google.com, pub-2571312230047356, DIRECT,f08c47fec0942fa0

Sağlıklı Organik

Sağlıklı Organik

Sağlıklı organik nedir? Kısa bir süre öncesine kadar bebeklerimizi pazardan aldığımız sebzelerle yaptığımız çorbalarla besleyip, cam rendede meyvesi rendelelenirdi. Daha düşük ekonomik koşullarda pirinç unuyla muhallebi yaparken ‘bunlarda tarım ilacı var mı, üretiminde hormon kullanılmış mıdır’ düşüncemiz yoktu.

—–

Sağlıklı organik arayışı yeni dönemin popüler konusu. her mevsim pazarda parlak renkli kabakları, aynı boyda yan yana dizilmiş taze fasulye, domates, salatalığı gördüğümüzde “Oh, artık her zaman her şey bulunuyor, çok şükür(?)” deyip -sakıncalı olabileceğini düşünmeden- filelerimizi dolduruyorduk. Günümüzde artık giderek yaygınlaşan sağlıklı yaşam bilinci, başta mama firmaları olmak üzere birçok kurum ve kuruluşu organik olmayan ile organik üretim arasındaki farkı dikkate almaya zorladı.

Önce mamalar:
Biberon mamaları hazırlanırken içlerine konan süt şekeri laktoz ve proteinler temelde inek sütünün işlemden geçirilmesiyle elde edilmektedir. Daha sonra bitkisel uzun zincirli doymamış yağ asitleri, nükleotid adı verilen hücre çekirdeği öncüleri, vitaminler, mineraller, son zamanlarda önemi giderek daha fazla anlaşılan prebiyotik ve probiyotik maddeler eklenmektedir. Aslında hazırlanan bu karışım bir süt tozudur. Peki bu süt tozunun hazırlanmasında kullanılan inek sütünün kaynağı nedir? Anadolu’daki birçok süt toplama merkezine getirilen inek sütleridir. Peki bu inekler neyle besleniyor? Acaba sütlerini arttırmak için hormon veriliyor mu ya da doğal otlarla mı yoksa suni gıdalarla mı besleniyorlar? İşte düğüm burada çözülmeye başlıyor… Eğer inek sütü elde edilmesinde organik yöntemler kullanılıyorsa, mamanın organik olması için ilk doğru adım atılmış olmaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz mamalardaki diğer besin maddeleri de organikse o mamaya “tamamen organik” denilebilir.

Kavanoz mamaları:
Burada da kavanoz maması üretiminde kullanılan tüm sebze ve meyvelerin organik yöntemlerle elde edilmiş olması zorunluluğu vardır. X  marka bir kavanoz mamasının içinde bulunan taze fasulye, domates, patates ve brokoli aşağıda anlatılan organik tarım yöntemleri ile üretilmekte ve hiçbir koruyucu madde kullanılmadan kavanoza koyulmaktaysa o mama gerçekten organiktir.

Ne zaman organik tercih edelim ve ne zamana kadar kullanalım?
Burada konumuz anne sütü değil, ama gene de bir kez daha vurgulamak gerekir ki; anne sütü yeterli kilo alımını sağlıyorsa, bebeğe 6 aya kadar sadece anne sütü verilmelidir. Daha sonrası içinse -ekonomik olarak aileye yük olmadığı takdirde- organik mamalara geçilmelidir. Yoğurt yapımında da organik süt veya organik toz mama kullanılmalıdır. Ancak burada bir ölçüde felsefi olabilecek yöntemsel bir sorgulama yapmak gerekiyor: Ne zamana kadar? “Bu kavanoz mamalarından, içinde katkı maddesi, tarım ilacı ve hormon da olduğunu bildiğimiz pazar sebzelerine geçemeyecek miyiz? Bu mamalar püre gibi; yemesi ve yedirmesi kolay, çocuğumuz bu şekilde pütürlü gıdaları yemeyi öğrenemez ki” gibi soruları çok duyuyorum. Maalesef ev yemeklerine geçişle beraber yavrularımızın bünyesi de bu kimyasallarla tanışıyor. (Aslında buzdolabı poşetleri, plastik kaplarda saklanan sirke veya turşu; saç boyası, oje, fondöten vs. sayesinde bebeğiniz daha siz gebeyken bunlarla tanışmaya başlamıştı.) Pütürlü gıdalara alıştırmaya gelince; bazı markalar kavanoz mamalarına gıda parçacıkları koyarak bu soruna çözüm getirmeye çalışmaktadır.

Organik mama ile beslenme avantajları nelerdir?
Çocuklarımız 21. yüzyılda yaşamanın kaçınılmaz sıkıntılarını tecrübe ediyorlar; hava kirliliği, gürültü, kimyasallar, elektromanyetik dalgalar, cep telefonu vs… Yaşamları boyunca bu tehlikeli etkenlerle karşılaşacak olan çocuklarımızın doğal ve sağlıklı gıda maddeleriyle beslenmesini sağlamak, belki de onları kanser başta olmak üzere birçok hastalıktan koruyacaktır. Bağışıklık sistemleri daha güçlü olacaktır.

