Tanrıdan Geleni Söyle

17.10.2012
802
Tanrıdan Geleni Söyle

Spiritüel Yaşam Koçu Işık Elçi ‘Tanrı’dan Geleni Söyle’ isimli son romanında bir kız çocuğunun babasına olan özlemini, sevgisini nasıl Tanrısallaştırdığını anlatıyor. 

Haber: Seda Taşkıran

Işık Elçi’nin Tanrıdan Geleni Söyle romanı ile ilgili röportajını okumaya başlamadan önce, onun ilginç hayat hikâyesini bilmeyenler için hatırlatmak yazıyı daha etkili kılacaktır, diye düşünüyorum. İçimizden kaç kişi rüyalarını dikkate alıp, yaşamının gidişatını o yönde düzenler? Bence çok az … Işık Elçi, çok az kişi olarak nitelendirdiğimiz insanlardan biri. İzmir’ de Emel olarak doğdu. Gördüğü bir rüya üzerine ismini geride bırakarak kendi yolunda ilerleme kararını verdi. Sonuç; şimdi başarılı bir yaşam koçu ve yazar…

Hayal gücü ile yaşanmışlıkları birleştiren, duygularla hareketleri özümseyen günlük tadındaki bu romanda karakterin hayatı ve anı yaşarken hissettiklerini aynı anda hissedecek ve kendi hayatlarınızdan kesitler bulacaksınız.

-Bir yaşam koçu olarak son kitabınız ” Tanrı’dan Geleni Söyle ” yi yazarken okuyuculara vermek istediğiniz mesaj neydi?

Tanrıdan Geleni Söyle benim çocukluğumun iki buçuk yılını anlatıyor. Aslında ihtiyaçtan doğdu bu kitap. Şimdi kişisel gelişim çalışmaları yapıyoruz ama bizde her şeye sıfırdan yaptık. Fakat insanların bizi gördükleri bir nokta var ve sanki biz birden bu noktaya gelmişiz. ‘Nasıl olsa paranız var, konuşması kolay’ şeklinde düşünüyorlar. İnsanlarda benim gördüğüm hayatla ilgili umutsuzluk var.  Doğduğumuz andan itibaren herkesin kendine ait hayat sahnesi ve koşulları vardır. Biz zannediyoruz ki hangi ortamda doğarsak, o bizim şansımızdır, hayatımız ve onunla devam ederiz.

-Bu konuyu biraz anlatabilir misiniz?

Hayat şartlarını kişinin kendisi değiştirebilir. Bu tamamen bir seçimdir. Bir deneyim yaşarsınız ya da belli bir koşula gelirsiniz ve bu durumda önünüzde yapabileceğiniz iki şey vardır. Ya o yaşadığınız deneyimlerin veya koşulların sizi sertleştirip mutsuz etmesine izin verirsiniz ya da tam tersi olarak sevgiyi seçersiniz. Ben de bu kitabı yazdım ki insanlar benim de geçtiğim yolları görsünler ve başarılı olunabileceğini bilsinler. İnsanlar kendilerine ve yaradana inanırlarsa, çalışarak, üreterek, tanrının onlara verdikleri yetenekleri kullanarak kendilerine ve hayallerine inanıp yola devam ederlerse başarılı olmaları mümkündür. Mesela ben bir dönem çok sıkıntılar yaşadım ve çantalar, kemerler yaptım, pazarda sattım. Ama o durumda bile hayattan vazgeçmedim, benim koşullarım bu diye düşünüp oturup ağlamayı seçmedim. Kendi şansımı yarattım. Yani o durumdayken yapılabilecek ne var, benim nasıl bir yeteneğim var, bunu nasıl hayata geçirebilirim ve farkı nasıl yaratabilirim diye düşünülmesi gerek. Benim şansım rüyalara inanmamdı. 17 – 18 yaşımdan beri rehber rüyalar görüyorum ve o rüyaların yorumuyla da hayatıma çok şekil verdim. Bugün eğer bulunduğum noktadaysam, yaradanın o rehber rüyalarını doğru bir şekilde yorumlayıp hayata geçirmemin yüzde doksan gibi büyük bir payı var.

– Rehber rüya terimini nedir? Siz rüyalarınızın rehberini nasıl buldunuz?

Ben de ilk rüyalarımı gördüğüm zamanlarda bunların aslında rehber rüya olduğunu bilmiyordum. Sadece rüya olarak değerlendiriyordum. Ama hissel olarak rüya tabirleri kitaplarına baktığımda, hayır bu rüyanın karşılığı bu anlamı taşımıyor diyordum. Bana ilk rüyamda “ Neden yazmıyorsun ? Yazmalısın. ” dendi ve ben çocukluğuma dönüp baktım. Ortaokula giderken sınıfta en iyi kompozisyonu yazan bendim ve öğretmen benimkini en sona bırakıp örnek kompozisyon olarak okuturdu. Sonra edebiyat öğretmenimin mutlaka yazmalısın dediğini hatırladım. O zaman ben bunu eğitimini almalıyım diye düşündüm ve rüyamı hayata geçirdim. Tabi ki bilinç altı rüyaları da var. Fakat rehber rüyalar çok nettir ve o size bir şekilde hatırlatılır. Yani siz hatırlamadan uyansanız bile, örneğin size rüyada bir kitap verilmiştir ve o gün bir yere gidersiniz ve birini o kitabı okurken görebilirsiniz. O kitabın içindeki bilgiler sizin hayatınıza bir ivme kazandıracaktır. Çok farklıdır rehber rüyalar. Diyelim ki parasal anlamda sıkıntı yaşıyorsunuz ya da ilişkimi nasıl düzeltebilirim diye düşünüyorsunuz. Siz bu soruları sorduğunuz anda size rüyalar aracılığıyla bu sıkıntılarınıza çözüm olacak cevaplar gönderilir. Tabi ki bire bir çözümleriyle değil. Rehber rüyalarda bilinç altı rüyalarında oluğu gibi karışık semboller olmuyor. Rehber rüyalar bir film netliğinde oluyor. Herkes o filmi izlerken kendine göre bir anlam çıkarır. Kişiler o anlama bakmalılar. Rehber rüyalar ya gelecek ile ilgili bilgi verir ya yolu gösterir ya da sorduğunuz sorulara gerçekten iyi niyetle cevap verir.

