Türkiye’nin 40 Milyar Dolarlık ‘Köprü’ Fırsatı

ABD, Çin, İsrail, Hindistan, Avrupa’da birkaç ülkenin yarıştığı, 40 milyar dolarlık hücre gen tedavileri alanında Türkiye, Doğu-Batı arasında köprü olabilir mi? Prof. Dr. Metin Kurtoğlu, “Ülkemizin çevresi boş. Doğru bilimsel yatırımlar, ilaç üretim merkezleri ve fabrikaları kurarak, 40 milyar dolarlık pazardan en büyük payı alabiliriz” dedi.
Röportaj: Nilay Akgün
Amerika’da canlı insan hücrelerinden genetik mühendislik sonrası otoimmun hastalıklar için oluşturduğu tedaviyle dünyada bir ilke imza atan Prof. Dr. Metin Kurtoğlu, “Türkiye doğru yatırımlarla 40 milyar dolarlık gen tedavileri pazarından en büyük payı alabilir” dedi.
“40 Milyar Dolarlık gen pazarı”
Cybernicx Future 2026 Zirvesi’nde “Hücre ve Gen Terapilerinde Önümüzdeki 10 Yıl” hakkında bilgi veren Prof. Dr. Metin Kurtoğlu, 20-30 yıl içinde kök hücreler sayesinde insanın her dokusu buna beyin de dahil laboratuvar ortamında yeniden üretilebileceğini söyledi. Prof. Kurtoğlu, “Bugün hastanın bağışıklık sistemi hücrelerini laboratuvar ortamında yeniden programlar hale geldik. Dünyada hücre ve gen tedavileri çok az yapılıyor. Amerika, Çin, birkaç Avrupa ülkesi ve İsrail. Hindistan da yeni başlamasına rağmen pazara çok hızlı girdi. Hücre gen tedavileri şu an 40 milyar dolarlık bir pazar. Ve bu pazarda Türkiye çok avantajlı bir konumda. Çevresi bomboş. Bu pazarın içerisinde olabilecek en büyük parçayı Türkiye’ye çekebilir. Doğru kararlarla üretim merkezleri, fabrikalar kurarak, bu ilaçların üretiminin Türkiye’den olabilmesini sağlamak istiyorum” şeklinde bilgi verdi.

Türkiye’nin 40 Milyar Dolarlık
Türkiye’nin 40 Milyar Dolarlık ‘Köprü’ Fırsatı
Türkiye’nin Doğu ile Batı arasında bir köprü olmasının büyük bir avantaj olduğunu sözlerine ekleyen Prof. Dr. Metin Kurtoğlu, “Teknoloji çok hızlı ilerliyor. Amerika teknoloji patronlarından biri. Hindistan’a göre Türkiye konumu çok daha rahat ve görüş açısı diğer ülkelere göre farklı. Yemek, yaşam kültürü her ülkenin insanına yakın. Afrikalı için de Avrupalı için de. Çok ciddi köprü görevimiz var bizim. Biyoteknolojide en büyük avantajımız bu. Amerika’daysan, Çin senin için bir rakip. Çin’deysen, Amerika senin için bir rakip. Türkiye’deysen ikisi de rakip değil. Amerika ve Çin arasından teknolojileri buraya getirmeye çalışıyorum” dedi.
Çapa’dan ABD, ABD’den Türkiye
İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra ABD’ye giden Metin Kurtoğlu, yaptığı bilimsel çalışmalar şu bilgileri verdi: “Amerika’da romatizmal hastalıklarla ilgili canlı insan hücreleri ve gen kullanarak (bazen gen değişikliği ile) yaptığım çalışmalar var. Örneğin; Sinir sistemiyle ilgili romatizmal bir hastalık olan Myasthenia Gravis (MG, vücudun iskelet kaslarının çeşitli derecelerde zayıflamasına neden olan kronik, otoimmün sinir- kas hastalığı) hastanın kendi kanından bağışıklık sistemi hücresi toplanır, laboratuvar ortamında gerekli işlem ve üzerinde çalışıldıktan sonra kişinin tedavisinde kullanılır. İnsanın tedavisi yine kendisinde saklı. Aslında sorulması gereken sorulardan biri de: Kök hücre tedavisinde bilim nereye gidiyor? Kök hücreler sayesinde insanın her dokusu buna beyin de dahil laboratuvar ortamında yeniden 20-30 yıl içinde yapabilecek. Bilim beynin bir türlü haritasını çözemedi, bilinmezleri çok. Ancak beyinde ölen bazı sinirlerin kök hücre tedavisiyle tamamen onarılması söz konusu. Mesela Parkinson hastalığı beyindeki belli bir sinirin ölmesi sonrası oluşur. Şu an beyinde belli bir bölgedeki sorunu kök hücrelerle tamamen onarabiliyoruz. Alzheimer için çalışmalar devam ediyor. O bölge daha büyük olduğu için biraz daha zamana ihtiyaç var. Bozulan, hasarlanan doku neyse bu beyin de olabilir. Bunun yenilenmesini sağlamak zaten kök hücrenin görevi. Şu anda en çok kullanıldığı yerler; deri, saç. Bu bölgeler daha kolay, basit. Yavaş yavaş iç organlara doğru çalışmalar ilerliyor. Öte yandan Tip 1 Diyabet tedavisinde başarılı sonuçlar elde edildi. İnsülin salgılayan hücreler öldüğü için kök hücre ile onun yenisini yapılıp, geriye koyulup, diyabet sıfırlanıyor.”
Prof. Dr. Metin Kurtoğlu, bilim veya teknolojideki gelişmelerin hastalıkları bitirmeyeceğini belirterek, “Bugün amaç sağlıklı yaşlanmak, yaşlandığında gücünü kaybeden kasın yaşlanma sürecini yavaşlatmak, önemli fonksiyonlarının iyi olmasını sağlayabilmek. Bunun için kök hücre tedavisi devreye girdi” dedi.








