Yetişkin Seçme Sınavı

Her yıl sınavdan sonra medya, uzmanlar sonuçlar üzerinde durur, yorumlar yapar. Bunların çoğu karanlık ve umut kırıcıdır.
Erdoğan Yılmaz –
İstanbul Kültür Eğitim Kurumları (İKEK) – Genel Müdürü
Öğrenci, veli, öğretmen, yönetici için sınav sonuçları çok önemlidir. Hafif korku, tehdit ve hatta sözel bir şiddet duygusu yetişkinlerden çocuklara yayılır. Korku, tehdit, şiddet kültürü başarının can düşmanıdır. Genellikle bilgisizlik, bilinçsizlik ve inançsızlıktan kaynaklanır.
Buradan iyi bir sonuç çıkması olanaksızdır.
Ana babalar dahil, kimsenin çocuklarımız üzerinde böyle bir baskı ve terör yaratma hakkı yoktur!
Sözümona bilgi çağındayız başta eğitimciler olmak üzere annelerin ve babaların çoğu okumuyor. Yıllar önce yazmıştım: Acaba “Yetişkin Seçme Sınavı” yani YSS yapacak olsak kaçımız eli yüzü düzgün bir puan alabilirdik?
Sevgili Akşit GÖKTÜRK’ün yazdığı gibi “okumayan okur yazarlar”dan oluşan, ya da Sevgili Uğur MUMCU’nun dediği gibi “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi” bir toplum olduğumuz için ve “zaten her şeyi de bildiğimizden” buna gerek duymuyoruz!..
Şimdi örneğin soruyorum: Kaç yönetici, kaç eğitimci, kaç öğretmen, kaç yazar-çizer, kaç veli “oluşturmacılık” ya da “yapısalcılık” diye bir öğrenme yaklaşımının ilköğretimden başlayarak okul programlarımıza, kitaplarımıza ve öğretmen kılavuzlarına yansıdığını biliyor ya da duydu ve merak edip bir şeyler okudu? Bu insanlardan kaç uygulayıcı derslerini bu yaklaşıma uygun olarak hazırlıyor ve bu temele göre ölçüp değerlendiriyor?
Oysa ulusal sınavlardaki sorular artık bu yaklaşım dikkate alınarak hazırlanıyor. Bu sınavda başarı için, süreç, uygulama, yöntem ve tekniğin ölçme ve değerlendirme ölçütlerine uygun olması gerekmez mi? Uygulayıcı öğretmen bilmezse ve bilmesi yetmez uygulamazsa, bunun için yetiştirilmezse ilk sınavda foyamız ortaya çıkmaz mı?
Sorun şurada: Kitap-program, yöntem-uygulama başka yerde, ölçme-değerlendirme başka yerdedir ve uygulayıcılar bu işten habersizdir. Onlar hala “hoca efendi buyurdu ki” mantığı içinde “eski tas eski hamam” yıllardır ezberledikleri yöntemle aynı şeyleri sınıfta tekrarlayıp durmaktadır.
Başının çaresine bakmak zorundaki yalnız ve mutsuz öğretmen ne yapsın? Bu böyle giderse sonuç hep aynı çıkacak özeli-resmisi, gelişmiş-gelişmemiş bölgesi fark etmeyecek, okumayan, bilmeyen ve uygulamayan hep yitirecektir.
Unutmayalım, eğitimde “değişim” bir seferberlikle olur, kendimizden ve öğretmenden başlar, sistem yaklaşımı izler.
Programı yap, kitabı hazırla yönetici aynı yönetici, öğretmen aynı öğretmen, yöntem aynı yöntemse başarısızlığa şaşma hakkımız yoktur!
NOT: Bu yazı 2009 yılında ve Milliyet Gazetesinde yayınlanmıştır. YGS ile ilgili gelişmeler bana başlığı yeniden anımsattı ve yazının hala güncel olduğunu düşündürdü. Haksız mıyım?
Geleceği yapacak çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler hepsi aydınlatılmalıdır ki, yetiştirecekleri çocukları bu millet ve memlekete hizmet edebilecek, yararlı olabilecek şekilde yetiştirsinler.
M. K. ATATÜRK (1923)









