google.com, pub-2571312230047356, DIRECT,f08c47fec0942fa0

Ramazan ve Cinsellik

17.10.2012
272
Ramazan ve Cinsellik

Doğadaki bütün canlılara şefkat ve merhamet esasının egemen olması gereken Ramazan ayı boyunca kamuoyu pek çok konuyu tartışacak ve gündemde tutacak. Ama aşk, evlilik, yakın ilişkiler ve cinsellikle ilgili sorular yine gündemi meşgul edecek.

Dr. Cem Keçe
Doç. Dr. Cebrail Kısa
Psk. Serap Güngör
CİSED

Ramazan ayı cinsellik yaşamına ara vermek anlamına gelir mi? Çünkü insanın maddi ve manevi gelişmesinin yanı sıra ruh ve beden sağlığının korumasında önemli bir yer tutan cinsellik; İslam dini tarafından, insan doğasının en temel ihtiyaçlarından biri olarak görülmüştür.

İnsanlar için cinsel arzu ve istekler; açlık, susuzluk gibi doğal olgulardır. Ancak buna rağmen, her yıl, Ramazan ayında aynı tartışmalar yaşanır: “Ramazan ayında cinsellik yaşanmalı mı?” “İftar sonrası hemen seks yapmak sakıncalı mı?” “Ramazan’da yaşanan cinsellik; ayıp, yasak ya da günah olarak değerlendirilmeli midir?”

Cinsel mitler hayatı çekilmez bir hale getiriyor!
Ramazan ayında cinsellik yasaklanmamalı. İftar ve sahur arasında çiftlerin cinselliklerini yaşamaları gerekir. Ramazan ayı boyunca, gün geçtikçe toplumu olumsuz etkileyen ve cinsel hayatı çekilmez bir hale getiren cinsel mitler yani hurafeler (doğru bilinen yanlışlar) konusunda açıklamalar yapmaya devam edeceğiz. Her gün bir cinsel hurafeden kurtulmanın çiftlerin hayatında nelere sebebiyet vereceğini bilmek gerekiyor. İnsanımızın bilinçlenerek ve bilgilenerek ruhsal ve bedensel huzura ulaşmasını ve yakın ilişkilerinde manevi güzellikleri paylaşmasını biz çok önemsiyoruz.

Koşulsuz sevgiyi ve bilimin ışığını topluma hâkim kılmak gerekiyor!
Günümüzde, sahip olunan insanî değerler erozyona uğramaya yüz tuttu. Sınırsız hırslar ve talepler benliği kapladı. Bireysellik, bencillik, çıkarcılık, aldatma ve aldatılma gibi olumsuz değerler yakın ilişkilerde öne çıktı. Teknolojik tüm yeniliklere rağmen cinsel mitler toplumda mutsuz, umutsuz, olumlu düşünemeyen ve cinselliği paylaşamayan kişilerin sayısını artırdı. Ayrıca cinsel sapkınlıklar, taciz, tecavüz, esnet gibi ülkemizi kasıp kavuran olumsuzluklar ve hak ihlalleri, cinsel ayrımcılık ve kadınları hedef alan şiddet insanımızın geleceğe olan umutlarını zayıflattı. Şüphesiz bu olumsuzluklar, aşınan ve kaybolan değerler karşısında yapılması gereken; koşulsuz sevgiyi ve bilimin ışığını topluma hâkim kılmaktır. Ramazan ayı kaybedilen bu değerleri yeniden kazanmak, insanın özünde var olan iyilik ve insani duyguları fiiliyata geçirmek için önemli bir fırsattır. Çünkü Ramazan ayı baştan sona sosyal dayanışma ve kaynaşmanın yoğun olarak yaşandığı, bilgilenme, arınma ve yenilenme bilincinin tazelendiği değerli bir zaman dilimidir. Bu nedenle maddi ve manevi sayısız güzellikleri çağrıştıran, ferdi hayatta huzurun, sosyal hayatta kaynaşma ve paylaşmanın yoğun olarak yaşandığı, iradelerin sevgi ve merhametle eğitildiği ve özgürleştiği Ramazan ayını, cinselliği yasaklamadan kalpleri arındırmak için bir fırsat olarak görmek gerekiyor.

Cinsellik ekmek gibi su gibi güzel bir nimettir!
İslam inancına göre oruç tutmanın ruhu ve bedeni terbiye eder ve bu yönüyle daha derin bir anlayış ve yaşayış vaat eder. Oruç, kişinin sahip olduğu nimetlerden bir süre ayrı kalmasını gerektirir ve hep elinin altında hazır olarak bulduğu şeylerle arasına bir mesafe koyar. İftar vakti bu mesafe ortadan kalkar ve kişi orucunu tuttuğu her ne varsa, özlediği ve uzak düştüğü lezzetleri yeni bir heyecanla tadar ve yeniden keşfeder. Bu nedenle iftar orucu tutulan cinselliği de güzelleştirebilir ve cinsel mutluluğun gelişimi için yeni bir fırsat sunabilir. Cinsellik ekmek gibi su gibi güzel bir nimettir; kadın ve erkeğin birbirlerine ruhlarını ve bedenlerini armağan ettikleri eşsiz bir sofradır. Bu sofradaki lezzetleri derinleştirmek, o sofraya oturmanın keyfini yine, yeni, yeniden yaşamak insanoğlunun hakkıdır.

Cinselliğin orucu varsa iftarı da olmalıdır!
Ramazan ayında meşru cinselliği bir tür ayıp, yasak veya kaçamak saymanın orucu tutulan cinselliğin iftarının da gereksiz olduğu gibi çok yanlış bir algıya neden olabilir. Ramazanda cinselliği yasaklamak, çiftleri birbirlerinden soğutabilir, zamanla ilişkilerini tekdüzeleştirebilir. Cinselliğin ruhsal ve duygusal boyutlarının ihmal edilmesine yol açabilir. Böylece çiftlerin birbirlerini duygusal ve ruhanî gevşemeden ve rahatlamadan yoksun bırakmalarına vesile olabilir. Oysa cinselliğin orucu varsa, iftarı olmalıdır. Ruhsal ve bedensel bir arınma yaşanması gereken Ramazan ayında cinselliği yasaklamak yerine; gönüller ve beyinler arındırılarak huzurlu ve dengeli bir ruh hali yaratılmaya çalışılmalıdır. Çünkü yeme içmenin orucu damak lezzetini geliştirebiliyorsa, özlenen ve hasretle beklenen cinselliğin orucu da cinsellikten alınan hazzı geliştirebilir, cinselliği ilk günkü heyecanına taşıyabilir ve monotonlaşan birleşmeler olağanüstü nitelikler kazanabilir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.