Eğitmek ve Çocuğun Özgünlüğü

“Eğitmek” deyince ne anladığımız açık seçik belli mi? Sizce evde anne baba, bir okulda öğretmen ve yöneticiler, sistemi yöneten herkes, bu kavram için aynı düşünceler, ilkeler etrafında birleşiyor mu?
Erdoğan Yılmaz
İstanbul Kültür Eğitim Kurumları
‘Eğitmek’ deyince ortak bir tanım yapabiliyor mu acaba? Uzağa gitmeden bir deneyin; aynı çatı altında çocuklarını eğitmek amacında birleşmiş aile bireyleri…
Bu soru ve deneyi gereksiz bulanlar ya da “eğitim, eğitimdir; eğitim çocuğu hayata hazırlamaktır, eğitim ‘iyi’ okulları kazanmaktır, okulda ve sınavlarda başarılı olmaktır, adam olmaktır…” vb. gibi yanıtlar verenler az değildir.
Oysa bu yanıtlar, teker teker bakıldığında pek yanlış sayılamazsa da birbiriyle örtüşmeyen, ilişkisiz ve hatta çelişkili düşünceleri de çağırmakta bir görme özürlünün fil tanımına benzemektedir. Biraz da bu nedenle çocuğa biçilen rol ve giysi çoğu kez onun bedenine uymamakta, sorunlar yaratmakta ve büyük olasılıkla bunlar çocuğun geleceğini biçimlendiren etki ve sonuçlar yaratmaktır.
Kısacası bu yanıtları sorulara dönüştürürseniz kafanızın iyice karışacağını, yanıtların pek de geçerli olmadığını, daha önemlisi sizin biçtiğiniz giysi ya da beklentilerin, korkarım çocuğunuza o kadar da uymadığını göreceksiniz. Örneğin, “adam olmak” sizce nedir? Çocuğun hayata hazırlanmasından ne anlıyorsunuz? Başarılı olmayı nasıl tanımlarsınız? Sınav başarısı ile okul, aile, meslek ve yaşam başarıları arasındaki ilişki nedir?
Sadece bir kaçını sıraladığım bu sorular üzerinde sanırım anne-baba, okul, öğretmen, yönetici ve sistemi biçimlendiren herkes ciddi olarak düşünmeli ve ortak bir akıl yaratmak için çaba harcamalıdır. Bu yapılırken temel ilke çocuğun başkaları ile karşılaştırılarak yetersizlik duygusunu yerleştirmemektir. İkinci bir ilke, onu dünyaya getirmiş olsak bile kendimize benzetmeye çalışmamak, eğitelim derken “eğip bükmek”ten kaçınmaktır. Bu kendi tatminsizliklerimizi, gerçekleştirilmemiş hedef ve özlemlerimizi onun üzerinden hayata geçirmeye çalışmak gibi bir tehlikeyi de içerir.
“Eğitmek”ten söz ediyorsak ana eksene çocuğun “özgün birey-insan” ve giderek “özgür ve bağımsız birey” ama sorumlulukları ve sınırları olan bir “yurttaş-insan” olduğu gerçeğini koymalıyız. Bu, onun her iki boyutta da “kendini gerçekleştirmesi”ni desteklemek anlamına gelir. “Eğitmek” de aslında budur…
Çocuğu böyle bir yaklaşımla ele almayan, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda gelişmenin önünü açmayan herhangi bir eğitim çabası, ara sıra belki bazı başarılar (!) elde edebilir ama sürekliliği olan uzun soluklu, yaşamın tümüne yayılan ve iz bırakan sonuçlara kolay kolay ulaşamaz.
( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir )
Biz her şeyi gençliğe bırakacağız… Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir. (1919)
M. K. ATATÜRK









