ya da İnternet Türkçesi şeklinde bir alt dille göstermiştir.

Özgür Özmeral

Kültür Lisesi

Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı

Genetiği değiştirilmiş dil aslında sanal iletişim dilinin giderek günlük konuşma ve yazı diline karışması ile gündeme geldi. Dilin doğasını kaybetmesine; dilin kontrol mekanizmasının kendi iç dinamiklerinden uzaklaşarak yabancı kaynaklı söz varlıklarıyla sağlanmasına neden olur. Zorunlu olarak da dilin içinde oluşan ucube bir dille yabancılaşma, en üst boyutlara taşınmıştır..

Hemen her dönemde dile başka toplumların ve ekonomik yayılmacılığın temsilcisi olan kültürlerin müdahalesi olmuş, şekil ve içerik bakımından dil, zorunlu bir değişime uğramıştır. Bu durum özellikle dil bilinci yerleşmiş kişileri ve bilim adamlarını kaygılandırmamış; normal karşılanmıştır; ancak son 10 yılda yaşanan durum kaygı boyutlarını da aşarak tehlike sinyalleri vermeye başlamıştır.

Genetiği Değiştirilmiş Bir Dil: “Turkche”

Teknolojinin akıl almaz bir biçimde ilerlemesi, iletişim araçlarının şekil değiştirmesi ve sanal iletişimin yaşamımızın hemen her alanında boy göstermesi özellikle gençler arasındaki iletişimi olumsuz etkileyerek dili, yozluğun ve yabancılaşmanın sınırlarına çekmiştir. Bu durum kendini MSN dili Facebook ya da İnternet Türkçesi şeklinde bir alt dille göstermiştir. Ünlü harflerden yoksun, kısaltılmış, yapısı bozulmuş, birden çok dilin karışımıyla meydana getirilmiş bu dilden sizlere birkaç örnek vermek istiyorum:

-slm: selam.
-nbr/npr/nslsn: naber, nasılsın.
-ii: iyi.
-np: no problem-sorun yok.
-u: you-sen.
-cıx,ıhıh: hayır.
-thanx: thanks-teşekkürler.
-asd: küfür.
-sie: defol git.
-a.q: küfür.
-ı love u: ı love you-seni seviyorum vs.

Bu da bir diyalogdan alıntı:

x: slm
y: slm
x: nbr
y: nlsn sndn
x: srnyz
y: ndn
x: blmm
y: hmm
x: pk
y: bn kçr
x: ok grşrz kib
y: snd

Bu bozulmalar dil içine girmiş bir virüs olarak da görülebilir. Öyle ki her biçimin denendiği, kuralların hiçe sayılarak dilin keyfileştirildiği  bu sistem,  doğal olanın çok ötesinde zorlamadır ve zararlıdır. Sadece dile zarar vermekle kalmaz gençlerin düşünme becerilerini de olumsuz etkiler. Bir tür bilinç bozumu yaratır. Ergen, bu alışkanlığı ister istemez düşünce biçiminde de kullanır, düşünce sisteminde kısa yollar arar, detaya inmez, düşüncelerine derinlik kazandırmaz. Her olaya yüzeysel bir bakış açısıyla yaklaşır. Bu alışkanlık bir süre sonra resmi biçimleri de etkileyerek Yazdığı her yazıda, kaleme almak zorunda kaldığı her dilekçede bu sistemin parçalarını farkına varmadan kullanır.

Dilimiz Yabancı Dillerden Olumsuz Etkileniyor

Günümüz Türkçesinin en önemli bir diğer sorunu da , yabancı dillerin, özellikle de İngilizcenin, Türkçeyi olumsuz biçimde etkilemesidir. İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerikan ve İngiliz kültürleri bütün dünya dillerini etkilemeye başlamış; Türkiye de İngilizce ile öğretime başladığı 1950’lerde Anglo-Sakson kültürünün yoğun etkisini kendi bünyesinde acımasızca hissetmişti. Bu dönemde İngilizce sadece Türkçeyi değil, başka dilleri de etkiliyordu. Örneğin Fransızlar dillerini bu etkiden korumak amacıyla yasa bile çıkarmışlardı. Yabancı dil öğrenme düşüncesi, zamanla yabancı dille öğretime dönüşmüş ve yaygınlaşmıştı. “Yabancı dil öğretimi” ile “yabancı dille öğretim”i birbirine karıştıran siyasiler, öğretimin anadilde yapılmamasından ötürü bir kuşağı hem kültürel bilinç hem de dilsel gelişim anlamında dışarıda bırakmış oluyorlar; özellikle matematiği, fiziği, kimyayı yabancı dilde öğrenen bu kuşağın çok sonraları Türkçenin bir bilim dili olamayacağını iddialarını görmezden gelmişlerdi. Oysa yetersizlik dilde değil hakim kafa yapısındaydı.

