google.com, pub-2571312230047356, DIRECT, f08c47fec0942fa0 gtag("event", "ad_impression", {query_id: "CMz26sa46Y8DFdRrkQUd_t8rsQ", send_to: "G-97YMFGXZ6F"})

Türk Erkeğinin Mutluluğunu Stres Gölgeliyor

Türk Erkeğinin Mutluluğunu Stres Gölgeliyor

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi (İTBF) ile Method Research Company tarafından gerçekleştirilen “Erkeklerin Dünyası 2024 Araştırması”nda Türkiye’de yaşayan erkeklerin ev, iş ve aşk üçlüsünde duygusal analizi yapıldı. Araştırma sonucuna göre; “Türk erkeğinin mutluluğunu stres gölgeliyor

Sokrates’in “Evlen ya mutlu olursun ya da filozof” Türk erkeği içinde geçerli mi? Türk erkeğinin mutluluğunu stres gölgeliyor mu? Türk erkeği muhafazakâr mı? Türk erkeği için ‘Bekarlık sultanlık mı?”

Üsküdar Üniversitesi İTBF Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ve Method Research Company Genel Müdür Yardımcısı Esengül Berişah öncülüğünde Türkiye genelinde kapsamlı ilk erkek profili araştırması gerçekleştirildi. “Erkeklerin Dünyası 2024 Araştırması” psikoloji, cinsel hayat, evlilik, aile değerleri, temizlik-hijyen, bedensel sağlık konularında ilgi çekici sonuçlar ortaya koydu!

7 bölge 22 şehirde 761 erkekle görüşülerek gerçekleştirilen araştırmaya göre; evli erkeklerin yüzde 79’u kendini ‘mutlu ve güvenli’ hissettiğini, yüzde 64’ü cinsel hayatından memnun olduğunu ifade ediyor.

Türk erkeğinin mutluluğunu stres gölgeliyor

Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak araştırma sonuçlarına ilişkin şunları söyledi; “Türk erkeği evinde dinlenme, huzur istiyor. Güven-sevgi, çocuk, aile önem taşıyor. Evli, mutlu, çocuklu olmayı seviyor. Erkekler düşünüldüğü gibi ‘Bekarlık sultanlıktır’ demiyor. Aileleriyle ilgili sorumlulukları yerine getirememe konusu, stresi yaşıyorlar. Yaşanan ekonomik kriz ile birlikte işten atılma korkusu, ev geçindirme sorumluluğu yarattığı stres arttı. Kadının toplumdaki rolünün artışı ve ekonomik bağımsızlığını kazanması ile erkeğin evdeki birincil algılanma seviyesi düştü. Rollerdeki kaymayı tolere edebilecek durumda olmayanlar stres bozukluğu yaşıyor. Öte yandan toplumumuz hala muhafazakarlığını koruyor. Mutlu olmaya meyilliler, hallerinden memnuniyetsiz değiller ama şikâyet etmeyi seviyorlar. Erkekler sanıldığının aksine iç dünyalarında mutlular. Hala aile babası olmayı, iyi evlilikler kurmayı istiyorlar.”

Prof. Dr. Kaynak: “Erkekleri tanımadan rehabilite edici tedavi uygulanamaz”

Erkekleri tanımadan, erkeklerin dünyasını bilmeden toplum için rehabilite edici bir tedavi uygulanamayacağını kaydeden Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, “İçinden geçtiğimiz dönemin birkaç problemi var. Bir uygarlık dönüşümü yaşanıyor. Bunun yarattığı kitleler üzerinde sosyolojik baskı ve psikolojik baskı var. Türkiye’nin içinden geçtiği uzun yıllar teröre maruziyet, darbeler, ekonomik koşullar gibi çok ciddi problemler var. Deprem, sel gibi doğal afetlere maruz kalmış bir toplumuz. Bunların büyük bit çoğunluğu travma sonrası stres bozukluğu yaratıyor. Travma sonrası büyüme diye bir konu da var. Travma sonrası büyümek için belli bir takım stratejik kararlar almak ve onlara uygun taktikler geliştirmek lazım.” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Barış Erdoğan: “Kral erkekten, azarlanan erkeğe geldik”

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, değişen dünyada erkeklerin de değiştiğini, birçok sorunla karşı karşıya olduğunu ifade etti. Erdoğan, “Eskiden erkeğin evinde kendini şatosunun kralı gibi hissederdi. Şimdi evine gelen erkek yemek yapmak, bulaşığı yıkamak zorunda kalıyor hatta bu işi iyi yapmadığı için eşi tarafından azarlanıyor. Yani kral erkekten azarlanan erkeğe geldik. Yıllardır ataerkil düzen içinde erkek sürekli pohpohlanmış, ‘sen güçlüsün, istediğini yaparsın’ denmiş. Bir anda erkeklik krizine gelindi. Erkeklik krizi sadece ev içinde değil sokakta ve toplumsal hayatta da var. Erkeği anlamak lazım. İçindeki öfkeyi anlamak lazım. Sempati değil ama empati yapmak lazım. Son yıllarda Türkiye’de de dünyada da gitgide artan şiddet eğiliminin arkasında da bunlar var.” dedi.

