Sinemanın Sultanı Türkan Şoray

17.10.2012
809
Sinemanın Sultanı Türkan Şoray

Sinemanın Sultanı Türkan Şaoray, ‘Köyde Bir Kız Sevdim’ adlı filmle 1960 yılında Yeşilçam’a adım attı. Güzelliğiyle büyüleyen, belirgin ve etkileyici gözleri ile insanları kendine hayran bırakan sanatçı Yeşilçam’da ‘Şoray Kanunları’yla ilklere imza attı.

Sinemanın Sultanı Türkan Şoray beyazperdede olağanüstü yeteneğini ‘Hayatımın Kadınısın’ filmiyle bir kez daha sergiledi.

Bir sanatçı düşünün ki ona olan hayranlığınızı ve sevginizi kelimelere dökemiyorsunuz. İşte ben bu durumdayım. Onun güzel yüzünü ve milyonlarca ifadeyi barındıran simsiyah gözlerini anlatmaya kalksam; bunu sadece ben görmüyorum ki, herkes biliyor… Sanatçı kişiliği, yeteneği, anneliği, kadınlığı… Kısacası her şeyi özünde öyle güzel derleyip toparlayıp taşıyor ki, gerçekten kelimeler onu anlatmak için yetersiz kalıyor.. O bir gerçek sultan, o bir Türkan Şoray…

Türkan Şoray: Benim hayatım sinema. Sinema için yaşıyorum. Yeni bir işe başladığım zaman müthiş bir sorumluluk hissediyorum. Her sabah saat 9’da oraya gidip akşama kadar çalışmaktan şikayetçi değilim. Çünkü set hayatta en mutlu olduğum yer. Artık kamera önünde değil arkasında yönetmenlik yapmak istiyorum… Yönetmenliği çok seviyorum. Daha önce dört film yönettim. O filmleri bugün çeksem çok daha farklı bir bakış açısıyla yaklaşırdım. Çünkü her geçen gün insanın duyguları, düşünceleri ve hayata bakışı değişiyor. Yılların birikimi var bende; bugün kendime daha çok güveniyorum. Gerçekleştirmek istediğim çok güzel projeler var. Örneğin mevsimlik bir erkek işçinin hayat hikayesini film yapmak istiyorum. Yağmur’la okulunu bitirdikten sonra onun oynadığı, benim de yönettiğim bir film çekmek istiyorum. Bir de tamamen aşkı anlatan bir film yapacağım.

ŞÖHRETİ EMEK VEREREK ELDE ETTİK
Türkan Şoray: Oyunculuk çok zor bir şey. Kolay kolay iyi oyuncu olunmuyor. Hep uğraş vermek lazım. Benim içimde hâlâ öğrenme arzusu var. Keşke yurtdışına gitsem, oyunculuk eğitimi alsam, sinema okuluna gitsem; ne öğrenebilirim telaşındayım. Hâlâ kendimde bazı eksiklikler buluyorum. Hiçbir zaman “tamam, ben iyi bir oyuncu oldum” demedim. Demeyeceğim de… Ben birdenbire şöhret olmadım. Şimdi artık insanlar birdenbire şöhret oluyor. Görsel basın, gazeteler, televizyonlar… Bir dakikada tüm Türkiye tarafından tanınabiliyorsunuz. Ama bizim zamanımızda böyle değildi. Yavaş yavaş, emek vere vere ve hazmede hazmede bir yere geliyordunuz. O zaman bunu sindirmek, hazmetmek çok daha kolay oluyor.
-Kendi filmlerinizi izlemek hoşunuza gidiyor mu, eleştiriyor musunuz kendinizi?
Türkan Şoray: Bazen eski filmlerimi izliyorum; çok komik şeyler yapmışım gerçekten. Çok gülüyorum. Bazen seyretmiyor, yastıkla suratımı kapatıyorum. Bazen de ağlıyorum. Bazılarında ise “Çok güzel filmler yapmışız” diye düşünüyorum. Mesela ‘Vesikalı Yarim’ hiç eskimemiş. İnanılmaz bir aşk ve sinema klasiği. Bugün Türk sineması çok güzel bir yerde. Çünkü beslendikleri Türk sineması sağlam bir sinema.