Söz Dizimi Bozuldu

Yabancı dillerin etkisinin artması, Türkçenin söz varlığını, söz dizimi özelliklerini olumsuz yönde etkiledi. Divan Oteli demek dururken Hotel Divan, Marmara Oteli demek dururken The Marmara demek, Türkçenin söz dizimi özelliklerini zorlamaktı. Son zamanlarda bir de çeviri yoluyla anlatım türü ortaya çıkınca sözler Türkçe, ama anlatım kalıbı yabancı kaynaklı olmaya başladı… Doğru olmayan bu kullanışlar giderek yaygınlaştı: Çay içmek, kahve içmek yerine çay almak, kahve almak; özür dilerim yerine üzgünüm gibi kullanımlar bunlara sadece birkaç örnek.. Türkçemize son yıllarda Batı dillerinden, özellikle de İngilizceden, bir söz akını olduğu gerçektir. Bu söz veya söz gruplarının ileri teknolojiyle ithal edildiği yadsınamaz. Üretimin dışa bağımlı olması ürünün diliyle birlikte ve hatta kültürüyle aktarımını zorunlu kılar: air-conditioner, disket, faks, kamera, kompakt disk, monitör, printer, radyo, televizyon, tubeless, video, walkman…

Yabancı Kelimelerin Dilimize Girişi

Dilimizin doğal gelişmesi içerisinde bu aletlerin çok az bir kısmına karşılık bulunabildi: buzdolabı, bilgisayar, derin dondurucu vb… Buna karşılık yabancı kaynaklı sözlerin dilimize girişi her geçen gün biraz daha arttı. Yeni bulunan ve üretilen aletlerin adları girmekle kalmadı, bu aletlerin çeşitli özellikleri, parçaları, kullanıcıları ile ilgili sözler de dilimize girerek bu sözlerden fiiller türetildi: air-conditoned araba, kaset, diskjokey (kısaltılması de je olarak değil, İngilizcedeki biçimiyle söylendi: dicey), videojokey (ve je değil, vicey biçiminde söylendi), fakslamak, hardware, software, zapping, zaplamak, zoomlamak…

Kısa bir süre içerisinde yabancı kaynaklı söz kullanmak bir özenti halini aldı. Günlük hayatta, çarşıda, pazarda, radyoda, televizyonda, basında, okulda, sporda kısacası her yerde yabancı kaynaklı sözler artık bilinçsizce kullanılır oldu. 1980 ihtilaliyle  birlikte gericileştirilen, içi boşaltılan Türk Dil Kurumu hayatımıza teknolojiyle birlikte giren bu sözcüklere karşılık Türkçe sözcük bulamayınca ya da bulduğu sözcüğü doğru bir biçimde tanıtamayınca dilin sistemli karmaşası bugünkü şeklini aldı. Toplumda Türkçe bilincini uyandırmak ve bu bilinci canlı tutmak neredeyse imkansız bir hal aldı.

Bizler okullarımızda fırsat eğitimi ve projelendirme çalışmaları kapsamında “Genetiği Değiştirilmiş” bu dili “organik” bir dil  yapabilmek adına öğrencilerimizle birlikte –Türk edebiyatının seçkin kaynaklarını öncü kabul ederek- elimizden geldiğince çalışıyor; büyük değişimlerin küçük başlangıçlarla olabileceği gerçeğinden hareketle, her bireyde bir dil bilinci oluşturma gayretini elden bırakmıyor; Ulu Önder Atatürk’ün “Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. ” sözünü ilkemiz kabul ediyoruz. Konuyu anne-babalarımızın dikkatine sunar, çocuklarımızın dil gelişimini yönlendirirken özenli adımlar atmalarını öneririz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.