-Yine de yorumu yine kişinin kendisi yapıyor yani?

Evet, en güzel yorumu kişini kendisi yapıyor. Ben yedi yıldır Türkiye’de bu bilinci oluşturmaya çalışıyorum. Güzel de bir yol aldı. Rüya tabirleri kitaplarını kesinikle onaylamıyorum. Çünkü herkesin rüyası parmak izi, saç teli gibi kendine özeldir. Kişilerin  bir önceki yaşadıkları gün, hayatla ilgili soruları, deneyimleri, yatmadan önce zihinlerinde olan en son şey bile rüya sürecini etkiliyor ve rüyanın her bir ayrıntısı yoruma fark katar. Ama insanlar klasik rüya tabirleri kitaplarını açıp anlamlara bakıyorlar ve rüyalara olan inançlarını yitiriyorlar ya da rüyalar sadece bilinç altı ya da bastırdığımız duygular olarak tanımlandığı için uzak duruyorlar.

– Spritüel Yaşam Koçluğu ile Yaşam Koçluğu arasındaki fark nedir?

İnsanlar bir şeylere sahip olmak adına koçluk eğitimi alıyorlar. Ama spritüel yaşam koçluğu diyor ki; önce mutlu ol, kaynaklarının ve yeteneklerinin farkına var. Ruhsal yönden kendini geliştirmeden kişi istediği kadar istediği şeye sahip olsun ki görüyoruz, çok insanla çalışıyoruz, dışarıdan bakıldığında evi, arabası, çocukları var, neden mutsuz ve neden panik atak yaşıyor? Spritüel Yaşam Koçluğu’nda dünyevi hedeflerle ruhsal hedefleri bir araya getiriyoruz. Mesela kitap yazmak istiyoruz. Peki kitap yazmak istememizdeki ruhsal amaç ne? Neden yazmak istiyoruz? Ünlü olmak, tanınmak için mi yoksa o kitabı yazdığımızda insanlara mutluluk vermek, farkındalık katmak ve kendi yeteneğimizi kullanmak için mi? Birinci niyetle bunu istiyorsak emin olun ki bir süre sonra tıkanıklıklar yaşarız. Fakat ruhsal amacımızı bilerek bu hedefi gerçekleştirdiğimizde, o noktaya geldiğimiz zaman dünyevi ve ruhsal anlamda her şeye sahip olduğumuz için başarıyı içimize alır ve tadını çıkarırız. Spritüel yaşam koçluğunu bu amaçla ve çok büyük bir zevkle yapıyorum. Çünkü sadece dünyevi yaşam ile ilgili değil sorumluluklarımız. Ruhsal yaşamımızdan da sorumluyuz. İyileştirmemiz gereken çok yönlerimiz var ve her iyileşme denize dokunduğunuz dalga gibidir. Yani bir bireydeki bir iyileşme veya değişme o kadar yayılıyor ve etrafındaki insanları o kadar etkiliyor ki.

– Hayatından memnun olmayan, sıkıntılar yaşayan ve anlattıklarınıza inanmayan kimseler olabilir. İnanan ve inanmayanlar arasında köprü oluşturulabilinir mi?

Aslında bu konuda bir köprü oluşturmak gibi bir kaygım yok. İsteyen, kararını vermiş ve inanan kişilerle çalışıyorum. Ama her iki kesimden de insanlar geliyor zaten. Süreç bir yıl sürüyor. Geldiklerinde ve değişimi hayatlarında gördüklerinde inanıyor, o sürece devam ediyorlar. Spritüel Yaşam Koçluğu’nun temelinde yüzde elli benim sorumluluğum yüzde elli de gelen kişinin sorumluluğu var. Ben ödevler veriyorum ve diyorum ki bu ödevleri yapmazsanız hiç gelmeyin, benim vaktimi almayın. Çünkü ben oradan kişileri test ediyorum.  Verdiğim ödev yapılıyorsa o kişinin hakikaten kararlı olduğunu ve hayatıyla ilgili bir şeyler yapmaya çalıştığını görüyorum. Mücadele ederken risk de almanız gerekiyor. İnsanlar istiyorlar ki hiçbir şey kaybetmesinler ama bir şeyler daha kazansınlar. Ama bu şekilde başarı elde etmek kolay değil.

-İnsanlar bir yıl süresince ne kadar sıklıkla size geliyorlar?

Ben ona sınır koyamıyorum. Herkesin ekonomik durumu belli. Benim kalbimden geçen haftada bir gelinmesi çünkü o şekilde çok hızlı ilerleyebiliyoruz. En az ayda iki kez gelin, fakat ayda iki kez gelirseniz süreç uzayabilir diyorum.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.