google.com, pub-2571312230047356, DIRECT,f08c47fec0942fa0

Hekim-Hasta İlişkileri

Hekim-Hasta İlişkileri

Hekim-hasta ilişkileri nasıl bir yol izlemeli? Teknik olanakların son derece geliştiği çağımızda, özellikle bazı genç meslektaşlarımızın hemen filmlere, tomografi, MR ve tahlillere sarılıp hastayı adeta ikinci plana ittiklerini müşahede ediyoruz.

Prof. Dr. M. Kerem Doksat

Psikiyatrist

Hekim-hasta ilişkisi hem beşeri (human: insan insana) hem de insani (humane: insanca) vasıfları iç içe barındırdığından dolayı son derece özel bir süreçtir.

Meslektaşlarım, bir doktora işiniz düşerse size nasıl davranılmasını istiyorsanız, lütfen aynını siz de hastalarınızdan esirgemeyiniz! Hastalarımız, siz de bu özellikleri hekiminizde arayınız.

Acil ve özel durumlar dışında, kendine bakım ve ihtimamı yerinde ama abartısız, kılığı kıyafeti en azından düzgün ve hekimlik ciddiyetine yakışır dozda tutulmuş, kendinden emin ama gülümseyen bir çehreyle, aldırmazlık duygusunu asla doğurmayan bir sükûnet içerisinde hastasına “merhaba” diyen bir hekim, bu ilişkiyi en baştan kazançlı kurmuş demektir.
Genel tıpta da, psikiyatride de muayenenin olmazsa olmaz beş temel unsuru vardır. Bunlar:
1) Çok iyi bir gözlemci olmak,
2) Çok iyi dinlemek,
3) Hastayla empati (eşduyum) kurabilmek,
4) Tarafsız kalabilmek,
5) Sorumluluk- yükümlülüklerinin, yapabileceklerinin ve yapılabileceklerin sınırlarını iyi bilmektir.
İnsan biyo-psiko-sosyo-kültürel bir bütündür: En basit nezleden en ağır kansere, minimal sıkıntıdan maksimum şizofreniye kadar bütün hastalıklar bu prensip içerisinde ele alınmalıdır. Hasta bir günah keçisi olmamalıdır. Sistemin tamamına yönelmelidir.

Hastalar Neler Yaşar?
Beş hastalık davranışı aşamasından
bahsedilir:
1) Semptom yaşantısı safhası: Bir şeylerin yolunda olmadığının fark edilmesi…
2) Hasta rolü taslağının çizildiği safha: Bir kişinin hasta olduğunun ve yardıma ihtiyacı bulunduğunun fark edilmesi…
3) Tıbbi yardımla temasa geçme safhası: Profesyonel yardım almaya karar verilmesi…
4) Bağımlı-hasta rolü safhası: Kontrolün hekime bırakılması…
5) Düzelme ve rehabilitasyon safhası: Hasta rolünün terk edilmesi kararının verildiği safha!

Hekim Nelere Dikkat Etmelidir
Önceki hastalık dönemleri; bilhassa standart şiddette olanlar (doğurma, taş düşürme, ameliyat olma)… Kültürel davranış tarzları; stoisizm, abartma… Özgül problemle ilgili kültürel inançlar… Mevcut soruna hastanın kişisel ve kültürel açıdan nasıl baktığı… Bunları doğru şekilde ortaya çıkarabilecek akıllıca sualler sorulması ve hastalığın, hastalık davranış ve rolünün getirdiklerinin de, götürdüklerinin de iyi tespit edilmesi gerekir.
Bu noktada, kompli¬yans (tedaviye riayet) ve tedaviye bağlılık (adherence) kavramları üzerinde biraz durmak gerekiyor. Aslında aynı şeye farklı bakış açılarını yansıtan bu iki kavrama bir de işbirliğini (cooperation) eklemekte fayda var.

Hekim-hasta ilişkilerinde başlıca dört modelden bahsedilebilir:
1) Otoriter, Aktif-Pasif Model: Her şey hekime bırakılmıştır. Bilinci bozuk veya kapalı olan, hareketsiz ya da hezeyanlı hastalarda idealdir. Hekimin mutlak yönetici olduğu ilişki tarzıdır; bu modelde hasta tam bir baş eğme, sorgusuz itaat etme durumundadır. Psikotik, işbir¬liği kurulamayan -mesela küçük çocuklarda, bilinci bozuk veya komadaki hastalarda- işe yarar. Kom¬pliyans kavramı daha ziyade bu model için geçerlidir.
2) Öğretmen-Öğrenci Modeli: Hekimin başatlığı belirgindir; babacan ve kontrol edici bir rolü vardır; hastanınki ise resesif, kabullenici ve baş eğicidir. Ameliyat sonrası bakım için idealdir.
3) İşbirliği ve Sorumlulukları Karşı¬lıklı Paylaşma Modeli: Sorumluluk ve yükümlülükler uygun bir şekilde paylaşılmıştır. Kronik böbrek yetmezliği, hipertansiyon, diyabet, -bazen de- pnömoni (zaatürre) gibi hastalıklarda, eğer hasta ve hastanın hastalığı elveriyorsa, ideal modeldir. Psikoedükasyon (hastanın ve çevresinin durum hakkında yete¬rince bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi) yeterince yapılırsa, içgörüsü yerinde olan psiki¬yatri hastalarında, mesela depresyonluların ekserisinde bu model işlevsel olacaktır. Tedaviye bağlılık ve işbirliği kavramları daha ziyade bu model için geçerlidir.
4) Dostluk Modeli (Sınır¬ların ve Rollerin Karıştığı Model): Amerikan standartlarında genellikle işlevsellikten uzak, bazen de meslek ahlakına aykırı telâkki ediliyor ve “genellikle hekimde psikolojik sorunların olduğunu düşündürür” deniyor. Empatiyle sempati, dostane yak¬laşımla dostluk etme, sevecenlikle sevme birbirine karışmıştır. Roller¬deki bu belirsiz¬lik tedavinin düzgün uygulanmasını da bozar.
Gene de, bizim kültürümüzde meseleye bu kadar katı bakılıp bakılmaması konusunun tartışma götürür yanları olduğu ve cinsel veya maddi sömürü gibi etik ya da moral ihlaller söz konusu olmadıkça, dostane yaklaşımın kültürümüze ters düşmeyeceği kanaatindeyim. Mesela bir Anadolu kasabasındaki veya şehrindeki tek psikiyatri uzmanının, bu durumda, kimselerle ahbaplık edememesi gibi saçma bir tablo ortaya çıkar.
Sağlıklı, sevgi ve saygı dolu günler dileğiyle…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.