google.com, pub-2571312230047356, DIRECT,f08c47fec0942fa0

Zarafet mi Dayanılmaz Ağrı mı

Zarafet mi Dayanılmaz Ağrı mı

Kadın için zarafet mi dayanılmaz ağrı mı  ikilemi çoğu zaman yaşanır. Güzel-zarif görünmek için de tereddütsüz sağlığını ikinci plana atar.

Op. Dr. İsmail Yılmaz
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

Kadın için zarafet ile yüksek topuklu ayakkabı iklisi ayrılmaz bir bütündür. Oysa topuklu ayakkabı giyildiğinde vücut dengesi bozulur bu da belde fıtık ve kas spazmlarının yol açtığı dayanılmaz ağrılara neden olur.

Kalçaları arkaya, göğsü öne çıkaran, daha seksi ve uzun bir görünüm kazandıran yüksek topuklu ayakkabı, kadın için vazgeçilmezlerin başında gelir. Halbuki tüm günü üzerinde yürüyerek, koşarak, zıplayarak geçirdiğimiz ayaklarımız vücudumuzda en çok strese maruz kalan organlarımızdır.

Marylin Monroe’nun ‘Topuklu ayakkabıları kim icat etmiş bilmiyorum ama bildiğim bir şey varsa kadınların ona çok şey borçlu olduğu’ sözü kadın ve yüksek topuklu ayakkabı ikilisini tanımlayan bir yorumdur. Amerika’da kadınlar üzerine yapılan araştırmada bin katılımcının yarısının ayağını rahatsız eden en az 30 çift yüksek topuklu ayakkabısı olduğu ortaya koymuştur. Bu rakam Türkiye standartlarına göre abartılı olabilir; ama aynı araştırmada kadınların yüzde 25’inin faturalarını ödemektense ayakkabı almayı tercih etmesi evrensel bir sonuç olsa gerek… Her gün İstanbul sokaklarında gezen milyonlarca kadının çoğu da sanırım bu görüşü destekliyor.
Tüm günü üzerinde yürüyerek, koşarak, zıplayarak geçirdiğimiz ayaklarımız vücudumuzda en çok strese maruz kalan organlarımızdır. Tüm bu stresle başa çıkabilmek için çok özel bir dizaynı vardır. Ayaklarımız yere temel olarak, topuk ve ön ayak olmak üzere birkaç noktadan temas eder. Ayakta durur pozisyondayken ağırlığımızın yüzde 45’i ön ayak, yüzde 55’i topuk tarafından taşınır. Yürümenin değişik fazlarında bu oranlar değişse de topuk ve ön ayak arasındaki yük dağılımı dengelenmiştir. İnsan fizyo anatomisine tamamen aykırı olan yüksek topuklu bir ayakkabı giyildiğinde ağırlığın büyük kısmı ön ayağa transfer olur. Normalde çok daha az yük taşıyan ön ayak, bu fazla zorlanma sonucunda yıpranır ve aşırı sivri olarak dizayn edilmiş ayakkabı burnunun içinde sıkışır. Tüm bunların sonucunda dengesi bozulan vücut, bu dengesizliği tüm vücudu arkaya atarak dengelemeye çalışır. Bunu bel çukurunu derinleştirerek, kalçayı arkaya, göğsü öne çıkararak yapar. Tüm bunlar uygun olmayan vücut postürü ile sonuçlanır. Uzun süre bu pozisyonda kalınırsa belde fıtıkların ve kas spazmlarının yok açtığı dayanılmaz ağrılar ortaya çıkar.

Doğru ayakkabı nasıl olmalıdır?
Tüm bunlardan kurtulmak için yapılması gereken, doğru ayakkabı seçimidir. Peki doğru ayakkabı nasıl olmalıdır? Doğru ayakkabının en önemli özelliği, ayağınıza tam olmasıdır. Ayağınızdan daha küçük bir ayakkabı hiçbir zaman sağlık yönünden beklentilerimizi karşılayamaz. Ayakkabının hem numarası; yani boyuna uzunluğu ayağımızla aynı olmalı, hem de ayak tarağı denilen bölgeden daha dar olmamalıdır. Doğru bir ayakkabı düz değil, hafif topuklu olmalıdır. Biz hastalarımıza her zaman erkek ayakkabıları kadar topukları olan ayakkabıları tavsiye ederiz.
Ben inanıyorum ki birçoğu  iyi eğitimli ve bilinçli olan yüksek topuklu ayakkabı giyen kadınları, tüm zararlarını bilseler bile, bu davranışlarından vazgeçirmek mümkün değildir. En azından topukların yüksekliklerini biraz daha azaltır ve aşırı dar burunlu ayakkabılardan kaçınırlarsa belki ortopedistler ve kadınlar olarak uzlaşma sağlayabiliriz.
Ayaklarınız üzerinde sağlıklı bir yaşam dileğiyle…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.