google.com, pub-2571312230047356, DIRECT,f08c47fec0942fa0

10 Yılda Sperm Sayısı 5 Milyon Düştü

10 Yılda Sperm Sayısı 5 Milyon Düştü

Erkek üreme sağlığında sperm sayısı hızla düşmeye devam ediyor. Dünyada giderek artan kısırlık sorununun çevre ve yaşam koşullarıyla ilişkisi gündeme taşındı. Günlük yaşamdaki stres, aşırı kilo, hareketsizlik, sigara ve alkol tüketimi gibi faktörler üremeye yardımcı tedavilerin başarısını etkiliyor.

Prof. Dr. Gürkan Uncu
Kadın Sağ. ve Doğ.A.D.Öğr. Üyesi

İnfertilite tedavisinde erkeklerde karşılaşılan sorunlar, sperm sayısında, hareketlerinde azalma ve şeklinde bozulma olarak açıklanırken, kadındaki ana nedenler ise yumurtlama bozuklukları, rahim ve kanallardaki yapışıklıklar olarak gösteriliyor. Gebeliğin oluşmamasının nedenlerine oransal olarak bakıldığında, kabaca yarısı erkeklerden yarısı da kadınlardan kaynaklanan sorunlar olarak gösteriliyor.

Prof. Dr. Gürkan Uncu, “Gebeliğin oluşmadığı 1 yıl sonunda, yüzde 85 hastada bu sorunlar saptanırken, yüzde 15 çiftte ise bu durumu açıklayacak bir sorun saptanamamakta ve bu durum “nedeni açıklanamayan infertilite” olarak izah edilmeye çalışılmaktadır” diyerek şu bilgileri veriyor:

Endüstrileşmiş ülkeler kısırlık nedeni

“Gebe kalamayan bir çiftin açıklanan nedenler ve nedeni bulunamayan gebelik durumunda çevresel faktörlerle ilişkisi de önem kazanıyor ve incelediğimizde 3 durum öne çıkıyor. Bunların içinde, en önemlisi ‘endometriozis’ olarak adlandırılan hastalık. Bu hastalık kısaca, rahmin içini döşeyen ve sadece rahmin içinde olması gereken bir tabakanın vücudun diğer yerlerinde olması halidir ve bir infertilite nedenidir. Dünyada görülme ve saptanma sıklığı gittikce artmaktadır. Özellikle endüstrileşmiş ülkelerde ve ülkelerin endüstrileşmiş kentlerinde sık görülmektedir. Bu hastalık ile çevresel faktörler arasında ilişki kurmamızı sağlayan madde ‘ dioksin’dir. Dioksin bir  poli-halojenize dibenzen türevidir. Çevre kirlenmesinde önemli rol aldıkları ve kanser sebebi oldukları için önemlidir. Günümüzde üretilmemekle birlikte kimyasal sanayide örneğin PVC ve kağıt üretiminde ara ürün olarak çıkarlar. Hepimiz gün içinde dioksine maruz kalıyoruz. Dioksinin metabolitleri olan PCDD (Polichlorinated dibenzo dioxin), PCDF (Polichlorinated dibenzo furan), PCB (Polichlorinated biphenyl) ciddi toksisite içerirler. Lipofilik bileşiklerdir, çevrede ve yiyeceklerde depo edilebilirler. PCDD en toksik dioksin çeşididir. Özellikle endüstrileşmiş ülkelerde insanlar dioxin ve PCB’ye yiyeceklerle maruz kalıyorlar ve bu maddeler yağ dokusunda depo ediliyor. Tetradioksin, 2004 yılında Ukrayna Başkanı Viktor Yuschenko’nun zehirlenmesiyle tekrar gündeme geldi ve kandaki Tetrachlorodibenzodioksin(TCDD) düzeyi normalin 50000 katı olarak bulundu. İlk kez TCDD maruziyeti ile endometriozis arasındaki bağlantıya dikkat çekilen çalışma, Rhesus maymunları’nın yiyeceklerine yıl boyunca 0.5 veya 25 PPT, TCDD eklendikten sonra doza bağlı olarak endometriozis hastalığının oluştuğunun gösterilmesidir.  Avrupadaki 6 ülkeyi kapsayan önemli bir çalışmada, endometriozis hastalığınin en fazla Belçika’da olduğu ve bu ülkedeki kadınlardaki kan dioksin düzeyinin diğer ülkelerle karşılaştırıldığında en fazla olduğu bulunmuştur.”

Spermler 10 yılda, 5 milyon azaldı…

Gebeliğin oluşmamasında çevresel faktörlerin etkili olduğu bir diğer durumun spermde olan değişiklikler olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Gürkan Uncu, “20 yıl önce normal sperm değeri olarak 1 ml’de 40 milyon olması gerekliliği kabul edilirken, bu değer 10 yıl önce bir ml’de 20 milyon ve 1 yıl önce 15 milyon/ml olarak kabul edilmeye başlandı. Gerçek olan şey dünyada sperm sayısının gittikce azaldığıdır. Bu azalmanın en önemli nedenleri çevresel faktörler ve yaşam şeklindeki değişiklikleridir. Literatürde çok sayıdaki çalışma ile sperm konsantrasyonunun, hareketinin ve şeklinin etkilendiği gösterilmiştir. Özellikle radyasyon ve yüksek ısı, sigara gibi hava kirliliğinin, spermin içinde genetik şifreyi sağlayan DNA’nın bütünlüğünü bozduğunu biliyoruz” diyor ve şunları ekliyor:

“Gebeliğin oluşmasında sık olarak karşımıza çıkan ve çevresel faktörlerle ilişkili diğer bir durum ise kadınlardaki yumurta kapasitesinin azalması ve buna bağlı yumurtalık fonksiyonlarındaki bozukluktur. Yumurtalık kapasitesine zarar verdiği bilinen en bilindik çevresel faktör sigaradır. Sigara içiciler daha az yumurta üretirler, üretilen yumurtanın döllenme kapasitesi düşüktür ve bu kadınlar daha erken menopoza girerler. Ağır metaller, solventler, pestisidler, plastik ve endüstriyel atıkların hormonal ve bağışıklık sistemini bozarak yumurtalık fonksiyonlarını ve buna bağlı olarak gebelik oluşumunu engelledikleri bilimsel çalışmalarda net olarak gösterilmiştir.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.