PLATONİK AŞKI SEVİYORUM
Türkan Şoray: Ben aşkın dile gelmeyen, ilk başlangıçtaki halini seviyorum. Hissedersiniz de bir türlü dile gelmez ya, o çok hoş geliyor bana. Dile geldiği, “seni seviyorum” dendiği zaman büyü bozuluyor gibi geliyor… Bugüne kadar hiç kimseye ‘seni seviyorum’ demedim. Gözlerimle ifade ediyorum sevgimi. Ağzımdan bir kez ‘seni seviyorum’ çıkacağına gözlerim bin kez seni seviyorum der. Artık aşk, beraberlik yorgunluğu yaşamak istemiyorum. Çünkü aşk insanın ruhunu yoruyor. O duygularımı tamamen kapattım. Şimdi aşka kapalıyım artık. Kızımla çok güzel bir dünya kurdum kendime. Başka bir heyecan istemiyorum.
– Türkan Sultan nasıl bir kişiliğe sahiptir desek…
Türkan Şoray: Çılgın sayılabilirim. Kafa dengiyim; coşkuyu, coşkulu yaşamayı severim. Aşkım da, neşem de, hüznüm de çok coşkuludur. Burada da bazen kaçamaklar yapıyorum. Yurtdışına gittiğimde dans ediyor, dağıtıyorum. Çok çok mutsuz olduğum zaman yorganın altına girer, dünyadan soyutlarım kendimi. Bir de çok heyecanlı bir kişiliğim var tabii ki. Topluluk önünde her zaman var. “Ağzımdan çıkacak bir söz yanlış algılanabilir mi” kaygısı taşıyorum. Adımın verdiği bir sorumluluk duygusu da diyebiliriz buna… Yıllardır toplumda gördüğüm sevgi ve saygı yaşamımın en önemli değerleri, bu değerleri hep hak etmek ve korumak benim için çok önemli. Yaşam tarzımla, mesleğimde başarılı olma çabamla daha yıllarca bu güzelliği yaşamayı diliyorum.

SIRADAN BİR ANNE OLMAK İSTERDİM
Türkan Şoray: Aslında bu toplumda yaşayan herhangi biriyim; benim ayrıcalığım sanatçı kişiliğim. Zaman zaman mesleğim ve toplumun değer yargıları arasında sıkışıp kaldım. Ama toplumun, seyircimin değer yargıları hep baskın çıktı. Aslında sıradan anne olmak isterdim. Çünkü sanatçıların çocukları da hep göz önünde; akranları gibi özgün yaşayamıyorlar.
– Sağlınıza özen gösteriyor musunuz?
Türkan Şoray: Sağlığımla ilgili rutin kontrolleri yaptırıyorum. Erken teşhisin önemine inanıyorum. Hastalık hastası değilimdir. Hastalandığımda doktorumu arar, onun tavsiyesi olan ilaçları alırım. Ama doğanın şifalı bitkilerinden de faydalanırım. Aileden gelen yüksek tansiyonum var, sürekli ilaç alıyorum. Hep mantıkla yaşamaya çalıştım. Sağlıklı kalmak için ilk gençlik yıllarımdaki gibi her şeyi yemiyorum. Hamur işi, şeker mümkün olduğu kadar yemiyorum. Haşlama, sebze, balık ağırlıklı besleniyorum ve mutlaka her gün yürüyüş yapıyorum. Uykuma da dikkat ediyorum. İçki ve sigara içmemeye çalışıyorum. Yaşadığım her dakikayı değerlendirerek, sevgi dağıtıp sevgiyle yaşayarak, hayata gülümseyerek bakarak yaşıyorum.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.