Hemoroid Tedavisinde Geç Kalmayın!

Hemoroid Tedavisinde Geç Kalmayın!

Hem hastaya hem uzmana hemoroid tedavisinde büyük görevler düşer. Günlük hayatı olumsuz etkileyen, halk arasında basur olarak da bilinen hemoroid her yaşta ortaya çıkabilir. Özellikle 45-65 yaş aralığındaki yetişkinler ve hamile kadınlarda daha çok rastlanır. Tedaviye geç kalınma sebepleri arasında, hastaların en sık yaptığı hatalardan biri olan utanma duygusu nedeniyle muayeneye gitmekten kaçınmalarıdır.

Dr. Hakan Gökbayır

Genel Cerrahi Uzmanı

Hemoroid, anüs rahatsızlıkları arasında en sık görülen hastalıktır. Toplumda da sıkça görülen anüs bölgesi rahatsızlıkları halk arasında basur olarak adlandırılır.

Hemoroidin anüs bölgesindeki toplardamarların genişlemesi anlamına gelir. Hemoroid anüs çevresi ve rektum adı verilen anüs iç kısmında oluşur. Köken aldığı yere göre hemoroidler ikiye ayrılır; anüs çevresinden köken alan ‘Dış Hemoroid’ ve Anüs iç kısmından köken alan ‘İç Hemoroid’ olarak sınıflandırılır. Ayrıca iç hemoroidler kendi içinde 1’den 4’e kadar evrelendirilir. 1 başlangıç, 4 en ileri safha olarak kabul edilir.

Kabızlık hemoroide neden olabiliyor…

Kalıtsal: Hemoroid ve varis gibi toplardamar genişlemesinin sebep olduğu rahatsızlıklar genetik yatkınlıkla çocuklara aktarılır.

Kabızlık: Hemoroid hastalığının en önemli nedeni kabızlıktır. Kabızlık nedeniyle tuvalette aşırı ıkınma makattaki toplardamar basıncını artırarak genişlemeye sebep olur .

Gebelik: Hamile kadınlarda sık görülen konstipasyon yanı sıra rahim kısmında bebek büyüdükçe artan basınç toplardamarlara baskı yapar. Bu durum kadınlarda hemoroid oluşumu riskini artırır.

Fazla Kilo (Obezite): Diğerleri kadar risk taşımasa da fazla kilolu insanlarda da toplardamar genişlemesi sık görülür.

En sık görülen belirti açık kırmızı renkteki kanama

Hemoroid genelde ilk aşamada semptom göstermez ancak ilerleyen dönemlerde bazı belirtilere neden olur. Belirtiler görüldüğünde mutlaka bir uzmana başvurulması gerekir.

Dışkılama Esnasında Makatta Kanama: İç hemoroid hastalarında en sık görülen belirti açık kırmızı renkteki kanamadır. Tuvalet kağıdında, dışkıda ya da dışkılama sonrası klozete damlama şeklinde görülür.

Anüste Ele Gelen Meme: Bu durum hem iç hem de dış hemoroid hastalarında en belirgin bulgulardan biridir. Dış hemoroid hastalarında anüs çevresinde meme oluşumu olarak görülür. İç hemoroid hastalarında ise daha çok ilerleyen evrelerde şişlik ortaya çıkar.

Ağrı: İç hemoroid hastalarında ilk başlarda ağrı genellikle olmaz. Ancak ileri evrelerde ağrı şikayeti oluşmaya başlar. İç ve dış hemoroidlerde, uzun süre sabit oturma – ayakta durma veya anal bölgeyi üşütme sonrası kan akımı iyice yavaşlar ve böylece pıhtılaşma oluşabilir. Bu durum mevcut memenin aniden büyüyerek sertleşmesine ve şiddetli ağrıya neden olur.

Kaşıntı: Hemoroid, anüs çevresinde şiddetli kaşıntıya neden olabilir. Ancak her zaman kaşıntının tek nedeni hemoroid değildir. Anal bölgedeki cilt problemleri  ve bağırsak parazitleri de anüste kaşıntıya sebep olabilir.

Dışkı Kaçırma – Anüsten Akıntı: Hemoroid hastalarında görülen bir diğer belirti ise nadiren de olsa dışkı kaçırma ve anüsten gelen ve iç çamaşırı ıslatan akıntıdır.

Hemoroid tedavisinde birçok tedavi  yöntemi  mevcut

Özellikle başlangıç safhasındaki hemoroid rahatsızlıklarının cerrahi tedavi gerektirmez. Bu safhada, varsa kabızlığın diyet ve ilaçlarla ortadan kaldırılması, düzenli tuvalet alışkanlığının edinilmesi sağlanır. Ayrıca ağızdan alınacak toplardamar duvarı güçlendirici ilaçlar ve anüs bölgesine lokal olarak uygulanacak pomad, fitil türü ilaçlarla tedavi uygulanır. Medikal tedavi ile fayda görmeyen hastalar içinse lazer, lastik bant ile boğma, anal bölge atardamarın bağlanması, stapler hemoroidektomi ve klasik cerrahi yöntemlerin içinde bulunduğu geniş bir tedavi yöntemi yelpazesi mevcuttur.

Doğru tanı ve tedavi çok önemli

Tedavi aşamasında en önemli olanın hastaya faydalı olacak ve işlem sonrasında hastaya en az sıkıntı verecek yöntemin doğru tespit edilmesidir. Hasta açısından daha az sıkıntıya yol açacak diye yetersiz bir tedavi yönteminin kullanılması ileride hastaya daha fazla sorun çıkarır, hastalığın tekrarlamasına neden olur. Bu konuda hastanın yapması gereken, şikayetlerin başlangıcında mutlaka alanında deneyimli bir genel cerrahi uzmanına muayene olarak, doğru tanının konmasını sağlamaktır. Ek olarak hastaya ne tür bir  tedavi önerildiyse süreci uzatmadan öngörülen  tedaviyi olması gerekir.Aksi taktirde hastalık ilerledikçe tedavisi ve sonrasında gelen süreç daha zor olacaktır.

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: