Sürekli Yeme İsteğinin Suçlusu Leptin

29.11.2023
357
Sürekli Yeme İsteğinin Suçlusu Leptin

Eğer kişi karşı konulmaz şekilde sürekli yeme isteği duyuyorsa bunun altında farklı nedenler yatıyor olabilir. Psikolojik sorunlar, vücutta herhangi bir vitamin-mineral eksikliği, obezite gibi durumlar isteği tetikleyebilir. Nedenin saptanması tedavinin başarıya ulaşması için gereklidir.

Uzm. Klinik Psikoloğu Cansu Karaman

Aşırı yeme isteği yaşayan kişiler çoğunlukla negatif duygularla başa çıkabilmenin tek yolu olarak yemeği görür. Zihinlerinde sürekli “yemek düşüncesi” olduğu için her aşırı yeme atağından sonra kendilerini suçlu-depresif hissederler. Bu döngünün sonucunda ise kontrolden çıkan yeme alışkanlıkları nedeniyle büyük pişmanlık-suçluluk duyarlar.

Alışkanlıklar; üzerinde düşünmeden, otomatik olarak gerçekleşen davranışlardır. Yemek saati, oturma düzeninde yapılan değişiklikler bile sürekli yeme isteğine neden olan davranışa odaklanmayı sağlayarak daha bilinçli karar verilmesine yardımcı olabilir.

Yeme isteği geldiğinde durup, gerçekten aç olup olmadığı sorulmalıdır. Bu yöntem vücudun açlık ya da tokluk sinyallerini fark etmeyi sağlar. Bu farkındalığı kazanmak için küçük hatırlatmalar yapma ihmal edilmemelidir.

Sürekli Yeme İsteğinin 7 Sebebi

  1. Tıbbi Durumlar:Tiroid bozuklukları veya insülin direnci gibi belirli tıbbi durumlar iştahı ve metabolizmayı etkileyebilir. İnsülin, leptinin vekilidir.
  2. Leptin Direnci:Leptin, iştah ve metabolizmanın düzenlenmesinde rol oynayan bir hormondur. Beyne, “davranışını değiştirecek enerjiyi kullan!” der. Yemeyi bırakmak gerektiğinde leptin sayesinde beyne “doydum” sinyali gider. Ancak vücut leptin sinyallerine doğru şekilde yanıt vermediğinde leptin direnci, ortaya çıkar ve potansiyel olarak aşırı yemeye yol açar. Yüksek yağlı veya dengesiz beslenme, sirkadiyen ritme uygun beslenmemek, sık sık gıda tüketmek, yetersiz fiziksel aktivite ve bazı tıbbi durumlar leptin direncine neden olabilir.
  3. Duygusal Açlık:Duygusal yeme, fiziksel açlıktan ziyade duygular tarafından tetiklenebilir. Stres, can sıkıntısı, üzüntü ve diğer duygular, başa çıkma yolu olarak yeme isteğine yol açabilir. Fiziksel açlıktan ziyade duygulara tepki olarak yemek, alternatif başa çıkma mekanizmaları;

*1-2 bardak su içip 20 dakika beklemek,

*tarçınlı bitki çayı içmek,

*sevdiğiniz biriyle telefonda konuşmak,

*aktivite ile meşgul olmak,

*spor yapmak, gibi uygulanabilir.

  1. Vitrin Gıdaları Tüketmek:Kalorisi yüksek, besin değeri düşük gıdalardır ve sürekli açlık hissine yol açarlar. Meyve, sebze, tam tahıl, bitkisel proteinler gibi besin öğelerinden zengin gıdalar daha tok hissetme ve vücut için gerekli besinleri sağlamaya yardımcı olur.
  2. Dengesiz Beslenmek:Makro besinler (karbonhidratlar, proteinler ve yağlar) ile mikro besinler (vitaminler ve mineraller) arasında denge olmazsa vücudun ihtiyaç duyduğu sürekli enerji ve tatmini sağlayamayabilir. Yeterli enerji olmadığında da leptin direncine neden olur.
  3. Yeterince Su İçmemek:Bazen açlık hissi dehidrasyonla karıştırılabilir. Gün boyunca yeterince su içtiğinizden emin olun. Çay, kahve, meyve suyu, maden suyu yerine, bol su içilmelidir.
  4. Uyku Bozuklukları:Uykusuzluk, uyku-uyanıklık döngüleri, hormon üretimi de dahil olmak üzere çeşitli fizyolojik süreçleri düzenleyen sirkadiyen ritmi bozabilir. Sirkadiyen ritimdeki bozulmalar açlığın zamanlaması ve vücudun enerji dengesini düzenleme yeteneğini etkileyerek düzensiz yeme alışkanlıkları ve yüksek kalorili beslenmeye neden olabilir. Kronik uyku yoksunluğu ve yüksek kortizol düzeyleri, kilo alma, obezite riskini artırabilecek metabolik değişikliklerle ilişkilidir. Bölünmüş uyku, artan stres, değişen hormonal denge, aşırı yeme ve kilo almaya neden olabilir. Leptin direncini uyandırıp kısır döngü de başlatabilir. Uykuya dalma veya uykuyu sürdürmede zorlukla karakterize edilen uykusuzluk, normal kortizol ritmini bozabilir. Yüksek kortizol seviyeleri iştahı ve yiyecek tercihlerini etkileyebilir.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.