“Kadın-Erkek ilişkisinde kartlar yeniden dağıtılıyor…”

Erkeklerin eskiye özleminin olduğunu da kaydeden Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Kadın erkek ilişkilerinde kartlar yeniden dağıtılıyor. Herkes eski sistemin avantajlı konumunu hem korumak istiyor. Ama yeni duruma göre de pozisyon almak istiyor. Kadınlar eski sistemdeki erkek tarafından maddi manevi güvenceye alınmak istiyor. Ama diğer taraftan özgürlüğünü talep ediyor. Herkes eski sistemin avantajını istiyor ama özgürlükleri de vermek istemiyor. Bu da belli bir çatışma alanı oluşmasına neden oluyor” şeklinde konuştu.

Erkekler ev ve iş hayatında stresli

Method Research Company Genel Müdür Yardımcısı Esengül Berişah, araştırma sonuçları için “Erkeklerin ev ve iş hayatında stresli olduklarını görüyoruz. Araştırmada Marmara Bölgesi daha realist olarak gözüküyor. Eğitim düzeyi, farkındalık ve analiz etmenin yorumlamanın daha gerçekçi olduğu görülüyor. Stres konusunda bütün erkeklerin fikir birliğine vardığı görülüyor. Erkeklerin ev ve iş hayatında stresli olduklarını görüyoruz” dedi.

Araştırmanın ikinci aşamasında kadınlara da aynı soruların sorulacağını dile getiren Berişah, güzel bir çalışmanın ortaya çıkacağını söyledi.

Araştırmadan ilginç detaylar:

Katılımcıların yüzde 60’ı evli, yüzde 40’ı bekar olan araştırmada, katılımcıların yüzde 32’si yüksek eğitim, yüzde 45’i orta eğitim, yüzde 23’ü de düşük eğitim seviyesinde.

Evli erkeklerin yüzde 79’u mutlu ve güvenli hissediyor

*Erkeklerin; evde ve işte hissettiklerinin de irdelendiği araştırmada katılımcıların yüzde 81’i evde, yüzde 59’u işte sevgi hissettiğini, yüzde 79’u evde yüzde 59’u da işte mutlu olduğunu söylerken, yüzde 85’i evde yüzde 67’si de işte güvenli hissettiğini kaydetti.

*Erkeklerin yüzde 35’i ‘evin reisi benim’, yüzde 28’i ‘Evdeki saygınlığım yüksektir’, yüzde 27’si ‘eşimle eşitiz’, yüzde 11’i de ‘Evde beni sayan yok’ diyor.

*Erkeklerin aşkta hissettiklerine bakıldığında; evli erkeklerin yüzde 79’u mutlu ve güvenli, bekar erkeklerin de yüzde 55’i sakin, yüzde 48’i de güçlü hissettiği dile getirildi.

*‘Aşk ortamındaki rolünüzü en iyi tanımlayan ifade?’ sorusuna da katılımcıların yüzde 51’i ‘Karşılıklı sevgi ve bağlılık’, yüzde 16’ı ‘Ben daha çok seviyorum’, yüzde 8’i ‘alışkanlık’, yüzde 6’sı ‘Karşı taraf daha çok seviyor’ ve yüzde 3’ü de ‘Birbirimizi sevmiyoruz’ şeklinde yanıt verdi.

*Araştırmanın ‘Cinsel hayat’ başlıklı bölümü de ilginç sonuçlar ortaya koydu. Erkeklerin bugüne kadar olan partner sayısına ilişkin bölümde; Erkekler hayatları boyunca ortalama 7 farklı partnerle birlikte olduklarını ve 5 ciddi ilişki deneyimi yaşadıklarını belirttiler.

*Evlilik insan doğasına uygun mu? sorusuna katılımcıların yüzde 78’i olumlu yanıt verirken, çok eşliliğe katılıyor musunuz? sorusuna da erkeklerin 7’si olumlu cevap verdi.

*Katılımcılar arasında “Evdeki kadın, çocuklarımın annesidir; Dışarıdaki kadın ise cinsel hayatımı devam ettirmemi sağlayan kişidir.” cümlesine katılanların oranı yüzde 16 olarak belirlendi.

*Araştırmaya katılanların evlilik hakkındaki düşüncelerinin de bazıları ilgi çekiyor. Onlar da şöyle; Yüzde 23’ü ‘Gerekli olduğunu düşünüyorum’, yüzde 20’si ‘Güzel’, yüzde 11’i ‘Mutluluk verdiğini düşünüyorum’.

*Evlilik ve aile konusunda da katılımcıların yüzde 79’u ‘Evlilik kutsaldır’, yüzde 93’ü de ‘Aile kutsaldır’ görüşünü paylaştı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.