Kanser ve kan hastalıklarına yakalanma yaşının günümüzde bebek-çocukluk dönemlerine kadar inip arttığı bilinen bir gerçektir. Zararlı kimyasallar her zaman akut olarak bir günde hastalandırmayıp bazen de yıllarca yağ dokularında birikerek ortaya çıkabilmektedir; tıpkı nitrat bileşiklerinde olduğu gibi.

Ve organik tarım…

Son yıllarda ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde insanlar organik ürün satan mağaza ya da dükkanlara akın ediyor. Çünkü bilinçli ve sağlığını düşünen tüketici, hormonsuz, genetik değişime uğramamış, zirai ilaç kullanılmamış ürün satın almak istiyor. Bu tüketiciler nohut alırken de aynı kaygıyı taşıyor, kuru meyve ya da yaş sebzeyi tercih ederken de… Doğal olarak hızla artan bu talep, dünyada parasal boyutu 25 milyar doları bulan organik ürün pazarını oluşturdu. Uzmanlar organik ürün pazarının 10 yıl içinde 100 milyar dolar seviyesine çıkmasını bekliyor.

Ekolojik tarım; herhangi kimyasal girdi kullanılmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir. Organik gıdalar da yetiştirilmesi ve işlenmesinde, genetik mühendisliğin, yapay ve benzeri gübrelerin, böcek ilaçlarının, yabani ot ve mantar öldürücü ilaçların, büyütme düzenleyicilerinin, hormonların, antibiyotiklerin, koruyucuların, renklendiricilerin, katkı maddelerinin, kimyasal kaplama ve parlatıcı maddelerinin ve kimyasal ambalaj malzemelerinin kullanılmadığı gıda maddeleridir.

Ekolojik tarımın amacı; toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumaktır. Ekolojik tarımın geçmişi 20. yüzyıla dayanır. 20.yüzyılda nüfus artışındaki hızlanma nedeniyle yetersiz kalan tarımsal üretimi daha fazla artırmak için hormonlar, tarımsal zararlılarla mücadelede daha fazla kimyasallar kullanılmaya başlamış ancak bu kez de çevresel dengenin bozulması, ozon tabakasındaki incelme ve dünya geleceğinin tehlikeye girmesi gibi konular gündeme gelmiştir. Toprak erozyonunu önlemek, su kalitesini korumak, enerji tasarrufu yapmak, kimyasalların insanlar üzerindeki olumsuz etkilerinden korunmak, çiftçilerin ve tarımsal işletmelerde çalışan insanların sağlığını korumak, küçük çiftçilere yardım etmek, ekonomiyi desteklemek, daha nitelikli ürün elde etmek, gelecek nesilleri korumak için gereklidir.

Organik Tarım Nasıl Yapılır?
Öncelikle organik tarım yapılacak tarlanın 3 kilometre çevresinde toplu yerleşim bölgesi, karayolu, sanayi tesisi olmaması şartı vardır.  Uygun tarlaya en az 2 sene hiçbir şey ekilmeden beklenir. Bu süre boyunca tarlada daha önceden birikmiş olan kimyasallar uzaklaşmış olur.

Tarımsal üretimde kullanılan ilaç kalıntı miktarları yasal değerlerin altında olsa bile hiçbir zaman sıfır değildir. Zaman içinde yapılan araştırmalarla kimyasal kalıntı limitleri sık sık değişmektedir. Yani her tarım ilacı için belirlenen bir kalıntı miktarı-değeri vardır. Eğer analiz sonucunda tarım ilacı kalıntısı belirlenen sınır değerinin altında ise tehlikeli olmadığı kabul edilir. Ancak yeni analiz teknikleri sonucu birkaç yılda bir ülkeler sınır değerlerini bazen birkaç, bazen onlarca kat azaltıyor. Hatta bazı ilaçları tamamen iptal ediyorlar. Bu noktada sorulması gereken soru, düşürülen yeni kalıntı limitinden önceki limite göre o gıdayı yıllarca tüketen insanın bu kimyasal maddeye maruz kalmış olduğudur ve yeni değerin ileride ne olacağının belirsizliğidir.
Üstelik bu değerler genellikle ortalama yetişkin bir insanın vücut ağırlığı ve günlük tüketim miktarı ile alışkanlığına göre saptanan değerlerdir. Oysa bu ağırlığın çok altında olan bebek ve çocuklar hem dokularının yetişkinlere göre daha hassas olması, hem bağışıklıklarının daha yeni yapılanmaya başlaması ve hem de yaş ve kuru meyve-sebzeyi en çok tüketen grup olmaları nedenleriyle daha çok risk altındadırlar.

Gıda maddesinin organik olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?
Bunun için satılan ürünün ambalajında organik sertifikası numarası ve organik tarım etiketi olması yeterlidir. Bu bilgiler Tarım Bakanlığı tarafından  denetlenen ve yetkilendirilen organik gıda sertifikasyon kuruluşlarının verdiği sertifikanın gerçekliğini gösterir. Ülkemizde hemen tümü Ege Bölgesi’nde bulunan -6’sı yabancı, 5’i yerli- toplam 11 sertifikasyon kuruluşu vardır. Bu kurumlar son derece ciddi çalışmakta ve denetlenmekte, bu sayede tüketici hakları korunmaktadır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.