İkili ilişkilerde Stockholm Sendromu

İkili ilişkilerde Stockholm Sendromu

Aşk ve onsuz yapamıyorumların altında bazen travmatik süreçler yatıyor olabilir. Aşk başka, ilişki başka yaşadığınız durum başka olabilir.

Yrd. Doç.Dr. Gül Eryılmaz

Üsküdar Üniversitesi

Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Öğr.Ü.

İnsanoğlunun şuan ilişkisi, geçmişten gelen kavramlarla kurduğu ilişki ve gelecek planları ile kurduğu ilişkiler içinde olduğu düşünülürse adeta ilişki sarmalı içindedir. Bu sarmalın içinde karşı cins ilişkisi kişilerin belki de en korumasız alanları sayılabilir.

Şiddet kelime tanımı gereği kişiyi zor durumda bırakmak, kendisinin yetersiz hissetmesine neden olmak ve çaresiz bırakmak gibi bilişsel ve duygusal süreçleri etkileyen mağdur etme durumudur.

Karşı cins ilişkilerinde Stockholm sendromu nedir ?

İlk kez psikiyatr Bejerot tarafından tanımlanan sendrom, ismini İsveç’in başkenti Stockholm’de yaşanan bir olaydan almaktadır. 1973 yılında banka soyguncusu tarafından 6 gün boyunca rehin tutulan rehinelerde beklenmeyen davranış şekilleri ortaya çıkmıştı. Rehineler polisin bankayı basacağını fark edip soyguncuları uyarmış ve mahkemede soyguncular aleyhine ifade vermek istememişlerdir. Hatta savunma ücreti için para toplamışlardır. Yine banka görevlisi bir kadın, nişanlısını terk ederek kendisini rehin alan banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler, sonunda da onunla evlenir. Karşı cins ilişkilerinde Stockholm sendromu ise psikolojik şiddette maruz kalan kurbanın partnerine aşırı bağlanması onsuz yapamayacağını hissetmesidir. Bir taraf, sürekli karşı tarafı travmatize eder. Travmaya maruz kalan karşı taraf ise giderek o ilişki içinde hapis edilir.

-Bana bunları yapıyor ama yine de onsuz yapamıyorum onsuz nefes alamıyorum

-Tamam bana kötü davranıyor ama beni sevdiğini hissediyorum. Benimde hatalarım var, onun dediklerini yaparsam sorun olmuyor, şeytan tüyü var onda, aşık oldum ne yapabilirim. Sadece bana değil herkese öyle, kötü niyetli değil, ben eskiden böyle değildim onunla birlikte olmaya başlayınca böyle oldum. Kendimi tanıyamıyorum, bir gün iyi bir gün kötü, bir gün seni seviyorum diğer gün sevmiyorum.. şeklinde olan hapis olunuşlar ile ortaya çıkabilir.

Peki neden?

Şiddet uygulayanın ilk hedefi kurban üzerinde denetim kurarak onu hareketsiz hale getirmektir. Bu nedenle sürekli ‘haksızsın yanlış yapıyorsun, sen bilemesin’ diyerek karşı tarafta yetersizlik duygularını yaratarak onu köleleştirir. Yâ da sürekli hayatında kurallarla çevresini sararak yalnızlaştırabilir. Dış dünyadan tamamen soyutlanan kurban, ihtiyaçları için kendisine baskı yapan kişiye bağımlı olduğunu hisseder. Aynı zamanda kurbanı pasifleştirdikten sonra suçlarını haklı göstermenin psikolojik ihtiyacı içindedir ve bunun için kurbanın onayına ihtiyaç duyar. Saldırganın yaptığı küçük iyilikler kurbanın gözünde büyür, zamanla kurban kendisini saldırganın yerine koyup olayları onun gözünden görmeye, yaptıklarına hak vermeye başlar. Giderek içinde bulunulan tehlike görülmemeye başlanır. Travmaya maruz kanlan kişi saldırganla travmatik bağlanma geliştirerek giderek ondan ayrılamaz olduğunu düşünmeye başlar ve gittikçe ayrılmakta zorlaşır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.