google.com, pub-2571312230047356, DIRECT,f08c47fec0942fa0

Zeki, Yaramaz, Hiperaktif mi?

Zeki, Yaramaz, Hiperaktif mi?

Zeki, yaramaz, hiperaktif mi sorusu günümüz anne-babaların popüler sorusu. Hatta bazı ebeveynler yaramazlıkları önlemek için aşırı katı kurallar koyarken bazısı zeka göstergesi olduğunu düşünür. Peki, çocuk zeki mi, yaramaz mı, hiperaktif mi, ona karşı doğru davranış modeli nasıl olmalı?

Dr. Ayten Erdoğan

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı 

Zeki, yaramaz, hiperaktif mi soruları arasında anne-babalar çelişki yaşar. Uzmanlar hareketlilik ile zeka düzeyi arasında herhangi bir bağlantı olmadığını belirtiyor. Aşırı hareketlilik sıklıkla ailenin sınır koymaması sonucu, çocukların nerede durulması gerektiğini öğrenememesi durumunda (halk arasında şımarık denen çocuklarda) görülür.
Çok hareketli çocukta bazen bizim ‘dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu’ dediğimiz sorun da söz konusu olabilir. Ama o çocukların zekaları aynı diğer çocuklar gibi büyük oranda normal olmakla birlikte, hiperonlarda görülen oranda geri veya ileri de olabilir. Özetle, yaramaz çocuğun zeka yönünden normal çocuktan farkı yoktur. Amaçsız hareketlilik zeka geriliği olan veya otistik çocuklarda sık görülür.

Yaramazlıkla zeka arasındaki fark nasıl ayırt edilebilir?
Üstün zekalı çocuklarda, amaçsız hareketlilik değil; keşfetme, merak etme, araştırma, anlamaya çalışma gibi amaçlı hareketlilik görülebilir. Bu çocuklarda neden sonuç ilişkisi kurma, söyleneni kavrama iyi geliştiği için ailenin ve büyüklerin koyduğu sınırları kolay kabullenir.
Yaptıklarının sonucunu hesap etme yetenekleri, sosyal becerileri, zekaları nedeni ile daha gelişmiş olduğu için toplum içinde uyumsuz hareketleri çok gözlenmez. Dikkat süreleri uzun olduğu ve dürtüsel olmadıkları için ilgilendikleri konu üzerine odaklanıp, uzun süre aynı konu ile meşgul olabilirler.
Ailenin sınır koymaması, şımartmasından kaynaklanan yaramazlıklarda çocuk ailesinin yanında olmadığı başka ortamlarda, başka kişilerleyken söylenenleri dinler, evdeki hareketleri orada yapmaz.
Okula, kreşe giden çocuklarda, “evde çok yaramaz, okulda çok sessiz” denen çocuklar, genelde evde her isteği yapılıp, sınır koyulmayan çocuklardır.
Bazen şımartma çok aşırı derecede olduğunda ve kurallar hiç öğretilmediğinde ise, çocukta her ortamda istediği davranışları kuralsız sergileme gözlenebilir. Dürtülerini kontrol etmeyi öğrenmedikleri için akıllarına geleni anında yapmak isterler, bir istekten bir isteğe atlarlar.
Yaramazlıkta en çok ayırt edilmesi gereken; çocukta hiperaktivite olup olmadığıdır. Bu durumda çocuk, aile ve büyükler sınırları koysa da ve çocuk bunları uygulamak istese de, uygulayamaz, elinde olmadan düşünmeden hareket eder, başına birçok iş getirir.
Bu gibi durumlarda, ailenin gözünün devamlı çocuğun üzerinde olması gerekir. Ayrıca, istediği halde kurallara uyamadığı için ailenin ve öğretmenin tepkilerini çektiğinden çocukta; moral bozukluğu, depresyon gelişebilir.
Dikkat süreleri kısa olduğu için ilgilendikleri konu üzerine odaklanamazlar, sık sık ilgilendikleri şey değişir.

Hiperaktif çocuk için ne yapılabilir?
Hiperaktif çocukta en öncelikli şey; çocuğun böyle bir sorunu olup olmadığını ayırt etmektir. Küçük yaşta böyle bir sorun olduğunu bilmek ailenin çocuğun geleceğinde neler yapmaları gerektiği konusunda danışmanlık almaları açısından faydalı olur.
Asıl teşhis altı-yedi yaşında konur ve genellikle okul hayatında sorunlar ortaya çıkarır. Erken yardım almak, sorun ortaya çıkmadan önlemek açısından önemlidir.
Hiperaktivite tanısının mutlaka bir çocuk psikiyatrisi hekimi tarafından konması gerekir.
Genellikle okul çağına kadar aileye davranış yöntemleri önerilir, çok gerekli olursa özellikle bu çocuklarda kullanılan özel ilaçlar verilir. Okul çağında yine davranış yöntemleri ve aile-hekim-okul işbirliği ile çocuk izlenir. Okul çağında özellikle dikkat fonksiyonlarındaki bozuklukta sorun olmaya, derslerini ve okul uyumunu bozmaya başlarsa ilaç tedavisi verilir.

Kavgaya hangi aşamada müdahale etmek gerekli?
Çocukların anlaşmazlıklarında öncelikle araya girmeden kendilerinin halletmesini beklemek, çocukların sosyal ilişkilerde problem çözme becerilerinin gelişmesi açısından faydalıdır.Ancak; vurma, ısırma, saç çekme gibi davranışlar olduğunda, anında müdahale ederek bu davranışların yanlış olduğunun kesin bir dille uyarılması gerekir. O davranışları göstermek yerine isteğini sözlerle belirtebileceği, karşısındaki arkadaşının da istekleri olduğu, eğer yaşıtları ile oynamak istiyorsa bazen kendi isteklerinin olmayacağını anlatmak faydalı olur.
Çocuk bir seferde bunu anlamasa da, ailenin her seferinde aynı tutarlı tavrı göstermesi ve çocuğun saldırgan davranışların onaylanmadığını görmesi sonucu, çocuk bir süre sonra bu davranışları kullanmayı bırakır.

Saldırgan davranan çocuğa nasıl yaklaşmalı?
Çocuklarda arkadaşlarına veya aile bireylerine vurma şeklinde davranışlar sık görülür ve genellikle kendisine ilgi çekmeye çalışıldığı durumlarda ortaya çıkar. Saldırgan davranışların ne düzeyde olduğu önemlidir; çocukta bu davranış sürekli biçimde, yaşıtlarına karşı ve sosyal ortamlarda da oluyorsa, önemlidir.
Bir-bir buçuk yaşındaki çocuklar kendi hareket kabiliyetlerini keşfettikçe, ellerindeki eşyaları fırlatıp atmaya meraklı hale gelebilir, etraflarındaki eşyalara veya bireylere vurarak oyun yaptıklarını düşünebilirler. Bazı yetişkinler çocuğun bu davranışını gülerek karşılar ve yaptıklarının bazen bilincinde olarak, bazen de farkında olmadan çocuğu etrafındaki kişilere vurmaya, bunu bir oyunmuş gibi algılamaya teşvik eder.
Sıfır- iki yaş arası çocuklar özellikle yüz mimiklerine çok duyarlıdır. Bir davranışına gülündüğü zaman olumlu tepki aldığını düşünür ve aynı davranışı pekiştirmeye çalışır. Bu nedenle, oluşan vurma ve saldırgan tutumlar yetişkinlerin kendi davranışlarını fark etmesi ve bu tür davranışlara sınır koyması ile kolayca düzelebilir.
Yaşıtlarına ya da anne babasına vuran, saldırgan davranışlar gösteren çocuklar, bu tutumu sürekli hale getirirse, bir uzmana başvurmak gerekiyor. Ancak, bu davranışların tek sorumlusu çocuğun kendisi değil. Bazen anne baba da farkında olmadan, çocuğun saldırgan ve yaramaz tavırlar göstermesini pekiştiren hareketlerde bulunabiliyor.

Saldırgan davranışların kalıcı olmasını önleyebilirsiniz
Hemen engel olun. Saldırgan davranışa hemen engel olarak, oyunun dışına alın, ona ne yapması gerektiğini açıklayın. Sakin olmaya özen gösterin. Bağırmak, vurmak, ona kötü bir çocuk olduğunu söylemek gibi öfkeli hareketlerden kaçınarak, önce siz kendinizi kontrol ettiğinizi gösterin.

Net sınırlar koyun. Bu davranışları gördüğünüzde her seferinde ve derhal müdahale edin. Bir süre için ortamdan uzaklaştırın. Bu, çocuğun davranışı üzerinde düşünmesini ve sakinleşmesini sağlar.

Alternatif yollar öğretin. Çocuk sakinleştikten sonra neler olduğunu sakince konuşun. Sinirlenmesine neden olan olayın ne olduğunu sorun, öfkelenmenin normal bir duygu olduğunu ama bunu ısırma, vurma gibi davranışlarla göstermenin doğru olmadığını açıklayın. Öfkelendiği şeyin ne olduğunu söylemesi veya bir büyükten yardım alması gibi alternatif yollar gösterin. Yaptığı davranış için özür dilemesini öğretin.

İyi davranışları ödüllendirin. Sorun olmadan oynadığında, iyi ilişkiler kurduğunda bunu belirtip söze dökün, takdir edin.

Televizyon seyretme süresini sınırlayın. Şiddet içeren filmleri izlemesine izin vermeyin.
Enerjisini boşaltacağı fiziksel aktiviteler sağlayın. Özellikle ev dışı aktiviteler çocukların fazla enerjilerini boşaltmalarına yardımcı olur.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.